Özgün Metin
Uykuda dün gice cânum gibi cânân gördüm
Ten-i efsürdede kalkup eser-i cân gördüm
Leblerün hasta iken ağzuma aldum billâh
Ey tabîb-i dil ü cân derdüme dermân gördüm
Edrine gerçi güzeller yiridür ey hem-dem
Bursa’da dahı nice dilber-i fettân gördüm
Nâgehân kadre irüp dün gice ben Kapluca’da
Bir gümişden yapılı serv-i hırâmân gördüm
Ey Murâdî şeh-i devrân iken el’ân seni
Zülfine kılmış esîr ol şeh-i hûbân gördüm
Günümüz Türkçesiyle
1. Dün gece uykumda canım kadar sevdiğim sevgiliyi gördüm; donup kalmış bedenimde can kıpırdadı, hayat belirtisi gördüm.
2. Hastayken dudaklarını ağzıma aldım, Allah için; ey gönlün ve canın hekimi, derdime ilacı (onda) buldum. Mısra "dudakların hasta (baygın) iken" diye de anlaşılabilir.
3. Ey dost, Edirne gerçi güzeller yeridir; ama Bursa'da da nice gönül alıcı, fitne koparan güzel gördüm.
4. Dün gece Kaplıca'da ansızın Kadir gecesine erer gibi bir mutluluğa kavuşup gümüşten yapılmış gibi salınarak yürüyen bir servi boylu gördüm.
5. Ey Murâdî, sen şu anda devrin padişahı iken seni zülfüne esir etmiş o güzeller padişahını gördüm.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir Rüya, İki Şehir
II. Murad'a atfedilen şiirler içinde yer adı anan tek metin bu rüya gazelidir. Edirne ve Bursa, beyitte güzellerin yurdu olarak yan yana anılır; ardından Kaplıca gelir. Kaplıca'nın Bursa'dan hemen sonra anılması, Bursa'nın ünlü kaplıcalarından birinin kastedildiğini düşündürür, ama metin bunu açıkça söylemez. II. Murad'ın hayatı bu iki şehir arasında geçmiştir: Edirne'de Üç Şerefeli Camii'ni yaptırmış ve orada ölmüş, Bursa'da külliyesini kurdurmuş ve vasiyeti üzerine oğlu Alâeddin Ali'nin yanına, Bursa'ya gömülmüştür. İstanbul'un hiç anılmaması da henüz fethedilmemiş olduğu XV. yüzyıl ortasına uyar. Bu gözlem kaynaklarda yer almaz ve şiirin II. Murad'a ait olduğunu kanıtlamaz; sonraki bir şairin de eski başşehirleri anması mümkündür.
Gazelin çerçevesi bir rüyadır. Matlada şair uykuda sevgiliyi görür ve donup kalmış bedenine can gelir; "cân" ile "cânân" arasındaki ses ve anlam yakınlığı (cinas ve iştikak) bu dirilişi kelimelere taşır. İkinci beyitte sevgilinin dudağı hastalığa ilaç olur. Divan şiirinde sevgilinin dudağı can bağışlayan, ölüyü dirilten bir şifa kaynağı sayılır ve "tabîb-i dil ü cân" (gönül ve can hekimi) hitabı bu mazmuna yaslanır. Aynı beyitteki "billâh" yemini sözün içtenliğini vurgular.
Gümüş Servi ve Esir Padişah
Dördüncü beyit gazelin en canlı tablosudur. "Kadre irmek", Kadir gecesine ermek, yani beklenmedik büyük bir lütfa kavuşmak anlamına gelir; şair Kaplıca'da gördüğü güzeli böyle bir mübarek geceye benzetir. "Gümişden yapılı serv-i hırâmân" teşbihinde sevgilinin boyu servi ağacına, teni gümüşe benzetilir; "hırâmân" ise salınarak, nazlı nazlı yürümektir. Kaplıca ortamı, gümüş tenli güzel imgesine ayrıca bir gerçeklik katar.
Makta, bir padişahın ağzına yakışan bir nükte ile kapanır. Murâdî devrin padişahıdır (şeh-i devrân), ama güzellerin padişahı (şeh-i hûbân) onu zülfüne esir etmiştir. İki "şeh" arasındaki karşılık bir tekrir ve tezat örneğidir: dünyanın hükümdarı, aşk ülkesinde bir esirdir. Zülfün zincire, âşığın esire benzetilmesi divan şiirinin bilinen mazmunlarındandır.
Aidiyet ve Biçim
Edirne ile Bursa'nın adı geçse de bu, gazelin sahibini belirlemeye yetmez. XVI. yüzyıl tezkirelerinde izi olmayan rüya gazeli bize 2012'de yayımlanan Sultanların Şiirleri, Şiirlerin Sultanları ile ondan alıntı yapan sözlük maddesi yoluyla ulaşmıştır; aktarım da hangi yazmadan alındığını göstermez. İsen'in dil üzerine uyarısı, yani II. Murad'a verilen parçaların bir kısmının XV. yüzyıla uymadığı, bu gazeli de kapsar. Mahlas ortak olduğundan, maktada "Ey Murâdî" diye seslenen şairin III. Murad olması ihtimali de kapanmış değildir.
Beş beyitlik gazelde redif "gördüm"dür; kafiye "cânân, cân, dermân, fettân, hırâmân, hûbân" kelimelerindeki "-ân" sesine dayanır. Remel bahrinin "fâilâtün feilâtün feilâtün fa'lün" kalıbı mısralara oturur; bunu yazan bir kaynak yoktur, kalıp kendi taramamızdan çıkmıştır. Kime yazıldığı ve Kaplıca'daki güzelin kim olduğu bilinmez. II. Murad'ın öteki şiirleri Murâdî (Sultan II. Murad): Şair ve Eserleri, hayatı ise II. Murad: Amasya'da Doğan, İki Kez Tahta Çıkan Sultan yazısında okunabilir.
Kaynakça
- Mustafa İsen, "Murâdî, II. Murâd, Sultân Murâd-ı Sânî bin Çelebi Sultân Mehmed-i Evvel", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020), "Eserlerinden Örnekler" (Mustafa İsen, A. F. Bilkan, T. I. Durmuş, Sultanların Şiirleri, Şiirlerin Sultanları, İstanbul: Kapı Yayınları, 2012, s. 23-26'dan aktarım). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/muradi-ii-murad-sultan-muradi-sani
- Halil İnalcık, "Murad II", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 31, İstanbul 2006, s. 164-172. https://islamansiklopedisi.org.tr/murad-ii
Çevrimiçi kaynaklar






