Özgün Metin
Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlün faʿ (fāʿ) ve Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlü feʿūl
Cūyende-i esbāb-ı beḳā ehl-i ḥayāt
Eñ sevmedigi şey var ise rūy-ı memāt
Bilmez ki fenā elçisidir müştehiyāt
Leẕẕetle gelir hādim-i beyt-i leẕẕāt
Günümüz Türkçesiyle
1. Hayat ehli, kalıcılığın sebeplerini arayandır; en sevmediği bir şey varsa, o da ölümün yüzüdür.
2. Bilmez ki arzu edilen şeyler yokluğun elçisidir; lezzetler evini yıkan (ölüm), lezzetle gelir.
Edebî ve Tarihî Yorum
İnsan ölümden kaçar, ama arzuları onu ölüme götürür; rubainin konusu bu çelişkidir. Yaşayanlar kalıcılığın sebeplerini arar ve en çok ölümün yüzünden hoşlanmaz; ama aradıkları şeyler, "müştehiyât", arzular, aslında yokluğun elçileridir. İnsanı tüketen, sevdiği şeylerdir.
Son mısra bir hadise dayanır: "Lezzetleri yıkanı çokça anın"; bu hadiste ölüm "hâzimü'l-lezzât", lezzetleri yıkan diye anılır. Cûdî bu sözü bir mekân imgesine çevirir: ölüm "lezzetler evini yıkan"dır ve bu yıkıcı, evin kapısına lezzetin kendisiyle gelir. Yani ölüm, sevilen zevklerin içinden, onların kılığında yaklaşır. Rubainin bu son tersinmesi, divanın başka şiirlerindeki "dünya pazarı aldanıştır" düşüncesini daha keskin bir biçimde söyler.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 105 (şiir no. 105; yazma vr. 36a-37a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






