Özgün Metin
کَم مِن مَلِکٍ ربَّ نَبِیٍّ مَبعُوث
کَم عابِدِ حقٍّ وَیعَوُقٍ و یَغُوث
کُلًّا نَفَشَ الدَهرُ قَباعِهنِهِمو
مُلقَونَ علی الارض کَفَرشٍ مَبثوثُ
Bu sayfa için yapılan Latin harfli okuma:
Kem min melikin rubbe nebiyyin mebʿûs
Kem ʿâbidi ḥaḳḳin ve Yeʿûḳin ve Yeġûs
Küllen nefeşe'd-dehru ke'l-ʿihni humû
Mulḳavne ʿale'l-arḍi ke-ferşin mebsûs
Günümüz Türkçesiyle
1. Nice hükümdar, nice gönderilmiş peygamber; nice Hakk'a kulluk eden ve (nice) Ye'ûk ile Yeğûs'a (putlara) tapan!
2. Zaman hepsini atılmış yün gibi didip dağıtmış; yeryüzüne serpilmiş bir döşek gibi atılmışlar. (Üçüncü mısraın okunuşu kesin değildir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Ölümün herkesi eşitlediği düşüncesini anlatan bu Arapça rubai, Kur'an'ın iki suresinden alınmış imgelerle kurulur. İlk beyitte hükümdarlar ve peygamberler, Hakk'a kulluk edenler ve putlara tapanlar aynı listede sayılır. Ye'ûk ve Yeğûs, Nûh suresinde (71/23) Nuh kavminin taptığı putlar arasında anılan adlardır; şair bunları, putperestliğin bütün tarihini temsil eden iki isim olarak kullanır.
İkinci beyit, Kâria suresinin kıyamet tasvirini hatırlatır. O gün insanlar "yayılmış pervaneler gibi", dağlar "atılmış renkli yün gibi" olacaktır (101/4-5). Cûdî bu tasviri kıyametten zamana taşır: zaman, "dehr", hepsini didilmiş yün gibi dağıtmış ve yeryüzüne serpmiştir. Tezde Arap harfleriyle basılmış üçüncü mısradaki bir kelime bozuk görünür ve burada surenin "ke'l-ʿihn", yün gibi ifadesine göre okunmuştur; son mısraın sonundaki "ferşin mebsûs" da surenin "ferâşi'l-mebsûs" ifadesine yakındır. Tezde bulunmayan okuma ve çeviri, bu düzeltmelerle birlikte bizim denememizdir.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 101 (şiir no. 88; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






