Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Ḥamd-i bî-ḥad ey Ḫudâ a‘ẓam penâh
Sensiñ ol a‘ẓam mu‘aẓẓam pâdişâh
Vaḥdet-i ẕâtıñla her ḥikmet nigâh
Kim olur her ḥikmetiñ bir ‘âli râh
Öyle ḳā’imdir ṣıfâtıñ yoḳ fenâ
Tâ seniñ ẕâtındadır sırr-ı beḳā
Hep seniñ ḥükmündedir eşyâ Ḫudâ
Fâ‘il-i muṭlâḳ ki sensiñ kibriyâ
Ḫâk’dan iẓhâr ḳıldıñ ḳudretiñ
Ḳudretiñ bildirdi ṣun‘-ı ḥikmetiñ
Kim olur eşyâda ẓâhir vaḥdetiñ
Fehm olur her ẕerrelerden ḳudretiñ
Ol ne ni‘metdir ki verdiñ ‘âleme
‘Alleme’l-esmâe ta‘lîm Âdem’e
Erdi Âdem’le bu ‘âlem ekreme
Cümle lüṭfuñ oldu tekrîm Âdem’e
Ḳıldıñ Âdem’den ẓuhûr-ı kâ’inât
Eylediñ ol Aḥmedi mir‘ât-ı ẕât
Nûr-ı Aḥmed’den bi-külli mümkinât
Kün ḫiṭâbıyla bulup sırr-ı necât
Hem anıñlâ buldu eşyâ enveri
Kâ’inâtıñ oldu ṣâḥib-serveri
‘Âlemîniñ oldur ancaḳ rehberi
Ẕât-ı ḥaḳḳıñ müctebâ-yı serveri
Eylediñ hem-dem anınla çâr-ı yâr
Ḥazret-i Ṣıddîḳ’ı ḳıldıñ şah-ı gâr
Cümle aṣḥâb içre a‘ẓam çâr-yâr
Her yerinde ṣad hezâr esrâr var
Çün ‘Ömer ‘Os̱mân ‘Alîyyü’l-Murtażâ
Oldular anlar güzîde evliyâ
Bil bu ẕâtlar ‘ârifân-ı Muṣṭafâ
Tâ bu ẕâtlar çeşm-i nûr-ı enbiyâ
Cümle aṣḥâb ḥürmeti-çün yâ İlâh
Aç hidâyet bâbını ver ‘azm-i râh
Sen Kerîm Ekrem Ḫudâsıñ ey penâh
Sen ‘Alîm Erḥam Raḥîmsiñ pâdişâh
Ey Ḫudâ ‘azze celâliñ heybeti
Ol ‘azîmu’ş-şân ḥaḳḳıñ ḳudreti
Ol kemâl-i ḥubb-i ẕâtıñ ‘izzeti
Ol be-ḥaḳḳ-ı nûr-ı ẕâtıñ vaḥdeti
Ver bize sen evvel âḫir ḥüsn-i ḥâl
Dâ’imâ lütf eyle ḳıl terfî‘-i ḥâl
Ḳurb-i ẕâtıñdır ġaraż ancaḳ viṣâl
Ey kerîm-i Kirdgâr-ı ẕü’l-Celâl
Aḥmed-i Muḫtâr’a ḳıl hem-dem bizi
Eyleme andan cüdâ bir dem bizi
Ḳıl Ḫudâ maḳbûl aña maḥrem bizi
Eyleme mehcûr ṣaḳın andan bizi
Ḳıl şerî‘at-len ṭarîḳatde muḳīm
Ḳıl ḥaḳīḳat ma‘rifetde müstaḳīm
Ḫâdim-i bâb-ı şerî‘at ḳıl ḳadîm
Maḥzen-i feyż-i ṭarîḳat ḳıl ‘alîm
Ṣad selâm dâim Resûle âline
Tâ cemi‘ aṣḥâb ehl-i ḥâline
Cümleten evlâdınıñ icmâline
Hem daḫi ezvâcınıñ tekmîline

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey Allah, ey en büyük sığınak, sonsuz hamd sana; o en büyük, en yüce padişah sensin.

2. Zâtının birliği her hikmete bakan gözdür; her hikmetin yüce bir yolu senden çıkar.

3. Sıfatların öyle kâimdir ki yok olmaz; çünkü bekâ sırrı senin zâtındadır.

4. Ey Allah, bütün eşyâ senin hükmündedir; mutlak fâil sensin, ululuk sana aittir.

5. Kudretini topraktan ortaya çıkardın; yaratışının ve hikmetinin sanatı kudretini bildirdi.

6. Birliğin eşyada görünür olur; kudretin her zerreden anlaşılır.

7. Âleme verdiğin o nimet nedir ki Âdem'e bütün isimleri öğrettin (Bakara 2/31'e işaret).

8. Bu âlem Âdem'le en büyük ikrama erdi; bütün lütfun Âdem'i yüceltmek oldu.

9. Kâinatı Âdem'den zuhur ettirdin; Ahmed'i (Hz. Muhammed'i) de zâtının aynası kıldın.

10. Bütün mümkün varlıklar Ahmed'in nurundan, “Kün” (Ol) hitabıyla kurtuluş sırrını buldu.

11. Eşya en parlak nuru onunla buldu; o, kâinatın sahibi ve önderi oldu.

12. Âlemlerin tek rehberi odur; Hak zâtının seçilmiş efendisidir.

13. Onu dört dostla (dört halife ile) yoldaş ettin; Hazret-i Sıddîk'ı (Ebûbekir'i) mağaranın şahı kıldın.

14. Bütün ashap içinde en büyükleri dört dosttur; her birinde yüz bin sır vardır.

15. Ömer, Osman ve Ali el-Mürtezâ seçkin velîler oldular.

16. Bil ki bu zatlar Mustafa'yı tanıyanlardır; bu zatlar peygamberlerin nurlu gözüdür.

17. Ey İlâh, bütün ashabın hürmeti için hidayet kapısını aç, yola koyulma azmi ver.

18. Ey sığınak, Kerîm, Ekrem Allah sensin; ey padişah, Alîm, Erham, Rahîm sensin.

19. Ey Allah, celâlinin heybeti, o şanı yüce hakkının kudreti hürmetine,

20. zâtının sevgisinin kemâli ve izzeti, zâtının nurunun birliği hakkı için,

21. bize başta ve sonda güzel hâl ver; daima lütfet, hâlimizi yükselt.

22. Amacımız ancak zâtına yakınlık ve kavuşmadır; ey cömert, celâl sahibi Yaratıcı.

23. Bizi seçilmiş Ahmed'e yoldaş eyle; bir an bile ondan ayırma.

24. Ey Allah, bizi ona makbul ve mahrem kıl; sakın ondan uzak düşürme.

25. Bizi şeriatla tarikatta kalıcı kıl; hakikatte ve marifette dosdoğru eyle.

26. Bizi şeriat kapısının eski hizmetkârı, tarikat feyzinin bilgili hazinesi kıl.

27. Resûl'e ve âline daima yüz selâm olsun; bütün ashabına, hâl ehline,

28. bütün evlâdının hepsine ve ezvâcının (eşlerinin) tamamına da.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Eserin ilk sayfaları bir mesnevî girişidir: kırmızı mürekkeple yazılmış uzun başlıktan ve besmeleden sonra yirmi sekiz beyitlik bir hamdele, na't ve dua gelir. Klasik mesnevîlerin açılışını izleyen bu düzen, kitabın bir tarikat risalesi olduğunu baştan duyurur. Ölçü remelin “Fâilâtün Fâilâtün Fâilün” kalıbıdır ve daha ilk beyitte zihafa başvurulur: Şensöz'ün örneklediği “bî-ḥad” ve “mu‘aẓẓam” kelimelerinde uzun heceler kısa okunur. Kafiyeler çoğunlukla Arapça kökenli sıfat ve isimlerde toplanır: penâh/pâdişâh, ‘âleme/Âdem'e, rehberi/serveri.

Anlam ve Söz Sanatları

Şair, Allah'ı önce zâtı ve sıfatlarıyla över, sonra yaratılışın Âdem'le başlayan hikâyesine geçer. Dokuzuncu beyitte Hz. Muhammed'i “mir‘ât-ı ẕât”, yani Allah'ın zâtının aynası olarak anar. Bu, kitap boyunca sürecek ayna imgesinin ilk görünüşüdür; şairin mahlası Mir'ât-nümâ da aynı kavramdan türemiştir. Onuncu beyit, kâinatın Muhammedî nurdan yaratıldığı düşüncesini Kur'an'daki “Kün” emriyle birleştirir.

On üçüncü beyitten sonra dört halifenin sayılması dikkate değer bir tercihtir. Hz. Ebûbekir'in “şah-ı gâr”, yani Sevr mağarasındaki yoldaş olarak anılması, Nakşibendî silsilesinin Peygamber'den Ebûbekir yoluyla geldiğini hatırlatır. Amasya'da sahabeye dil uzatan çevrelere karşı çıkan bir şeyhin eserine bu övgüyle başlaması, kitabın sonraki bölümlerinde açıkça dile gelecek tartışmayı da önceden haber verir. Son beyitler Peygamber'in âline, ashabına, evlâdına ve eşlerine birlikte selâm göndererek bu dengeyi tamamlar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar