Özgün Metin

Vezin: Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün

Fenâ dehrin koyup gitdi Ḫudâ’ya bir velî a‘ẓam
Cihânda bir ‘aẓîm raḥmet idi ger ḫâṣ u güm-râha
İmâm-ı etḳıyâ ġavs̱-ı mu‘aẓẓam mis̱l-i Besṭâmî
Vekîl-i enbiyâ ṣâhib taṣarruf ma‘nevî şâha
O ẕât ḳadar ‘âlî muḥterem Şeyḫ Muṣtafâ ‘İṣmet
Muḥaḳḳaḳ ḳıble’î ‘ulyâ ḳulûb-ı ehl-i âgâha
Ḳoyup mülk-i ḫarâbâtı irişdi ol “ev ednâ” ya
Maḳām-ı ḳābe ḳavseyne varıp ol ‘âlî der-gâha
Çerâġ-ı ehl-i dîn olmuşdu muṭlaḳ hâdi’î ‘âlem
Ḫudâ’ya reh-nümâ erbâb-ı dil uşşâḳ-ı hem-râha
N’ola çend-sâl daḫi ârâm edip mihmânımız olsa
Ḳoyup gitdi bizi feryâd-ı nâle girye vü âha
Taḥassür âteşiyle yaz oḳu Mir’ât-nümâ târiḫ
Bu seyyid ‘İṣmetim şimdi beḳāya uçdu Allâh’a

Günümüz Türkçesiyle

1. Büyük bir velî fâni dünyayı bırakıp Allah'a gitti; cihanda hem has kullar hem yolunu şaşıranlar için büyük bir rahmetti.

2. Takva sahiplerinin imamı, Bestâmî gibi büyük gavs; peygamberlerin vekili, manevî tasarruf sahibi bir şahtı.

3. O zat Şeyh Mustafa İsmet o kadar yüce ve muhteremdi ki gerçekten haberdar olanların kalplerinin en yüce kıblesiydi.

4. Harabat mülkünü bırakıp o “ev ednâ”ya (daha da yakın makama) erişti; “kâbe kavseyn” makamına, o yüce dergâha vardı.

5. Din ehlinin kandili, mutlak olarak âlemin yol göstericisi olmuştu; Allah'a, gönül ehline ve yoldaş âşıklara kılavuzdu.

6. Ne olurdu birkaç yıl daha durup misafirimiz olsaydı; bizi feryat, inilti, gözyaşı ve âh içinde bırakıp gitti.

7. Mir'ât-nümâ, hasret ateşiyle tarihini yaz, oku: Bu seyyid İsmet'im şimdi bekâya, Allah'a uçtu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şeyhin Ölümüne Tarih

Neşrin son beytin altına koyduğu “Sene 1289” kaydı, Şensöz'ün Mustafa İsmet Efendi için verdiği 16 Zilkade 1289 (15 Ocak 1873) ölüm tarihiyle örtüşür. Neşirde “Târiḫ-i Vefât-ı Ḥażret-i Şeyḫ” başlığını taşıyan yedi beyit, şeyhin ölümüne düşürülmüş bir tarih manzumesidir. Şair bu sırada şeyhinin yanında, İstanbul'daydı; Hüsameddin'e göre ertesi yıl, 1290'da Gümüş'e gidecektir.

Dört “Mefâîlün”lük hezec kalıbında kafiyeler “-âha / -âha” sesine dizilir: güm-râha, şâha, âgâha, der-gâha, hem-râha, âha, Allâh'a. İkinci beyitte şeyh Bâyezîd-i Bistâmî'ye benzetilir; dördüncü beyitte Necm suresindeki “ḳâbe ḳavseyni ev ednâ”, iki yay arası ya da daha yakın ifadesiyle onun Allah'a yakınlığa ulaştığı söylenir. Altıncı beyit bir mürîdin kişisel yasını taşır: “N'ola çend-sâl daḫi ârâm edip mihmânımız olsa”, ne olurdu birkaç yıl daha misafirimiz olsaydı.

Son mısra tarih mısraıdır: “Bu seyyid ‘İṣmetim şimdi beḳāya uçdu Allâh'a.” Ebced hesabıyla 1289'u vermesi beklenir, ama neşirde hesap yoktur ve buradaki metinden kesin bir sayım çıkarılamaz. Manzumenin bir beyti, Şensöz'ün mürîdin şeyhine olan bağlılığını belgelediği alıntılar arasındadır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar