II. Murad, Osmanlı sultanları arasında şiir söylediği eski kaynaklarca ilk kez açıkça kaydedilen padişahtır. 1404'te Amasya'da doğmuş, on iki yaşında Rum vilayetinin sancakbeyi olarak yine Amasya'ya gönderilmiş ve 1421'de tahta çağrıldığında bu şehirden yola çıkmıştır. XVI. yüzyıl tezkirecileri Sehî Beg, Latîfî ve Kınalızâde Hasan Çelebi, şair padişahları sayarken söze onunla başlar ve ondan birkaç beyit aktarır. Modern kaynaklarda ise "Murâdî" mahlasını taşıyan üç gazel de onun adına yayımlanmıştır.
Bu iki grup şiirin güvenilirliği aynı değildir. Tezkirelerdeki mahlassız beyitler XVI. yüzyıl ortasından beri II. Murad'a verilir; mahlaslı gazeller ise geç bir aktarıma dayanır ve aynı mahlası kullanan ve onun soyundan gelen III. Murad'la karışma tehlikesi taşır. Sayfanın ağırlığı bu ayrıma, eldeki altı şiire ve II. Murad'ın sarayında kurduğu şiir meclislerine verilmiştir. Şiirlerin her biri bu bölümde ayrı bir sayfada, özgün metni, günümüz Türkçesi ve yorumuyla yer alır.
Hayatı
II. Murad, Çelebi Sultan Mehmed'in oğludur ve Zilhicce 806'da (Haziran 1404) Amasya'da doğdu. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın kaydına göre Amasya'da doğup Amasya'da büyüdü, babasının tahta çıkışından sonra Edirne'ye gitti ve 818 Rebîülevvelinde (1415) Amasyalı hocası Şücâeddin İlyas Çelebi ile birlikte Amasya valisi olarak geri döndü. Lalaları Sunkuroğlu Melik İsmail Bey ve ardından Hamza Bey'le birlikte Amasya'da kaldığı yıllarda Samsun yöresi Osmanlı topraklarına katıldı. 824 (1421) yılında babası ölünce Amasya'dan Bursa'ya geçerek tahta çıktı; 1444'te tahtı oğlu II. Mehmed'e bıraktı, Varna tehlikesi üzerine geri döndü, 1446'dan ölümüne kadar yeniden hüküm sürdü. 1 Muharrem 855'te (3 Şubat 1451) Edirne'de öldü ve vasiyeti uyarınca Bursa'da üstü açık türbesine gömüldü. Hayatının ayrıntıları II. Murad: Amasya'da Doğan, İki Kez Tahta Çıkan Sultan yazısında, Amasya valiliğine dair Hüsameddin'in kaydı ise Sultân Murâd Hân araştırma makalesinde anlatılmıştır.
Tezkirelerde II. Murad
Anadolu Türkçesiyle yazılan ilk şair tezkiresi olan Sehî Beg'in Heşt Bihişt'i (945/1538), padişah ve şehzadelere ayırdığı ikinci tabakaya II. Murad'la başlar. Sehî onun kişiliğini çekinmeden, açık sözlü bir hayranlıkla anlatır:
Gâyet mertebede ayyâş ve nihâyet derecede evbâş, hoş-tab' nâzük-nihâd ve eş'âr dimege mu'tâd, eş'ârı vâfir ve nazma kâdir pâdişâh idi.
Günümüz Türkçesiyle: Eğlenceye ziyadesiyle düşkün ve teklifsiz, hoş tabiatlı, nazik yaratılışlı, şiir söylemeye alışkın, şiiri bol ve nazma gücü yeten bir padişahtı. Sehî ardından, padişahın sohbet sırasında irticalen söylediği matlalardan birini ve iki beyit daha aktarır; matla için "sehl-i mümteni" der, yani söylemesi kolay görünüp benzeri söylenemeyen bir söz.
Latîfî'nin 953 (1546) tarihli tezkiresi aynı kişiyi biraz farklı bir ışıkla gösterir. Ona göre Osmanlı sultanlarından ilk şiir söyleyen ve şairlerin şiirine değer veren II. Murad'dır, ama "egerçi makûle-i şi'r kendülerinden nâdir sâdır oldı": şiir ondan seyrek çıkmıştır. Asıl önemli olan, onun zamanında şiir ve inşa sanatının hak ettiği itibarı görmesidir. Latîfî, padişahın sohbet ve işret sırasında duruma uygun manzum sözler söylediğini anlatıp "bu iki matla" diyerek iki beyit verir. Sehî "eş'ârı vâfir" (şiiri bol) derken Latîfî'nin "nâdir" (seyrek) demesi, iki tezkireci arasındaki açık bir çelişkidir.
Kınalızâde Hasan Çelebi'nin 994 (1585-86) tarihli tezkiresi de II. Murad'ı padişahlar arasında anar; onun âlimlere ve faziletli kişilere düşkünlüğünü, haftanın iki gününü âlim ve şairlerle geçirip kimi zaman ilmî meseleleri tartıştırdığını, kimi zaman müşaere ve sohbet ettirdiğini yazar. Ölümünden bir ay kadar önce bir dervişin ona yaklaşan ecelini haber verdiğini, padişahın da bir ziyafet düzenleyip âlim ve şeyhlerin huzurunda tövbesini tazelediğini anlatır. Kınalızâde'nin aktardığı iki beyit Latîfî'nin beyitleriyle aynıdır, yalnız birkaç kelimede farklıdır.
Kaynakların Durumu
Tezkirelerin hiçbiri II. Murad'a bir mahlas vermez ve aktardıkları beyitlerin hiçbirinde mahlas geçmez. Âşık Çelebi'nin 976 (1568) tarihli Meşâirü'ş-Şuarâ'sı bu noktada açık bir hüküm verir:
Selâtîn-i Âl-i Osmân'dan egerçi cümlesinden şi'r dimek menkûldur, ammâ Sultân Murâd'a gelince olanlarun eş'ârı şâyi' olduğından eksere mahmûldur. Ammâ ittifâk üzre evvel sâhib-i mahlas merhûmdur.
Günümüz Türkçesiyle: Osmanlı sultanlarının hepsinin şiir söylediği nakledilir; ancak Sultan Murad'a gelinceye kadarkilerin şiirleri halk arasında yayılmış olduğundan çoğu (onlara) yakıştırılmış sayılır. Herkesin kabul ettiğine göre ilk mahlas sahibi ise merhum Fatih'tir. Cümlenin orta kısmındaki "şâyi'" ve "mahmûl" kelimelerinin bu bağlamdaki anlamı tartışmaya açıktır; verdiğimiz okuma kesin sayılmamalıdır. Hükmün son kısmı ise açıktır: XVI. yüzyıl ortasında mahlas kullanan ilk Osmanlı sultanı Fatih biliniyordu.
Bugün II. Murad'ın şiirleri denince anılan metinlerin büyük bölümü ise "Murâdî" mahlasını taşır. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde maddesini yazan Mustafa İsen, A. F. Bilkan ve T. I. Durmuş'la birlikte 2012'de yayımladığı Sultanların Şiirleri, Şiirlerin Sultanları'ndan Murâdî mahlaslı üç gazel, bir kıt'a ve bir matla aktarır. Aynı madde, eski kaynakların Osmanlı sultanlarını baştan itibaren şair olarak görmek istediğini, bu yüzden II. Murad için verilen örneklerin bir kısmının filolojik bakımdan XV. yüzyıl dil özelliklerini taşımadığını açıkça söyler. Hangi örneklerin kastedildiği belirtilmez; gazellerin hangi yazma mecmualardan geldiği de aktarımda yer almaz.
Mahlas ortaklığı işi ayrıca güçleştirir. III. Murad (1546-1595) da Murâdî mahlasıyla Türkçe ve Farsça şiirler yazmıştır; üstelik Hüsameddin onun da şehzadeliğinde Amasya valiliği yaptığını kaydeder, ancak bu kayıt başka kaynaklarla çelişir. Gencay Zavotçu ile Melike Aslıhan Ekşi, II. Murad'a ait olduğu söylenen bir divanın araştırmalar sonunda III. Murad'ın çıktığını belirtir; II. Murad'ın bir divanı olup olmadığı bugün de kesin değildir. Kınalızâde'nin tezkiresi bu karışıklığın kaynağını da gösterir: eser III. Murad devrinde yazıldığı için onun maddesiyle açılır ve orada "Murâdî" mahlaslı gazeller bol bol yer alır, II. Murad'ın maddesinde ise yalnız mahlassız iki beyit vardır.
Bu durumda eldeki şiirler iki dereceye ayrılmalıdır. Tezkirelerdeki üç parça XVI. yüzyıldan beri II. Murad'a verilen, en sağlam kayıtlardır. Murâdî mahlaslı üç gazel ise II. Murad adına yayımlanmış olmakla birlikte, yazma kaynağı gösterilmediği, mahlas Âşık Çelebi'nin hükmüyle çeliştiği ve III. Murad'la karışma ihtimali bulunduğu için bir atıf olarak okunmalıdır. Biz de bu gazelleri aidiyet tartışmasını her şiir sayfasında ayrıca belirterek veriyoruz.
Eserleri
II. Murad'a ait olduğu kesin bir divan, mesnevi ya da başka bir edebî eser bilinmemektedir. Zavotçu ile Ekşi, şiirlerine dönemin ve sonraki devirlerin şiir mecmualarında rastlandığını söyler; ancak bu mecmuaların listesi ve şiirlerin toplu bir neşri elimizde değildir. Kaynaklarda adına kaydedilen metinler aşağıda anılan altı parçadan ibarettir: tezkirelerden bir gazel parçası ile iki matla, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nden üç gazel. İsen'in maddesindeki "Kıt'a" ile "Matla'" tezkirelerdeki iki parçanın biraz farklı okunmuş biçimleridir ve ayrı şiir sayılmamıştır.
Meclisi ve Edebî Çevresi
II. Murad'ın edebiyat tarihindeki asıl yeri, kendi beyitlerinden çok kurduğu çevrededir. Latîfî ve Kınalızâde'nin anlattığına göre padişah haftada iki gün âlimleri ve şairleri toplar, her ilim için tartışmayı yürütecek kişiler belirler, aralarında yansız hakemler seçer, başarılı olanları ödüllendirirdi. Latîfî bu düzeni kendi zamanının kayırmacılığıyla karşılaştırıp özlemle anar. Zavotçu ile Ekşi'ye göre bu meclisler Edirne sarayını bir edebiyat ve kültür merkezine dönüştürmüştür.
TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesi, eserlerini ona sunan ya da onun adına yazan şairleri birer birer anar: Hüsrev ü Şîrîn'i ve Harnâme'yi ona takdim eden Şeyhî, hocası Ahmed-i Dâî, Dânişmendnâme'yi sunan Ârif Ali, Hümâ ve Hümâyûn'u onun adına yazan Cemâlî, Gülşen-i Râz'ı Türkçeye çeviren Elvân-ı Şîrâzî, Vikāyenâme'yi takdim eden Devletoğlu Yûsuf ve şiirlerinde sık sık adını anan Kaygusuz Abdal. Sehî Beg de padişahın Şeyhî'yi sınamak için ona Nizâmî'nin Penc Genc'ini verdiğini, Şeyhî'nin Hüsrev ü Şîrîn tercümesine başlayıp ilk bin kadar beyti ona sunduğunu ve Mevlânâ Şemsî ile Mevlânâ Hassân'ın "Sultân Murâd şâirlerinden" olduğunu kaydeder. Mercimek Ahmed'in Kâbusnâme tercümesi de Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ne göre onun isteğiyle yapılmış ve Türkçenin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
Şiirleri
Tezkirelerde kalan en ünlü parça, Gazel Parçası 1 olarak yayımladığımız "Sâkî getür getür yine dünki şarâbumı" beyitleridir. Sâkîden dünkü şarabı, sazlardan ses isteyen şair, zevk ve safanın ancak hayattayken anlamlı olduğunu, bir gün mezarını bile kimsenin görmeyeceğini söyler. Sehî iki beyti birlikte, Latîfî ve Kınalızâde yalnız ilk beyti verir.
