Özgün Metin

Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlün faʿ (fāʿ) ve Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlü feʿūl

Ḥaḳ virdi baña aḥsen-i ṣavt ahsen-i sīt
Lākin yaşadım şöylece mebhūt u sıkkīt
Bu ḳubbede bāḳī ḳalan ancaḳ ses imiş
Bir sescegiz olsun idebilsem teŝbīt

Günümüz Türkçesiyle

1. Hak bana en güzel sesi ve en güzel ünü verdi; ama ben şöyle şaşkın ve suskun yaşadım.

2. Bu kubbede kalan ancak ses imiş; keşke bir sesçik olsun kalıcı kılabilseydim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Allah'ın kendisine "ahsen-i savt" ve "ahsen-i sît", en güzel sesi ve en güzel ünü verdiğini söyleyen şair, hayatını "mebhût u sikkît", şaşkın ve suskun geçirmiştir; divanın en kişisel itiraflarından biri bu dört mısradadır. Yakınlarının anlattığına göre şiirlerini neşretmekten kaçınan, hatta onları kıskançlıkla saklayan bir şairin bu sözü, kendi hayatına yönelmiş bir pişmanlık gibi okunabilir.

Türkçede bir atasözü gibi yaşayan "bu kubbede hoş bir sada bırakmak" düşüncesi ikinci beytin dayanağıdır: dünyadan geriye kalan, bir sesin, bir sözün yankısıdır. Cûdî bu düşünceyi bir dilek cümlesine çevirir: "Bir sesçeğiz olsun idebilsem tesbît", keşke küçücük bir ses olsun kalıcı kılabilsem. "Sesçeğiz" kelimesindeki küçültme, şairin büyük bir ün değil, yalnızca bir iz bırakma isteğini duyurur. Bugün divanın tek nüsha hâlinde de olsa ulaşmış olması, bu dileğin bir ölçüde gerçekleştiğini gösterir.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 105 (şiir no. 104; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar