Özgün Metin

Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlü feʿūl

Bir tuḥfe-i lāhūtsuñ el-ḥaḳ beşere
Ey muʿcize-i bāhire-i muʿtebere
Pirāye idiñ levḥ-i ḳadīm-i ḳadere
Reşk-i felek itdiñ yeri indikde yere

Günümüz Türkçesiyle

1. Gerçekten sen insanlara ilahî âlemden (lâhût) gelmiş bir armağansın; ey parlak, değerli mucize!

2. Kader levhinin ezelî süsüydün; yere indiğinde yeri feleğin kıskanacağı hâle getirdin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Sure rubailerinin ardından gelen bu dörtlük, Kur'an'ın bütününe seslenir ve onu iki yer arasında, gökte ve yerde, konumlandırır. Kur'an önce "levh-i kadîm-i kader"in, yani her şeyin yazılı olduğu Levh-i Mahfuz'un süsüdür; sonra yere iner ve bu iniş yeryüzüne göklerin bile kıskanacağı bir değer kazandırır. "Lâhût", tasavvufta ilahî âlemin adıdır; Kur'an bu âlemden insana gönderilmiş bir "tuhfe", armağandır.

Rubainin kafiyesi "beşere", "mu'tebere", "kadere" ve "yere" kelimeleriyle kurulur; dört mısranın dördü de aynı sesle biter. Son mısradaki "yere indikde yere" söyleyişi aynı kelimeyi iki kez kullanarak inişi ses düzeyinde de duyurur. Yerin göğü kıskandırması, alışılmış düzenin tersine çevrilmesidir; çünkü divan şiirinde çoğu zaman yer gökte olana özenir. Burada ise vahyin inişiyle yeryüzü göğün imrendiği bir yer olur.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 100 (şiir no. 85; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar