Özgün Metin

Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlün faʿ (fāʿ) ve Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlü feʿūl

Ẓann itme icāzetle çerāġ olmuşsuñ
Ey sūḫte efsürde-dimāġ olmuşsuñ
Eṭrafıñı ḳaplamış müselsel evhām
Sen ʿilme yanaşmaḳdan ıraġ olmuşsuñ

Günümüz Türkçesiyle

1. İcazet aldın diye ilimle aydınlanıp çerağ olduğunu sanma; ey yanık, beynin donup kalmış.

2. Etrafını zincirleme vehimler kaplamış; sen ilme yaklaşmaktan uzak düşmüşsün.

Edebî ve Tarihî Yorum

İcazet almak ile ilim sahibi olmak arasındaki fark, bu rubaide hicvin konusudur. "İcazet", medrese geleneğinde bir hocanın öğrencisine verdiği ve bir kitabı ya da ilmi okutabileceğini gösteren izin belgesidir. "Çerağ olmak" ise hem aydınlatıcı bir ışık olmak hem de medrese ve esnaf geleneğinde ustasından izin alıp kendi başına iş yapabilir hâle gelmek anlamını taşır. Şair bu iki anlamla oynar: icazet almak insanı kendiliğinden aydınlatıcı bir ışık yapmaz.

"Sûhte" kelimesi de ikili okunur: hem yanık, tükenmiş anlamına gelir, hem de medrese öğrencilerine verilen "softa" adının aslıdır. Böylece muhatap, yanıp sönmüş, beyni donmuş bir softa olarak çizilir. İkinci beyitte onu çevreleyen zincirleme vehimler, ilmin yerine geçmiş ezberler ve kalıplar gibidir. Ömrünü medreseden çıkmış ama modern okullarda ders vermiş bir öğretmen olarak geçiren Cûdî'nin bu eleştirisi, eğitimde kâğıt üzerindeki yetkinlik ile gerçek bilgi arasındaki bilinen tartışmaya katılır.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 110 (şiir no. 120; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar