Özgün Metin

Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlün faʿ (fāʿ)

Bir nūr-ı tecellīye ilāhīydim ben
Ṭopraġı taʿalluḳla iderdim rūşen
İẓhār-ı ʿayān itmek içün ḥaddimce
Āyīnelik itdi baña birḳaç köhne ten

Günümüz Türkçesiyle

1. Ben ilahî bir tecelli nuruydum; toprağı (ona) bağlanarak aydınlatırdım.

2. Görünür âlemde kendimi haddim kadar göstermek için, birkaç eski beden bana aynalık etti.

Edebî ve Tarihî Yorum

Evlilik ve dünya rubailerinin arasında yer alan bu dörtlük, aynı konuyu ruh ile beden ilişkisine taşır. Ruh, ilahî bir tecelli nurudur; toprağa, yani bedene bağlanarak onu aydınlatır. İnsanın varlığı, bir nurun toprakla "taalluk"u, ilişkiye girmesi olarak anlatılır.

İkinci beyit beklenmedik bir kelimeyle çarpar: "birkaç köhne ten", birkaç eski beden. Ruh, görünür âlemde kendini göstermek için bu bedenleri ayna olarak kullanmıştır. Buradaki çoğul, ruhun birden fazla bedene girdiği bir inanca değil, insanın ömrü boyunca değişen bedenine, çocukluk, gençlik ve yaşlılık bedenlerine işaret ediyor gibidir; ama metin bu konuda açık değildir. Divanın "Âyîne Karşısında" gazelinde olduğu gibi, beden burada da kalıcı bir benlik değil, nurun yansıdığı geçici bir aynadır.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 112 (şiir no. 130; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar