Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Bende-i maḳbûl-i dergâh-ı Ḫudâdır evliyâ
‘Ârifân-ı sırr-ı ẕât-ı kibriyâdır evliyâ
Evliyâ kimdir anı bir müdde‘î fehm eylesin
Ta maḳāmât-ı ‘ale’l-‘arş istevâdır evliyâ
Evliyâ şol ẕât-ı ekremdir nebîler vâris̱i
Bâ-velâyet nâibân-ı enbiyâdır evliyâ
Evliyâdır Âdem oġlu Âdemi Âdem eden
Vâṣıl eyler ẕât-ı Ḥaḳḳ’a reh-nümâdır evliyâ
Evliyâ bir ḥalde ẓâhir ḥâl bilmez bâṭının
Bâṭın içre pâdişâh-ı etḳiyâdır evliyâ
Zühdüyle ṣanma veliler meşrebin ṣûret-perest
Zühdiden ṣâf-ı muṣaffâ müntehâdır evliyâ
Evliyâlar bâbına bende oldu bu Mir’at-nümâ
Anıñ için bende-gân evliyâdır evliyâ

Günümüz Türkçesiyle

1. Evliya, Allah'ın dergâhının makbul kullarıdır; evliya, ululuk sahibinin zâtının sırrını bilenlerdir.

2. Evliya kimdir, bir iddiacı bunu anlasın: evliya, Arş'a istivâ makamlarına (kadar ermiş olanlar)dır.

3. Evliya, nebilerin vârisi olan o cömert zatlardır; evliya, velâyetle peygamberlerin vekilleridir.

4. Âdemoğlunu insan eden evliyadır; (kişiyi) Hakk'ın zâtına eriştiren yol göstericidir evliya.

5. Evliya bir hâlde görünür, (halk) bâtınını bilmez; evliya bâtında takva sahiplerinin padişahıdır.

6. Velîlerin meşrebini zühdüyle suret düşkünü sanma; evliya, zâhidden arınmış, saf, en uç noktadır.

7. Bu Mir'ât-nümâ evliyanın kapısına kul oldu; bu yüzden evliya, evliyanın kullarıdır.

Edebî ve Tarihî Yorum

“Evliyâ” Redifli Tanım Gazeli

Velîlerin çokluğunu anlatan bâbdan sonra konu tanımlarla sürer: “evliyâ” redifli yedi beytin her biri velîye bir tanım ekler: dergâhın makbul kulu, peygamberlerin vârisi ve vekili, Âdemoğlunu insan eden, bâtında takva sahiplerinin padişahı. Uzun remel mısralarının sonunda kafiyeler “Ḫudâ, kibriyâ, istevâ, enbiyâ, reh-nümâ, etḳiyâ, müntehâ” diye “-â” sesinde birleşir.

İkinci beyit, bir iddiacıya seslenir ve velîlerin “‘ale'l-‘arş istevâ” makamlarına erdiğini söyler. Taha suresindeki “Rahmân Arş'a istivâ etti” âyetine yapılan bu gönderme, Şensöz'ün iktibas örnekleri arasındadır; âyetin Allah için kullandığı ifadenin velîlerin makamına aktarılması, tasavvufî yorumun cesur bir yanını gösterir. Dördüncü beyitteki “Âdem oġlu Âdemi Âdem eden” söyleyişi, “âdem” kelimesinin hem Hz. Âdem'in adı hem “insan” anlamıyla kurulmuş bir cinastır.

Altıncı beyit zâhid eleştirisini sürdürür: velî, zühdüyle surete tapan biri değil, zâhidden daha arınmış bir “müntehâ”dır. Son beyitte şair, mahlasıyla birlikte, kendini velîlerin kapısına kul sayar; gazel de “bende-gân evliyâdır evliyâ”, evliya evliyanın kullarıdır diye bir döngüyle kapanır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar