Özgün Metin
Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Ben ki ehl-i ‘aşḳım ey dil raġbet etmem câha ben
Faḳr-ile bir pâdişâhım minnet etmem şâha ben
Ġayre ‘arż et istemem senden serîr-i salṭanat
Pes baña kim râżıyım bâb-ı ḳanâ‘at-gâha ben
İḫtiyâr etdim bu faḳir ḥâli ben şimden-geri
Şâh-ı Edhem gibi baş ḳoydum der-i dergâha ben
Cezbe-i seyr ü sülûk ‘İṣmet’de itmâm eyledim
İḥtiyâcım yoḳ ṭarîḳat ṣormaġa hem-râha ben
Terk-i ‘aşḳ etmek ne mümkün iḫtiyârım elde yoḳ
Ma’ilim bir çehre-i ḫûrşîd-i peyker mâha ben
Vaṣl-ı yâr oldu müyesser ḫalvet oldu dost ile
Bulmuşum feyż-i beḳā döndükde Beytu’llâh’a ben
Bulmadım Mir’ât-nümâ ‘âlemde bir ‘âẓam refîḳ
Anıñ için yüz çevirdim cümleden Allâh’a ben
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, ben ki aşk ehliyim, mevkie rağbet etmem; fakirlikle bir padişahım, şaha minnet etmem.
2. (Onu) başkasına arz et, senden saltanat tahtı istemem; ben kanaat kapısının makamına razıyım.
3. Şimdiden sonra bu fakir hâli seçtim; Şah Edhem gibi dergâhın kapısına baş koydum.
4. Seyr ü sülûkün cezbesini İsmet'te (şeyhim Mustafa İsmet'in yanında) tamamladım; bir yoldaşa tarikat sormaya ihtiyacım yok.
5. Aşkı terk etmek ne mümkün, irade elimde değil; ben güneş yüzlü bir aya meyilliyim.
6. Yâre kavuşmak müyesser oldu, dost ile halvet oldu; Beytullah'a döndüğümde bekâ feyzini buldum.
7. Mir'ât-nümâ, âlemde büyük bir yoldaş bulamadım; bunun için herkesten yüz çevirip Allah'a döndüm.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şeyhinin Adını Taşıyan Gazel
Kitapta şairin kendi hayatına dair en açık bilgiyi veren gazellerden biri budur. Yedi beyitte redif “-a ben”dir, vezin kitabın gazellerinde en sık rastlanan remel kalıbı: câha ben, şâha ben, ḳanâ‘at-gâha ben, dergâha ben, hem-râha ben, mâha ben, Beytu'llâh'a ben, Allâh'a ben.
Şensöz şairin şeyhini tespit ederken dördüncü beyte dayanır: “Cezbe-i seyr ü sülûk ‘İṣmet'de itmâm eyledim / İḥtiyâcım yoḳ ṭarîḳat ṣormaġa hem-râha ben.” Şair seyr ü sülûkunu Mustafa İsmet Efendi'nin yanında tamamladığını söyler; Hüsameddin de onun İstanbul'da bu şeyhin dergâhında on iki yıl kaldığını kaydeder. Beytin ikinci mısraı, artık yolu başkasına sormaya ihtiyacı olmayan bir halifenin özgüvenini taşır.
Üçüncü beyitte yine İbrâhim b. Edhem örneği belirir: Belh tahtını bırakan hükümdar gibi şair de dergâh kapısına baş koymuştur. Altıncı beyitteki “Beytu'llâh'a döndükde”, Kâbe'ye yönelmeyi ya da hacca gitmeyi anlatıyor olabilir; Hüsameddin şeyhin hac yaptığını yazmadığı için bu beyti mecazî bir yöneliş olarak okumak da mümkündür. Gazelin sonunda bir yalnızlık vardır: mahlas beytinde şair âlemde büyük bir yoldaş bulamaz ve herkesten yüz çevirip Allah'a döner.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 209-210 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 32b-33a). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 410-414 (Süleyman Efendi-eş-Şeyh, Mir'ât-nümâ maddesi; e-kitap s. 312-313). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page312.html
Çevrimiçi kaynaklar






