Özgün Metin

Hâl-i pinhânum sorar isen zebân şerh eylemez
Bir lisândur bu lisân kim tercemân şerh eylemez
Çün mübeyyendür beyâna hâcet olmadı velî
Bir ayândur bu ayân kim her nihân şerh eylemez
Cümleten bir kenz-i mahfîdür nihân-ender-nihân
Pes-nihâd olgıl ki bu remzi ayân şerh eylemez
Remz-i ma’nâdan gözet kim sana ma’nâ remz ider
Yoksa bu ahvâl ü etvârı lisân şerh eylemez
Ey Murâdî işbu elfâzun beyânı n’eyledür
Bir beyânsın kim seni bir zü’l-beyân şerh eylemez

Günümüz Türkçesiyle

1. Gizli hâlimi sorarsan, dil onu açıklayamaz; bu öyle bir dildir ki hiçbir tercüman onu çözüp anlatamaz.

2. Mademki apaçık ortadadır, anlatmaya gerek kalmadı; ama bu öyle bir açıklıktır ki her gizli olan onu açıklayamaz.

3. Hepsi gizli içinde gizli, saklı bir hazinedir; öyleyse tedbirli ve hazırlıklı ol, çünkü açıkta olan bu remzi (örtülü işareti) açıklayamaz.

4. Anlamın işaretine bak, çünkü anlam sana işaretle konuşur; yoksa bu hâlleri ve tavırları dil anlatamaz.

5. Ey Murâdî, bu sözlerin anlatımı neyle olur? Sen öyle bir anlatımsın ki hiçbir söz ustası seni açıklayamaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Anlatılamayanı Anlatmak

Gazelin her beyti, redifteki "şerh eylemez" (açıklayamaz) sözüyle aynı sınıra çarpar. Konu, insanın içindeki hâlin söze dökülemeyişidir. Dil, tercüman, açık olan, söz ustası sırayla denenir ve hiçbiri o hâli anlatmaya yetmez. Şair böylece bir yandan sözün yetersizliğini söyler, bir yandan da bunu ustaca kurulmuş bir sözle yapar; gazelin gerilimi bu çelişkiden doğar.

Kelime seçimi bu temaya göre yapılmıştır. "Zebân", "lisân", "tercemân", "beyân", "elfâz" ve "zü'l-beyân" söz ve anlatım alanından gelir; "pinhân", "nihân", "mahfî" ve "remz" gizlilik alanından; "mübeyyen" ve "ayân" ise açıklık alanından. Bu üç küme arasındaki çekişme, özellikle ikinci ve üçüncü beyitte "ayân" ile "nihân" kelimelerinin karşı karşıya getirilmesiyle bir tezat sanatına dönüşür. Birinci beyitte "lisân" kelimesinin aynı mısrada iki kez kullanılması ("bir lisândur bu lisân") ve ikinci beyitteki "bir ayândur bu ayân" yapısı birbirinin yankısıdır.

Zavotçu ile Ekşi'nin Şerhi

Gencay Zavotçu ile Melike Aslıhan Ekşi 2023'te bu gazeli beyit beyit nesre çevirip şerh etmiştir. Onlara göre ilk beyitteki "gizli hâl" âşığın gönlündeki aşktır ve çevirmenin açıklayamayacağı dil, divan şiirinde "lisân-ı hâl" (hâl dili) denen sözsüz anlatımdır: âşığın sararan yüzü, kanlı gözyaşı, iki büklüm boyu söz söylemeden aşkını ele verir. Aynı benzetmeyi XIV. yüzyıl şairi Nesîmî'nin "bilmez" redifli bir beytiyle karşılaştırırlar; orada da şairin sözü kuş dilidir ve Süleyman bile onu bilmez.

Üçüncü beyitteki "pes-nihâd" kelimesini Dehhudâ sözlüğüne dayanarak "ihtiyat, birikim, yedek" anlamlarıyla okurlar ve mısraı "tedbirli, birikimli, öngörülü ve hazırlıklı ol" diye açarlar; aktarımımızda bu okumayı izledik. Maktadaki "zü'l-beyân" sözünü ise "söz ustası, hatip" diye anlarlar: Murâdî'ye göre gönül hâlini anlatan sözler bâtına aittir, zâhirî bilgiyle konuşan söz ustası onları şerh edemez. Araştırmacılar beyitte şairin kendi sözüne duyduğu hayranlığı da sezerler. Makaledeki metin birkaç yerde farklıdır: "iseñ", "Pes nihâd", "Remzi ma'nâdan ... remz eder", "iş bu elfâzuñ beyânı neyledür", "beyânsun". Makale, gazelin hangi yazma kaynaktan alındığını göstermez.

Aidiyet ve Biçim

Gazelin II. Murad'a bağlanması tek bir halkaya dayanır: İsen'in sözlük maddesi ve onun kaynağı olan 2012 tarihli Sultanların Şiirleri, Şiirlerin Sultanları. Eski tezkirecilerin hiçbiri "şerh eylemez" redifli bu şiiri anmaz. Maktadaki "Ey Murâdî" hitabı ise sorunu çözmek yerine büyütür, çünkü aynı mahlası III. Murad da kullanmıştır; şiirin hangi Murad'ın kaleminden çıktığı bu yüzden açık bir sorudur. İsen'in aynı maddedeki uyarısı da, yani II. Murad'a verilen örneklerin bir kısmının XV. yüzyıl Türkçesinin özelliklerini taşımadığı, bu gazelin dışında tutulamaz.

Beş beyitlik gazelin redifi "şerh eylemez", kafiyesi "zebân, tercemân, ayân, nihân, lisân, zü'l-beyân" kelimelerindeki "-ân" sesidir. Vezin hiçbir kaynakta yazılı değildir; mısraların remel bahrinin "fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbında olduğu bizim tartımımızdır. II. Murad'a verilen öteki parçalar Murâdî (Sultan II. Murad): Şair ve Eserleri yazısında yan yana durur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar