Özgün Metin
Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
‘Aşḳ aḥvâlin beyân etmek muḥâl taḳrîr-ilen
Bir mekâtib yazmamıştır kâġıda taḥrîr-ilen
Añlamaz ‘allâme-i dehr olsa ‘aşḳ keyfiyyetin
Kim ezel olmuş bu esrâr-ı Ḫudâ taḳdîr-ilen
İnḥirâk-ı ‘aşḳı âsân ṣanma ey ġāfil ṣaḳın
Bir ‘aceb otdur düşer dil milkine tenvîr-ilen
Dört meẕâhib yâ muḥaddis̱ ‘aşḳdan baḥs̱ etmedi
Bir müfessir kim anı naḳl etmedi tefsîr-ilen
Daḫli var ẕikriñ ḥaḳīḳatde ve lâkin ẕâhidâ
Vâṣıl-ı feyż-i Ḫudâ olmaz kişi eẕkâr-ilen
Ṣûret-i ebrû-yı dildârıñ ḫayâlin dilde ṭut
Maḳṣad-ı a‘lâya vâṣıl olmaḳ efnâ pîr-ilen
Leẕẕet-i ‘aşḳ ḫoş veli âsân degil var çilesi
Bir belâdır beñzemez cân vermege şemşîr-ilen
Zevḳ-i ‘aşḳa ṣarf eder Mir’ât-nümâ’nın ‘ömrünü
Bî-nihâyet ẕevk bulmuş dâ’imâ ol bir-ilen
Günümüz Türkçesiyle
1. Aşkın hâllerini anlatarak açıklamak imkânsızdır; hiçbir kâtip onu kâğıda yazıyla yazmamıştır.
2. Zamanın allâmesi olsa aşkın keyfiyetini anlamaz; çünkü bu Allah'ın sırları ezelde takdirle olmuştur.
3. Ey gafil, sakın aşkın yanışını kolay sanma; o acayip bir ateştir, gönül mülküne aydınlatarak düşer.
4. Dört mezhep de muhaddis de aşktan bahsetmedi; hiçbir müfessir onu tefsirle nakletmedi.
5. Ey zâhid, zikrin hakikatte payı vardır, lâkin kişi (yalnız) zikirlerle Allah'ın feyzine ermez.
6. Sevgilinin kaşının suretinin hayalini gönülde tut; yüce maksada ermek, pîr ile fâni olmakladır.
7. Aşkın lezzeti hoştur, ama kolay değil, çilesi vardır; bir beladır ki kılıçla can vermeye benzemez.
8. Mir'ât-nümâ ömrünü aşk zevkine harcar; o Bir ile daima sonsuz zevk bulmuştur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Yazıya Sığmayan Aşk
Aşk hiçbir kurama sığmaz: murakabeler bâbının kuramsal dilinden hemen sonra gelen sekiz beyitlik gazelin söylediği budur. “Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün” vezniyle yazılmıştır ve redifi “-ilen” (ile) ekidir: taḳrîr-ilen, taḥrîr-ilen, taḳdîr-ilen, tenvîr-ilen, tefsîr-ilen, eẕkâr-ilen, pîr-ilen, şemşîr-ilen, bir-ilen.
İlk dört beyit aşkın anlatılamazlığını sırayla bilginin bütün araçlarına karşı ilan eder: söz, yazı, allâmenin aklı, dört mezhebin fıkhı, muhaddisin hadisi, müfessirin tefsiri. Bir kâtip duyarlılığıyla kurulan ilk beyit, aşkın hiçbir kâğıda yazılmadığını söyler; dördüncü beyitte medrese ilimlerinin hepsi aşk karşısında sessiz kalır.
Beşinci beyit kitabın genel çizgisine göre şaşırtıcı bir sınır koyar: zikrin hakikatte payı vardır, ama kişi yalnız zikirlerle feyze ermez. Altıncı beyit ise neyin gerektiğini söyler: sevgilinin kaşının hayalini gönülde tutmak ve pîr ile fâni olmak. Burada sevgilinin kaşı, rabıtada gönülde tutulan mürşid suretinin divan şiiri diliyle anlatımı olarak okunabilir; böylece gazel, aşk mazmunuyla rabıtayı birleştirir.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 208-209 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 32b). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