Yalnız Sehî'nin aktardığı Beyit 1, "Çalınur çengler ayalar karsılur" mısraıyla başlar ve bir meclis anını beş fiille anlatır; Sehî onu "sehl-i mümteni" örneği sayar. Latîfî ile Kınalızâde'de geçen Beyit 2, "Gerçi kim haddüm degüldür bûseni kılmak dilek" ise sevgiliden öpücük istemeyi haddini aşmak sayan, ama isteğini anlayışlı olanın sezgisine bırakan bir matladır.
Murâdî mahlaslı üç gazelden Gazel 1 "üstine" redifiyle herkesin bir işle, âşığın ise yalnız sevgiliyle uğraştığını söyler ve nokta ile pergel imgesiyle kapanır. Gazel 2 "şerh eylemez" redifiyle gönüldeki hâlin hiçbir dille anlatılamayacağını işler; Zavotçu ile Ekşi bu gazeli 2023'te beyit beyit şerh etmiştir. Gazel 3 bir rüya ile açılır, Edirne, Bursa ve Kaplıca'yı anar ve devrin padişahının güzellerin padişahına esir düşmesiyle biter. Aynı mahlası kullanan III. Murad'ın şiirleri sitemizde ayrı olarak Murâdî (Sultan III. Murad) bölümünde yer alır.
Kronoloji
Zilhicce 806 (Haziran 1404): Amasya'da doğumu.
Rebîülevvel 818 (1415): Hocası Şücâeddin İlyas Çelebi ile Amasya valisi olarak gelişi (Hüsameddin'e göre).
23 Cemâziyelâhir 824 (25 Haziran 1421): Bursa'da tahta çıkışı.
Ağustos 1444: Tahtı oğlu II. Mehmed'e bırakması; aynı yıl Varna zaferi.
1446: Yeniden tahta çıkışı.
1 Muharrem 855 (3 Şubat 1451): Edirne'de ölümü; Bursa'ya defni.
945 (1538): Sehî Beg'in Heşt Bihişt'i; II. Murad'dan bir matla ve iki beyit.
953 (1546): Latîfî'nin tezkiresi; II. Murad'dan iki matla.
976 (1568): Âşık Çelebi'nin Meşâirü'ş-Şuarâ'sı; ilk mahlas sahibi sultanın Fatih olduğu hükmü.
994 (1585-86): Kınalızâde Hasan Çelebi'nin tezkiresi; II. Murad'dan iki beyit.
2012: İsen, Bilkan ve Durmuş'un Sultanların Şiirleri, Şiirlerin Sultanları'nda Murâdî mahlaslı gazellerin yayımı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, haz. Rıdvan Canım, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 96-97, Sultân Murâd Hân maddesi. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, haz. Filiz Kılıç, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 71, Fatih Sultan Mehmed maddesi. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 124-125, Sultân Murâd Hân-ı Gâzî maddesi. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 3, s. 193-197 (e-kitap 1-4 s. 466-467). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page466.html
Akademik çalışmalar
- Gencay Zavotçu, Melike Aslıhan Ekşi, "Sultan II. Murâd'ın 'Şerh Eylemez' Redifli Gazeli'nin Şerhi", Littera Turca, 9(2), 2023, s. 395-405. https://dergipark.org.tr/tr/pub/littera/article/1265221
- Halil İnalcık, "Murad II", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 31, İstanbul 2006, s. 164-172. https://islamansiklopedisi.org.tr/murad-ii
Resmî kaynaklar
- Sehî Beg, Heşt Bihişt, haz. Halûk İpekten, Günay Kut, Mustafa İsen, Hüseyin Ayan, Turgut Karabey, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 14, Sultân Murâd Hân-ı Gâzî maddesi. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56165,hest-bihistpdf.pdf
Kitaplar
- Mustafa İsen, "Murâdî, II. Murâd, Sultân Murâd-ı Sânî bin Çelebi Sultân Mehmed-i Evvel", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/muradi-ii-murad-sultan-muradi-sani
- Mustafa İsen, A. F. Bilkan, T. I. Durmuş, Sultanların Şiirleri, Şiirlerin Sultanları, İstanbul: Kapı Yayınları, 2012, s. 23-26 (Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki aktarımla).
Çevrimiçi kaynaklar






