Özgün Metin
Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlün faʿ (fāʿ)
Ḥayretdeyim ʿulviyyetiñe ey “Ṭāhā”
Ey āyet-i kübrā-yı Cenāb-ı Mevlā
Rūḥum göge pervāz idiyor diñlerken
Yāḫūd iniyor ḫāke semāvāt ʿūlā
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey "Tâhâ", yüceliğine hayretteyim; ey Yüce Mevlâ'nın en büyük ayeti!
2. Seni dinlerken ruhum göğe uçuyor; ya da yüce gökler toprağa iniyor.
Edebî ve Tarihî Yorum
Sure rubailerinin bu halkası, Tâhâ suresini dinlemenin uyandırdığı duyguyu anlatır. İslam tarihinde Tâhâ suresi, Hz. Ömer'in Müslüman olmasına vesile olan sure olarak anılır; rivayete göre Ömer bu sureyi kız kardeşinin evinde duymuş ve etkilenmiştir. Cûdî bu rivayeti anmaz; rubainin konusu surenin okunurken insanda bıraktığı izdir.
Rubainin ikinci beyti, iki yönlü bir hareketle kurulmuştur. Dinleyenin ruhu göğe doğru uçar; ya da tersine, yüce gökler yere iner. Şair hangisinin olduğunu bilemez ve bu kararsızlığı bir hayret ifadesi olarak bırakır. "Âyet-i kübrâ", en büyük ayet sözü de Tâhâ suresinin içinden alınmıştır: surede Musa'ya "en büyük ayetlerimizden bazılarını sana gösterelim" (Tâhâ 20/23) denir. Böylece şair, surenin kendi kelimesini sureyi övmek için kullanır.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 99 (şiir no. 80; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






