Özgün Metin
Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlün faʿ (fāʿ)
Yelmūʿ-ı ḳażā cünbiş-i tīġiñdir hep
Yenbūʿ-ı feżā coşmuş mīġiñdir hep
Her ḳatre “ene’l-muhīt” söyler yā Rab
Yoḳ şübhe ki teʾŝīr-i- belīġiñdir hep
Günümüz Türkçesiyle
1. Kaderin parıltısı hep senin kılıcının kıpırtısıdır; boşluğun pınarı hep senin bulutundan coşmuştur.
2. Yâ Rab, her damla "Ben okyanusum" der; şüphe yok ki bu hep senin beliğ tesirindir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Vahdet-i vücûd düşüncesi bu dörtlükte yoğun bir dille söylenir. İlk beyitte kader bir kılıcın parıltısına, uzayın boşluğu bir bulutun pınarına benzetilir; her ikisi de Allah'ın kudretinin hareketleridir. İkinci beyit rubainin en cesur sözünü taşır: her damla "ene'l-muhît", ben okyanusum der.
Bu söz, Hallâc-ı Mansûr'a atfedilen ünlü "ene'l-Hak", ben Hakk'ım sözünü hatırlatır ve tasavvufta damla ile deniz benzetmesiyle anlatılan birlik düşüncesine dayanır. Damla denize karıştığında artık kendinden değil denizden söz eder. Cûdî bu iddiayı damlaya ait bir kibir olarak değil, Allah'ın "beliğ tesiri"nin, etkili sözünün bir sonucu olarak sunar: damlayı "ben okyanusum" diye konuşturan, ondaki ilahî varlıktır. Cesur bir tasavvuf sözü böylece, onu söyletenin Allah olduğu hatırlatılarak dengelenir.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 111 (şiir no. 125; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






