Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Naḳşibendîler sülûk indirse yâr
Keşf olur nûr-ı vilâyet âşikâr
Bunlara ḫâsdır bu fażl-ı Kirdgâr
Bunlarıñ ġayride yoḳ bu iḳtidâr
Eyler istiḫlâṣ sivâdan ḳalb-i cân
Nefse istiḥvâẕ eder tîz-rek hemân
İncilâ eyler göñül şehriñ o ân
Maṭla‘ eyler Ḫudâ’ya bî-gümân
Naḳşibendî’niñ bidâyet ḥâlleri
Sâiriñ oldu nihâyet ḥâlleri
Naḳşî’niñ eñ mübtedî dervîşleri
Sâiriñ olmaz ḳıyâs ekmelleri
Rabṭ-ı ḳalb etse eger muḫliṣ mürîd
Bir teveccühde olur ḳalbi cedîd
Bâ-edeb terḳīb eder Ḥaḳḳ’a şenîd
Tîz hemân maḳṣûdına eyler resîd
Çün bu ân bildiñ ‘azîz yevmu’l beter
Ḥaḳ diyen birden hemân itmâm eder
Ḫaliṣâne sen göñül ṭut bî-keder
Gül olur eshel-i sülûkuñ mu‘teber
Ḫâlidî ikmalleridir dest-gîr
Bunlara lâyıḳ meşîḫat bî-naẓîr
Bir mürîd olsa eger cândan peẕîr
Bil ‘azîz taḥḳīḳ olur Ḥaḳ’dan ḫabîr
Var meşîḫatde muḳallid şimdi nâs
Ḥırḳa tâc dünyâ için uyḳun libâs
Bulmadı bir şeyḫ ekmâl ḥaḳ-şinâs
Şeyḫ ḳıyâs eyler özin göñlünde pes
Ḫâlidîler ‘ilm-i üstâd-ı ledün
Cümlesi erbâb-ı istiḥḳāḳ bütün
Anlara teslîm olup ṭur büsbütün
Sa‘y edip bu ‘ilme sen taḥsîl bugün
Ḫalidîlerde saña çoḳ mürşidân
Sen baḳıp noḳsânıñı ‘arż et hemân
İddi‘â etme göñül ṭut tercümân
Tâ seni eyler bir ânda bî-nişân
Müdde‘îniñ boş bu nâ-ḥaḳ sözleri
Pür-ġaraż bî-ma‘rifetdir özleri
Ḥażret-i Ḥâlid için bu sözleri
Bu sebeb gör ḳaldı bâṭın gözleri
Her velî beñzer mi yâ hû Ḫâlid’e
Hiç ḳıyâs olmaz o ẕât her zahide
‘Ayn-ı raḥmet oldu âḫir fâ’ide
Böyle ni‘met olmadı her ‘âbide
Şeyḫ Ḫâlid beñzemez her ekmele
Böyle üstâd geldi pek az ‘âleme
Olmadı fevḳinde irşâd Âdeme
Yoḳ anıñ mis̱linde nâ’il ekreme
Ḫalid âḫirde müceddid oldu bil
Tâ o yüzden ẓahir oldu feyż-i nîl
Geldi âz Ḫâlid gibi üstâd vekîl
Pek ‘aẓîm bir raḥmet oldu ol cemîl

Günümüz Türkçesiyle

1. Nakşibendîler sülûke indirirse, ey dost, velâyet nuru apaçık keşfolur.

2. Yaratıcı'nın bu fazlı bunlara mahsustur; bunların dışındakilerde bu iktidar yoktur.

3. Can kalbini Allah'tan gayrısından kurtarır; nefse hemen çabucak hâkim olur.

4. O an gönül şehrini parlatır; kesinlikle Allah'a (doğan) bir doğuş yeri eyler.

5. Nakşibendîlerin başlangıç hâlleri, öteki (tarikat)ların sonuç hâlleri oldu.

6. Nakşîlerin en başlangıçtaki dervişleriyle ötekilerin en kâmilleri kıyas olmaz.

7. İhlâslı mürîd kalbini (şeyhe) bağlarsa bir teveccühte kalbi yenilenir.

