Özgün Metin
Çalınur çengler ayalar ḳarṣılur
Raḳṣ urur raḳḳâṣ çardaḳ ṣarṣılur
Günümüz Türkçesiyle
1. Çengler çalınır, avuçlar birbirine vurulur (el çırpılır); oyuncu dans eder, çardak sarsılır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Sehî'nin Övdüğü Matla
Çengin çalındığı, çardağın sarsıldığı bu beyti yalnız Sehî Beg kaydetmiştir. Heşt Bihişt'te II. Murad'ın sohbet sırasında, düşünüp taşınmadan ("ale'l-fevr") söylediği matlalardan biri olarak aktarılır ve tezkireci onu şöyle değerlendirir:
Ve bu matla' sehlü'l-mümteni' kısmındandur. Mümteni'ü'n-nazîrdür.
Günümüz Türkçesiyle: Bu matla, söylenmesi kolay görünüp benzeri söylenemeyen türdendir; eşi yoktur. Sehl-i mümteni, divan edebiyatında sade ve akıcı göründüğü hâlde taklidi çok güç olan söyleyişe verilen addır. Latîfî ve Kınalızâde II. Murad'ın başka beyitlerini aktarır, bunu almaz; Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki örnekler arasında da yoktur. Metin, Sehî neşrinin kendine özgü harf işaretlerinden standart çeviriyazıya aktarılarak verilmiştir.
Ses ve Hareket
Beytin bütün gücü fiillerdedir. İki mısrada beş ayrı hareket arka arkaya sıralanır: çengler çalınır, eller çırpılır, oyuncu raks eder, çardak sarsılır. Hiçbir sıfat, benzetme ya da mazmun kullanılmaz; meclis bir tablo gibi değil, olup biten bir an gibi verilir. Edilgen fiiller ("çalınur", "karsılur", "sarsılur") faili gizler ve sahneye kalabalık bir meclisin sesi gelir. Bu yalınlık, Sehî'nin "sehl-i mümteni" hükmünü anlaşılır kılar.
İç ses örgüsü de sıktır. "Raks", "rakkâs" ve "sarsılur" kelimelerinde "r", "k" ve "s" sesleri tekrar eder; "raks urur rakkâs" söyleyişinde aynı kökten gelen iki kelime yan yana durur, bu da cinas-ı iştikak denen söz sanatının bir örneğidir. "Karsılur" ile "sarsılur" kafiyesi beytin iki mısraını birbirine bağlar. "Ayalar karsılur" ifadesini avuçların birbirine vurulması, yani el çırpma diye anladık; kelime bugünkü dilde yaşamadığı için bu okuma kesin sayılmamalıdır.
Biçim
Matla, bir gazelin kendi içinde kafiyeli ilk beytidir; bu gazelin geri kalanı bilinmiyor. Redif "-ılur" ekidir. Mısralar aruzun remel bahrinden "fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbına uyar, ilk tef'ile "feilâtün" biçimindedir. Sehî vezin adı anmaz; kalıp bizim okumamızdır. İkinci mısradaki "rakkâs" kelimesinin uzun hecesi, vezin gereği bir buçuk hece değerinde okunur.
Tarihî Bağlam
Sehî, II. Murad'ı "gâyet mertebede ayyâş", hoş tabiatlı, nazik yaratılışlı ve şiir söylemeye alışkın bir padişah olarak anlatır. Çengli, raksçılı, çardak altında kurulan bir meclis sahnesi bu tarifin tam karşılığıdır. İbn Tağrîberdî'nin, Halil İnalcık'ın TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesinde aktarılan sözlerine göre de Murad eğlence ve çalgı erbabını sever, çalgıcılar her yerden onun yanına gelirdi. Beytin hangi meclisle ilgili olduğu ise bilinmez. Şairin öteki şiirlerini ve kaynakların durumunu Murâdî (Sultan II. Murad): Şair ve Eserleri ayrıntısıyla ele alır.
Kaynakça
- Sehî Beg, Heşt Bihişt, haz. Halûk İpekten, Günay Kut, Mustafa İsen, Hüseyin Ayan, Turgut Karabey, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 14, Sultân Murâd Hân-ı Gâzî maddesi. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56165,hest-bihistpdf.pdf
- Halil İnalcık, "Murad II", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 31, İstanbul 2006, s. 164-172. https://islamansiklopedisi.org.tr/murad-ii
Çevrimiçi kaynaklar






