Özgün Metin

Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlün faʿ (fāʿ) ve Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlü feʿūl

Ḥummāda ne idrāk idebilsün maḥmūm
Bildim didigiñ şeyler efendim mevhūm
Senden daha vāḳıfı dimişdir şu sözi:
“Oldı baña maʿlūm ki yoḳ bir maʿlūm”

Günümüz Türkçesiyle

1. Ateşli hastalıktaki hasta ne idrak edebilir? Efendim, "bildim" dediğin şeyler vehimdir.

2. Senden daha bilgili biri şu sözü söylemiştir: "Bana malum oldu ki malum olan hiçbir şey yok."

Edebî ve Tarihî Yorum

Bilgi iddiasına karşı bir alçakgönüllülük dersi veren rubai, ilk mısraında bir benzetme kurar: ateşli bir hastalıkta yatan hasta, gördüğünü ve duyduğunu sağlıklı idrak edemez; "bildim" diyen kişinin bildikleri de böyle bir sayıklamaya, vehme benzer. Muhatap "efendim" diye çağrılır ve bu nezaket hitabı, rubaiye hafif bir alay tonu katar.

Kapanışta bir alıntı vardır: "senden daha vâkıf" biri, daha bilgili biri, "Bana malum oldu ki hiçbir şey malum değil" demiştir. Bu söz, Sokrates'e atfedilen "Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir" sözünü ve İslam düşüncesinde bilginin sonunun acizliği itiraf etmek olduğu yolundaki görüşleri hatırlatır. Şair sözün sahibini adıyla anmaz; ama düşünce, divanın aklın sınırlarını ve hayreti öne çıkaran öteki şiirleriyle aynı yöne bakar.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 109 (şiir no. 118; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar