Özgün Metin
Vezin: Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün
Ḥabîb-i ẕât-ı Ḥaḳ nûr-ı Ḫudâsıñ yâ Resûla’llâh
Resûl sırr-ı ẕât-ı kibriyâsın yâ Resûla’llâh
Ẓuhûr-ı mebde-i ‘âlem olubeñ mazhar-ı ṣubḥân
Emîn-i mûnis-i Ḥaḳ Muṣṭafâsıñ yâ Resûla’llâh
Yedu’llâhdır yediñ ḥükmüñdedir zîr-i zemîn eflâk
Reîs-i nüh felek ‘arż-ı semâsıñ yâ Resûla’llâh
Olup ser-çeşme-i şâhi risâlet zât-ı pâkiñ kim
Haḳīḳatde imam-ı enbiyâsıñ yâ Resûla’llâh
Seniñ vasfıñdan ‘âcizdir ḳalem iẓhâr-ı şerm eyler
Kelâmu’llâh-ilen sen müctebâsıñ yâ Resûla’llâh
Sezâdır ẕâtıña “innâ fetaḥnâ” şânıña “levlâk”
Olup “ve’ş-şemsi” vechiñ mehliḳāsıñ yâ Resûla’llâh
Çerâġ-ı mâh-ı rûyuñ afitâb-ı ‘âlem olmuştur
Cemâlin ḫûrşîd âsâ pür żiyâsıñ yâ Resûla’llâh
Kemâl-i şefḳatiñ tekmîl çıkar maḥşerde meydâna
Cemî‘ ḫalḳ çaġrışurlar muḳtezâsıñ yâ Resûla’llâh
Şefâ‘at ḳıl şu gün Mir’ât-nümâ nâ-çâr olup bî-kes
Şefî‘-i ‘âṣiyân rûz-ı ḫabersiñ yâ Resûla’llâh
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey Allah'ın Resûlü, sen Hak zâtının sevgilisi, Allah'ın nurusun; ululuk sahibi zâtın sırrının elçisisin.
2. Âlemin başlangıcının zuhuru olup Sübhân'ın (Allah'ın) mazharı oldun; Hakk'ın güvenilir dostu, seçilmiş Mustafa'sın.
3. Senin elin Allah'ın elidir, yerin altı da felekler de senin hükmündedir; dokuz feleğin başkanı, göğün arzısın.
4. Temiz zâtın, risalet şahlığının pınar başı olmuştur; hakikatte peygamberlerin imamısın.
5. Kalem seni vasfetmekten âcizdir, utancını gösterir; sen Allah'ın kelâmıyla seçilmişsin.
6. “İnnâ fetaḥnâ” (Fetih suresi) zâtına, “Levlâk” (Sen olmasaydın) hadisi şanına yaraşır; “Ve'ş-şemsi” (Şems suresi) senin yüzündür, sen ay yüzlüsün.
7. Yüzünün ay ışığı âlemin güneşi olmuştur; cemâlin güneş gibi ışık doludur.
8. Şefkatinin kemâli mahşerde bütünüyle meydana çıkar; bütün halk sana yalvararak bağırışır, onların arzuladığı sensin.
9. O gün, çaresiz ve kimsesiz kalan Mir'ât-nümâ'ya şefaat et; sen haber gününde (kıyamette) günahkârların şefaatçisisin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Redifin Gücü
Her mısraın sonunda tekrarlanan “yâ Resûla’llâh”, dokuz beyitlik na'tı bir yakarışa çevirir. Redif uzun ve Arapçadır; kafiyeyi “Ḫudâsıñ, kibriyâsın, Muṣṭafâsıñ, semâsıñ, enbiyâsıñ” gibi “-â” sesiyle biten kelimeler taşır. Hezecin dört “Mefâîlün”lük kalıbında bu uzun redif, mısraın son tef'ilesini neredeyse bütünüyle doldurur. Bu düzen, na'tın toplulukça okunmaya, belki zikir meclisinde tekrarlanmaya elverişli olduğunu düşündürür.
Âyetler ve Hadisler
Şair, Peygamber'i Kur'an'dan ve hadisten alınmış sözlerle över. Üçüncü beyitteki “Yedu'llâh” ifadesi, Fetih suresinde Hudeybiye biatı için söylenen “Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir” âyetini hatırlatır. Altıncı beyit üç göndermeyi birden taşır: Fetih suresinin “İnnâ fetaḥnâ” diye başlayan açılışı, “Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım” anlamındaki “levlâk” hadisi ve Şems suresinin “ve'ş-şemsi” yemini. Levlâk sözünün hadis kaynaklarındaki yeri neşrin bir dipnotunda gösterilmiştir.
Beşinci beyitte kalemin utanması, kitabın genelinde görülen kâtip duyarlılığını yine gösterir: Peygamber'in vasfı yazının sınırını aşar. Son iki beyit mahşer sahnesine geçer; bütün halkın Peygamber'e yalvardığı günde şair kendini “nâ-çâr” ve “bî-kes”, çaresiz ve kimsesiz olarak anar ve şefaat ister.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 96-97 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 4a). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






