Özgün Metin
Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün
Mû-be-mû gîsûlarun kılmış ihâtâ gerdenün
Mâhtâbı sanasun kim kaplamışdur hâleler
Bağrumı pergâle pergâle kılupdur tîg-ı gam
Muhlisî çeşmümden akan kandur ol pergâleler
Günümüz Türkçesiyle
1. Saçların kıl kıl boynunu kuşatmış; gören, ay ışığını haleler (ayın çevresindeki ışık halkaları) sarmış sanır.
2. Gam kılıcı bağrımı parça parça etmiş; ey Muhlisî, gözümden akan o parçalar kandır (bağrımın parçaları gözümden kanlı yaş olarak akmaktadır).
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu iki beyit, bugün yalnız bu parçası bilinen bir gazelden gelir. Birinci beytin mısraları kafiyeli olmadığı için bu beyit gazelin matlaı değildir; ikinci beyit, mahlasın geçtiği makta beytidir. Redif "-ler" ekidir, kafiye "hâle" ve "pergâle" kelimelerindeki "-âle" sesiyle kurulur. Kaynakta vezin gösterilmez; beyitler aruzun remel bahrinden "fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbına uyar, bu tespit bizimdir. Metin, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nün Ahdî'nin Gülşen-i Şuarâ'sından, Süleyman Solmaz'ın neşrine dayanarak aktardığı biçimiyle verilmiştir; Solmaz neşrini doğrudan göremedik. Kınalızâde ile Beyânî şehzadenin maddesinde bu beyitlere yer vermez. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Birinci beyit bir güzellik tasviridir. Sevgilinin beyaz boynu aya, boynu kıl kıl saran siyah saçları da ayın çevresindeki haleye benzetilir; benzetme açıkça söylenmez, "sanasun" (sanırsın) sözüyle okura bırakılır. "Mû-be-mû" (kıl kıl) ifadesi saçın boynu tel tel kuşattığını anlatır. İkinci beyitte "tîg-ı gam" (gam kılıcı) tamlamasıyla gam bir kılıca benzetilir ve bu kılıç âşığın bağrını parça parça eder. "Pergâle" (parça) kelimesi ilk mısrada iki kez art arda, ikinci mısrada bir kez daha geçer; bu tekrar parçanın ses bakımından derli toplu görünmesini sağlar. Divan şiirinde âşığın gözyaşı çoğu zaman kanlıdır; şair, gözünden akan kanı bağrının kopan parçaları olarak gösterir. İki beyit arasında bir karşıtlık da sezilir: ilk beyitte ay gibi bütün ve ışıklı olan sevgili, ikinci beyitte paramparça olmuş âşığın karşısında durur; bu karşıtlık bizim okumamızdır.
Tarihî Bağlam
Ahdî'nin kaydettiği bu parça, Kınalızâde ile Beyânî'nin verdiği "Rif’at istersen" gazelinden ayrı, şehzadeye ait ikinci bir gazelin bugüne kalan bilinen tek izidir. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, şehzadenin bazı gazellerinde adını, bazılarında Muhlisî mahlasını kullandığını belirtir; bu maktada mahlas açıkça geçer. Şehzadenin hayatı, öteki gazeli ve Amasya'daki şair çevresi Şehzade Mustafa (Muhlisî): Şiirleri ve Amasya Çevresindeki Şairler yazısında anlatılmıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 157-158, "Şehzâde Sultân Mustafa" maddesi. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
- Beyânî Mustafa, Tezkiretü'ş-şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 17, "Zikr-i Şehzâde-i Bâ-safâ Sultân Mustafa" maddesi. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55835,beyani-tezkiresipdf.pdf
Kitaplar
- Şerife Ördek, "Muhlisî, Şehzâde Mustafâ b. Kânûnî Sultân Süleymân", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020), "Eserlerinden Örnekler". https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/muhlisi-sehzade-mustafa-kanuni
- Süleyman Solmaz, Ahdî ve Gülşen-i Şuarâsı, Ankara: AKM Yay., 2005, s. 33 (Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki aktarımla).
Çevrimiçi kaynaklar


