Özgün Metin

Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlün faʿ (fāʿ)

Ey sūre-i “Ve’n-necm” eyā muʿciz-i Rabb
İʿcāzıña mest oldı ṣanādīd-i ʿArab
Ben kevkebe ṭapmaz iken Allāh bilir
“Ve’n-necm” oḳuyup ḫāke ḳapandım bu şeb

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey "Ve'n-Necm" suresi, ey Rabbin mucizesi! Arapların önde gelenleri senin i'câzına mest oldu.

2. Allah bilir, ben yıldıza tapan biri değilken, bu gece "Ve'n-Necm"i okuyup toprağa kapandım.

Edebî ve Tarihî Yorum

Surelere Yazılmış Rubailer

Bu rubaiyle birlikte divanda Kur'an surelerine seslenen bir dizi başlar: Necm, Bakara, Tâhâ, Âl-i İmrân ve Yâsîn sureleri birer rubaiyle anılır. İlk ikisi Necm suresine ayrılmıştır. "Ve'n-Necm", yıldıza andolsun diye başlayan bu surenin sonunda bir secde ayeti vardır ve okuyanın secde etmesi gerekir. Hadis kaynaklarında, Peygamber bu sureyi Mekke'de okuduğunda orada bulunan müşriklerin de secdeye kapandığı anlatılır; ilk beyitteki Arap ileri gelenlerinin i'câza mest olması bu rivayete işaret eder.

İkinci beyit ince bir kelime oyunuyla kurulmuştur. "Necm" yıldız demektir; yıldızlara tapmak ise eski Arap dünyasında da bilinen bir inançtı. Şair "Allah bilir, ben yıldıza tapan biri değilim" der, ama bu gece "Yıldız" suresini okuyup yere kapanmıştır. Secde bir yıldıza değil, o adı taşıyan surenin sonundaki emre uyarak Allah'a yapılmıştır. Gece vakti, yıldızların altında okunan sure ile yıldıza tapma çağrışımı arasındaki bu oyun, rubaiyi dört mısralık bir hikâyeye çevirir.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 98 (şiir no. 77; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar