Özgün Metin

Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

Rif’at istersen eger mihr-i cihân-ârâ gibi
Sür yüzün her gün yire eyle tenezzül mâ gibi
Hûş kabâ’ilden degül bâkî bu nakş-ı rûzgâr
Fi’l-mesel dünyâ misâl-i ‘âlem-i rûyâ gibi
Sûzen-i müjgânlarundan geçmedi dil-riştesi
Yolda kaldum ey Mesîhâ Hazret-i ‘Îsâ gibi
Pehlüvân-ı ‘âlem olmış kalb-i istignâ ile
Tôb-ı çarhı dehr elinde oynadur elma gibi
Katreden kemdür vücûdun Muhlisî ammâ ‘aceb
Nazm idüp dürler döker tab’un senün deryâ gibi

Günümüz Türkçesiyle

1. Dünyayı süsleyen güneş gibi yücelik istiyorsan, her gün yüzünü yere sür, su gibi alçal (güneş ışığıyla her gün yere iner, su da hep aşağıya akar; yücelik alçakgönüllülükle kazanılır).

2. Mısraın ilk iki kelimesi neşirlerde farklı okunduğu için ("Hûş kabâ’ilden" ve "Hoş kabâ’ildür") tam anlamı belirsizdir; açık olan kısmı şudur: zamanenin bu nakşı kalıcı değildir; dünya, deyim yerindeyse, bir rüya âlemi gibidir.

3. Gönlümün ipliği senin kirpiklerinin iğnesinden geçemedi; ey Mesih (nefesiyle can bağışlayan sevgili), Hazret-i İsa gibi yolda kaldım (rivayete göre İsa göğe yükselirken üzerinde kalan bir iğne yüzünden dördüncü kat gökte kalmıştır).

4. Beyit iki türlü okunabilir: gönül tokluğuyla (istiğna) dünyanın pehlivanı olmuş kişi, feleğin topunu zamanın elinde bir elma gibi oynatır; ya da zaman (dehr), kimseye aldırmayan gönlüyle dünyanın pehlivanı olmuştur ve feleğin topunu elinde bir elma gibi oynatır.

5. Ey Muhlisî, varlığın bir damladan azdır, ama şaşılacak şey, tabiatın şiir düzünce deniz gibi inciler döker.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir; Kınalızâde ve Kâfile-i Şuarâ beş beyit verir, gazelin tamamı mı yoksa bir seçki mi olduğu bilinmiyor. Redif "gibi", kafiye "cihân-ârâ, mâ, rûyâ, ‘Îsâ, elma, deryâ" kelimelerindeki "-â" sesidir. Kaynaklarda vezin gösterilmez; beyitler aruzun remel bahrinden "fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbına uyar, bu tespit bizimdir. Mahlas son beyitte geçer. Metin Kınalızâde'nin tezkiresindeki biçimiyle verilmiştir. Beyânî aynı gazelden yalnız birinci, üçüncü ve beşinci beyitleri alır. Mehmed Tevfik'in Kâfile-i Şuarâ'sından aktarılan metinde ikinci beytin başı "Hoş kabâ’ildür degül", dördüncü beytin kelimeleri "Pehlevân" ve "Top-ı" biçimindedir; maktada da mahlas yerine şehzadenin adı, "Mustafâ", bulunur. Şehzadenin bazı gazellerinde adını, bazılarında Muhlisî mahlasını kullandığı bilinir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, "rif’at" (yücelik) ile "tenezzül" (alçalma) arasındaki tezat üzerine kurulmuş bir tevazu öğüdüdür. Güneş ile suyun bir arada anılması bir tenasüp oluşturur: biri her sabah ışığını yere sürer, öteki daima aşağıya akar ve ikisi de bu alçalışla dünyaya hayat verir. İkinci beyit dünyayı rüyaya benzeterek fanilik düşüncesini işler. Üçüncü beyitte iğne (sûzen) ile iplik (rişte) tenasüp hâlindedir ve İsa'nın göğe yükselirken yanında unuttuğu iğne yüzünden dördüncü gökte kaldığı rivayetine telmih yapılır. Divan şiirinde İsa'nın ölüleri dirilten nefesi sevgilinin dudağı ve sözü için kullanılır; şairin sevgiliye "Mesîhâ" diye seslenmesi bu mazmuna dayanır. Âşık, gönül ipliğini sevgilinin kirpik iğnesinden geçiremediği için, iğnesi yüzünden yolda kalan İsa'ya benzer. Dördüncü beyitte felek bir topa, top da bir elmaya benzetilir. Maktada damla (katre) ile deniz (derya) karşıtlığı, inci (dür) ile denizin tenasübüyle birleşir: varlığı bir damladan az olan şairin tabiatı şiir söylerken deniz gibi inci döker. Maktada şairin kendi sözünü övmesi divan şiirinde sık görülen bir tutumdur.

Tarihî Bağlam

Kınalızâde gazeli tezkiresinin padişahlara ve şehzadelere ayrılan başlangıç bölümünde, şehzadenin maddesinin sonunda "Bu eş’âr ol şehr-yârundur" diyerek verir. Ona göre şehzadenin şairlere ve irfan ehline yakınlığı vardı ve hocası Sürûrî Efendi ile sürekli sohbet ettiği için bu fende "gerçekden kudret ü mikneti" bulunuyordu. Beyânî de onun marifet sahipleriyle devamlı sohbet ettiğini ve bu yüzden şiir söylemekte kudret kazandığını yazar. Halûk İpekten ise kaynakların şehzadenin şiirlerini pek iyi bulmadığını belirtir. Şehzadenin hayatı, öteki şiiri ve Amasya'daki şair çevresi Şehzade Mustafa (Muhlisî): Şiirleri ve Amasya Çevresindeki Şairler yazısında anlatılmıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Şerife Ördek, "Muhlisî, Şehzâde Mustafâ b. Kânûnî Sultân Süleymân", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020), "Eserlerinden Örnekler" (Mehmed Tevfik, Kâfile-i Şuarâ, haz. Fatma Sabiha Kutlar, Müjgân Çakır, Hanife Koncu, İstanbul 2012, s. 62-63'ten aktarım). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/muhlisi-sehzade-mustafa-kanuni

Çevrimiçi kaynaklar