Özgün Metin
Vezin: Feʿilātün feʿilātün feʿilātün feʿūl
Müteşerriʿleri almış ʿucub u ḫōd-bīn
Rind ü fāsıḳ ise dīniñ sebeb-i tevhīn
İkisi öznesi olmaḳda teẕebẕüb gibidir
İhdini’l-ḥaḳḳa eyā mālikü yevmi’d-dīn
Günümüz Türkçesiyle
1. Şeriata bağlı görünenleri kendini beğenmişlik ve bencillik sarmış; rindler ve fasıklar ise dinin hor görülmesine sebep oluyor.
2. İkisinin de özü bir kararsızlık (tezebzüb) gibidir; (Arapça) ey din gününün sahibi, beni hakka ilet. (Üçüncü mısraın bir kelimesi tam açık değildir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Başlığıyla rubai vezninin dışında yazıldığını söyleyen bu dörtlük, bir önceki Farsça rubainin düşüncesini Türkçe ve daha toplumsal bir dille sürdürür. Bir yanda "müteşerri'ler", şeriata bağlılığı dışarıya gösterenler vardır ve onları kendini beğenmişlik ve bencillik sarmıştır. Öbür yanda rindler ve fasıklar vardır ve onlar dinin hor görülmesine yol açar. İki uç da dine zarar verir.
Üçüncü mısra iki tarafı ortak bir kusurda birleştirir: "tezebzüb", iki şey arasında gidip gelen kararsızlık. Kur'an'da münafıklar için kullanılan bu kelime (Nisâ 4/143), ne buraya ne oraya ait olanların hâlini anlatır. Son mısra Fâtiha suresinin kelimeleriyle kurulmuş Arapça bir duadır: "Ey din gününün sahibi, beni hakka hidayet et." Gösterişçi dindarlık ile umursamaz fasıklık arasında şair, kendini bir doğru yol duasıyla Allah'a bırakır.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 108 (şiir no. 114; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






