Özgün Metin
Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlün faʿ (fāʿ) ve Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlü feʿūl
Eyler feyeżān feyż-i vücūd-ı ḥaḳḳ dād
Endāme göre ḫilʿat alır istiʿdād
Īcād-ı ʿādem ṣanma hem iʿdām-ı vücūd
İʿdām-ı ʿadem maʿnī-i lafẓ-ı īcād
Günümüz Türkçesiyle
1. Hakk'ın varlık feyzi, bağışlayarak taşar; kabiliyet, boyuna göre bir elbise (hil'at) alır.
2. Yaratmayı, yokluğu var etmek ve varlığı yok etmek sanma; "îcâd" kelimesinin anlamı, yokluğu yok etmektir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Başlıktaki "Zübde-i Esrâr-ı Tasavvufiyye, Umde-i Akâid-i Vücûdiyye", tasavvuf sırlarının özü, vücûdiyye inancının dayanağı anlamına gelir. "Vücûdiyye", vahdet-i vücûd düşüncesini benimseyenlere verilen addır. Rubai, bir önceki Türkçe rubaide verilen Ehl-i Sünnet özetinin yanına bu kez varlığın birliği açısından bir yaratılış tarifini koyar.
İlk beyitte yaratılış bir feyz, bir taşma olarak anlatılır. Varlık Hakk'tan taşar ve her şey kendi kabiliyeti ölçüsünde bu varlıktan pay alır; terzi benzetmesiyle söylenirse, her kabiliyet boyuna göre biçilmiş bir elbise giyer. İkinci beyit ince bir kelime tanımına dayanır. Yaratmak yokluktan bir şey çıkarmak değildir; çünkü yokluk bir şey değildir ki ondan bir şey çıksın. "Îcâd", var etmek, aslında yokluğu ortadan kaldırmak, varlığın görünmesine engel olanı silmektir. Bu tarif, varlığın tek ve Hakk'a ait olduğunu, yaratılmışların ise o varlığın görünüşleri olduğunu söyleyen vahdet-i vücûd anlayışının kısa bir formülüdür.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 105 (şiir no. 103; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