8. Edeple Hakk'ı duyurmaya teşvik eder; hemen çabucak maksadına ulaştırır.

9. Azizim, bu anın en kötü gün olduğunu bildiğine göre, Hak diyen (yolu) birden tamamlar.

10. Sen ihlâsla gönül tut, kedersiz ol; sülûkunun en kolayı gül olur, itibar bulur.

11. Hâlidî kâmilleri el tutan (yardımcı)lardır; eşi örneği olmayan meşihat (şeyhlik) bunlara layıktır.

12. Bir mürîd candan (onları) kabul ederse, bil azizim, gerçekten Hak'tan haberdar olur.

13. Şimdi şeyhlikte taklitçi insanlar var; hırka, tac, dünya için uygun bir elbise.

14. Hak tanıyan kâmil bir şeyh bulmadı; sonra şeyhi kendi gönlünde kendine kıyas eder.

15. Hâlidîler ledün ilminin üstatlarıdır; hepsi bütünüyle (buna) hak sahibidir.

16. Onlara teslim olup büsbütün dur; çalışıp bugün bu ilmi kazan.

17. Hâlidîlerde senin için çok mürşid vardır; sen eksiğine bakıp hemen arz et.

18. İddia etme, gönlü tercüman tut; ta ki seni bir anda nişansız (benliksiz) eylesin.

19. İddiacının bu haksız sözleri boştur; özleri garaz dolu, marifetsizdir.

20. Hazret-i Hâlid için bu sözleri (söylediler); gör, bu sebeple bâtın gözleri (kör) kaldı.

21. Yahu, her velî Hâlid'e benzer mi? O zat hiçbir zâhide kıyas olmaz.

22. Sonunda rahmetin ta kendisi, fayda oldu; böyle nimet her âbide olmadı.

23. Şeyh Hâlid her kâmile benzemez; böyle üstat âleme pek az geldi.

24. İnsanlara onun üstünde irşad olmadı; onun benzeri ikrama eren yoktur.

25. Bil ki Hâlid sonunda müceddid oldu; o yüzden Nil (gibi taşan) feyiz zuhur etti.

26. Hâlid gibi üstat vekil az geldi; o güzel (zat) pek büyük bir rahmet oldu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Mevlânâ Hâlid Övgüsü

Nakşibendî yolunun hızı ve etkisi bölümün ilk yarısını doldurur. Neşirde 460-486 numaralı beyitlerin başındaki başlık ise daha resmî bir dille, Nakşibendî büyüklerinin terbiye ve sülûk usulünden ve “meşâyıḫ resmi”ne itiraz edenlerin cehaletinden söz eder. Beşinci ve altıncı beyitler tarikat edebiyatında bilinen bir sözü tekrarlar: Nakşibendîlerin başlangıç hâli, öteki tarikatların son hâlidir; Şensöz bu beyti, tarikatın kendini öteki yollardan üstün gördüğünü göstermek için anar. Yedinci beyitte “bir teveccühde” kalbin yenilenmesi, şeyhin manevî dikkatiyle mürîdin hâlinin değişmesine işaret eder.

On birinci beyitten itibaren bölüm Hâlidî koluna, sonra bu kolun kurucusu Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'ye (ö. 1827) yönelir. Şair, “Hazret-i Hâlid” hakkında söylenen “nâ-ḥaḳ” sözlerden söz eder; Mevlânâ Hâlid'in Osmanlı coğrafyasında hızla yayılan halifeleri ve yeni usulleri yüzünden XIX. yüzyılda hem destek hem şiddetli muhalefet gördüğü bilinir. Yirminci beyit, onu eleştirenlerin bâtın gözlerinin kör kaldığını söyler.

Son altı beyit Mevlânâ Hâlid'e ayrılmış kısa bir methiyedir: o her velîye, her kâmile benzemez; “âḫirde müceddid”, son devrin yenileyicisi olmuştur ve feyzi Nil gibi taşmıştır. Şairin silsilesi Mevlânâ Hâlid'e Abdullah Mekkî ve Mustafa İsmet Efendi aracılığıyla bağlandığı için bu övgü kendi manevî soyuna duyduğu bağlılığın da ifadesidir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar