Özgün Metin

Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlün faʿ (fāʿ) ve Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlü feʿūl

Ey zāde-i ādem sen idiñ ādem-zā
Nūruñdı iş ādemi tekrīme sezā
Sen fātiḥa-i ḫilḳate bir besmelesiñ
Āmīn daḫi ḫātime-i rūz-ı cezā

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey Âdem'in oğlu, Âdem'i doğuran sendin; Âdem'i ikrama layık kılan iş senin nurundu.

2. Sen yaratılışın Fâtiha'sına bir besmelesin; ceza gününün sonundaki "âmin" de sensin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Peygamber Âdem'in oğludur, ama Âdem'i "doğuran" da odur: rubai bu paradoksla açılır. Tasavvuf geleneğinde "Nûr-ı Muhammedî", Peygamber'in nurunun bütün yaratılıştan önce var olduğu inancıyla anlatılır; buna göre Âdem'e meleklerin secde etmesi, alnında taşıdığı bu nur yüzündendir. Cûdî bu inancı ilk beyitte iki mısraya sığdırır: Âdem'i ikrama, saygıya layık kılan, Peygamber'in nurudur.

İkinci beyit, yaratılışı bir kitap gibi okur. Yaratılış bir Fâtiha'dır, yani bir açılış suresidir; Peygamber o surenin başındaki besmeledir. Kıyamet günü ise bu kitabın sonudur ve Fâtiha okunduktan sonra söylenen "âmin" gibi, en sonda da yine Peygamber vardır; şefaat inancı burada bir dua benzetmesiyle anlatılır. Böylece Peygamber varlığın hem başında hem sonunda yer alır.

Divan, rubailer bölümünde Allah'a hamd ve yakarıştan sonra Peygamber'e geçer ve ardından Kur'an'a, onun surelerine yönelir. Bu sıralama, divanların başında tevhid, münacat ve na't düzeninin rubailerde küçük ölçekte tekrarlanması gibidir.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 97 (şiir no. 72; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar