Özgün Metin

Vezin: Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün

Ümîd-gâh-ı cihân-est maḫzen-i feyż-i Ḫudâ ‘İṣmet
Ḳamer-tâb ez-dehed pertev mükâşif pür żiyâ ‘İṣmet
Be kilk-i noḳṭa-i kudret nüvişte der be pîşâneş
Bi-hânend sâlıkân ez der-i rıżâ-yı reh-nümâ ‘İṣmet
Çerâ kez tir u şimşîr-eş be-münkirân gürizân şod
Zened seyf-i Hudâ-yı berûyân-ı murtezâ ‘İṣmet
Resed der deh çe mî-ḫâḥî zi rûy-ı hazret-i mürşid
Dehed mülk-i Süleymân râ künûz-ı kibriyâ ‘İṣmet
Çünîn server-i Cenâb-ı Şeyh Abdullâh zi-hod dâde
Ḫıred-i ‘ilm-i ledün bâ-dil berâ-yi etkıyâ ‘İṣmet
Der-în dergâh-i Şâh-ı Naḳşbendi Hâlid-est mir’ât
Dehed sırrî mea’llâh ez-kulûb-ı enbiyâ ‘İṣmet

Günümüz Türkçesiyle

1. İsmet cihanın ümit yeri, Allah'ın feyzinin hazinesidir; İsmet ay ışığı gibi parlaklık verir, (sırları) açan, ışık doludur.

2. Kudret noktasının kalemiyle alnına yazılmıştır; sâlikler (onu) rıza kapısından yol gösterici İsmet diye okurlar.

3. Neden münkirler onun okundan ve kılıcından kaçar oldu? İsmet, Allah'ın kılıcını, Murtazâ'nın (Ali'nin) yüzünü vurur gibi vurur.

4. Mürşid hazretlerinin yüzünden ne istersen sana ulaşır, verir; İsmet, Süleyman'ın mülküne ululuk hazinelerini verir.

5. Böyle bir efendiye Cenâb-ı Şeyh Abdullah kendiliğinden ledün ilminin aklını gönülle verdi; İsmet takva sahipleri içindir.

6. Bu Şah Nakşibendî ve Hâlid dergâhında İsmet, peygamberlerin kalplerinden “Lî me‘allâh” sırrını bir ayna olarak verir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şeyhe Farsça Bir Medhiye

Her beyit şeyhin adıyla biter: “‘İṣmet” hem bir isimdir hem de “günahtan korunmuşluk” anlamı taşır ve redif olarak bu çift anlamı şiir boyunca canlı tutar. Neşirde “În Medḥıyye der Şân-ı Ḥażret-i Şeyḫ”, Hazret-i Şeyh'in şanına bu medhiye başlığıyla verilen altı beyit büyük ölçüde Farsçadır, Mustafa İsmet Efendi'yi över ve hezecin “Mefâîlün” dörtlü kalıbıyla yazılmıştır.

Medhiye şeyhi bir dizi imgeyle anlatır: cihanın ümit yeri, Allah'ın feyzinin hazinesi, ay ışığı, alnına kudret kalemiyle adı yazılmış bir kılavuz. Üçüncü beyitte münkirlerin onun okundan ve kılıcından kaçtığı, onun “seyf-i Ḫudâ” ve “Murtażâ”, yani Hz. Ali gibi vurduğu söylenir. Dördüncü beyitteki “mülk-i Süleymân”, Süleyman'ın mülkü, bir yandan Hz. Süleyman'ın hazinesine, öbür yandan şairin kendi adına gönderme yapan bir tevriye olarak okunabilir: şeyh, Süleyman'a ululuk hazinelerini verir.

Beşinci beyit silsileyi hatırlatır: “Şeyh Abdullâh”, yani Abdullah Mekkî, ledün ilmini İsmet'e vermiştir; son beyitte “Şâh-ı Naḳşbend” ve “Hâlid” adları birlikte anılır ve mahlas bu kez “mir'ât” kelimesiyle örtülü biçimde girer. Çeviriyazının bazı yerleri karanlıktır (ör. “Resed der deh çe mî-ḫâḥî”). Anlamı neşirden alınamadığı için aktarımı biz yaptık; kesinlik iddiası taşımaz.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar