Özgün Metin
حق کفت که حق نور سماوات وزمین
مابین سماوات و زمین نیز چنین
چون ماو شما نور خداییم، چرا
بینای خوداینم، خدارا نا بین
Latin harfleriyle okunuşu (okuma bizimdir):
Ḥaḳ goft ki Ḥaḳ nûr-ı semâvât u zemîn
Mâ-beyn-i semâvât u zemîn nîz çenîn
Çün mâ vu şumâ nûr-ı Ḫudâyîm çirâ
Bînâ-yı ḫodîm Ḫudâ-râ nâ-bîn
Günümüz Türkçesiyle
1. Hak, "Hak göklerin ve yerin nurudur" dedi; göklerle yer arasında olanlar da öyledir.
2. Biz de siz de Allah'ın nuru olduğumuz hâlde, niçin kendimizi görür de Allah'ı görmeyiz?
Edebî ve Tarihî Yorum
Nûr suresindeki "Allah göklerin ve yerin nurudur" (24/35) ayeti, Kur'an'ın en çok yorumlanan ayetlerinden biridir ve bu Farsça rubainin dayanağıdır. Şair ayeti birinci mısrada aktarır, ikinci mısrada genişletir: göklerle yer arasındaki her şey de o nurdur. Buradan bir soru çıkar: biz de siz de Allah'ın nuru isek, niçin kendimizi görürüz de Allah'ı görmeyiz?
Sorunun cevabı rubaide verilmez, ama divanın başka şiirlerinde açıkça söylenir: insanın benliği bir perdedir ve kendini gören, kendinde görünen nuru göremez. "Âyîne Karşısında" gazelinde aynadaki suretin aslında bir mazhar, bir görünme yeri olduğu söylenmişti; bu rubai aynı düşünceyi bir soru olarak sorar. Tezin Arap harfli dizilişinde son mısraın ilk kelimesi "خوداینم" diye basılmıştır; burada "ḫodîm", kendimiz okunmuştur. Okuma da çeviri de burada yapılmıştır.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 104 (şiir no. 99; yazma vr. 36a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






