Özgün Metin

Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün

Mezâkım arturur mâni‘- meye meylim ziyâd eyler
Dem-â-dem şevkımı ta‘n-ı hasûdân izdiyâd eyler
Cem‘ olmış bir yere mey-hârlar bir bir habîbâne
Ayağın bâde-i nâbın öper gönlini şâd eyler
Şarâb-ı nâbın evsâfın dimez vâ‘iz hüveydâdır
Geçüp dîn-i mübînden kim yalan söyler ‘inâd eyler
Nisâr eyler gönül varıyyetin sevdâya kim ol dem
Hevâ-yı zülf-i Leylânı ki Mecnûnlar müzâd eyler
Hayâlâtıyla gülgeşt-i Karabağı gezer gönlüm
Gelür kim kûy-ı dildâra kalur zevk-ı murâd eyler
Temennâdan geçüp dünyâ ve mâ fîhâya meyl itmez
Ser-i kûyunda kelbinle gönül dâd u sitâd eyler
Ümîdim iltifâtından budur seyr-i cemâlinle
Virür cân ‘âkıbet Mîr Nigârî gökçek ad eyler

Günümüz Türkçesiyle

1. Engel olan tadımı artırır, şaraba meylimi çoğaltır; kıskançların kınaması her an özlemimi büyütür.

2. Şarap içenler birer birer, sevgililer gibi bir yere toplanmış; saf şarabın kadehini öper, gönlünü şen eder.

3. Vaiz saf şarabın vasıflarını söylemez, bu açıktır; apaçık dinden geçip yalan söyleyen, inat eder. (Beytin anlamı kesin değildir.)

4. Mecnunlar Leylâ'nın zülfünün sevdasını mezata çıkardığı an gönül varını yoğunu sevdaya saçar.

5. Gönlüm hayalleriyle Karabağ'ın gül gezintisini dolaşır; sevgilinin mahallesine gelir, kalır, muradının zevkini sürer.

6. Gönül dileklerden geçmiş, dünyaya ve içindekilere meyletmez; mahallenin başında köpeğinle alışveriş eder.

7. İltifatından umudum şudur: Mîr Nigârî güzelliğini seyrederek sonunda can verir ve güzel bir ad bırakır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Karabağ bir kez daha, bu kez beşinci beyitte, Nigârî'nin şiirine girer. Gönül hayalleriyle "gülgeşt-i Karabağ", Karabağ'ın gül gezintisi, üzerinde dolaşır. "Gülgeşt" kelimesi daha önce de, "Yâdımdan çıkmaz" gazelinde, Hâfız'ın Şiraz'ı övdüğü "gülgeşt-i Musallâ" sözüyle geçmişti. Hâfız Şiraz'ın gül gezintisini cennete tercih etmişti; Nigârî de Amasya'da Karabağ'ın gül gezintisini hayalinde dolaşır. Gönlün bu gezintisi sevgilinin mahallesine varır ve orada kalır: memleket hasreti ile sevgiliye kavuşma isteği aynı yolda birleşir. Divandaki "Âbâd olsun o yer" ve "Sanmanuz lâle gülistânlu" gazelleri gibi bu beyit de, Karabağ'ın şairin şiirinde canlı bir yer olarak kaldığını gösterir.

Dördüncü beyit çarşı dilini kullanır. "Müzâd" mezat, açık artırma demektir. Mecnunlar Leylâ'nın zülfünün sevdasını mezata çıkarmıştır ve gönül, o an varını yoğunu bu sevdaya saçar. Altıncı beyitteki "dâd u sitâd", alım satım, alışveriş, aynı dili sürdürür: dünyadan ve içindekilerden vazgeçmiş gönül, alışverişini artık yalnız sevgilinin mahallesindeki köpekle yapar. Değeri olmayan bir köpekle yapılan bu alışveriş, dünya malına verilen değerin tersine çevrilmesidir.

İlk beyit bir yasak düşüncesiyle açılır: engel olan, yasaklayan, âşığın şaraba meylini azaltmaz, artırır; kıskançların kınaması da özlemini büyütür. Yasak edilen şeye duyulan istek, divan şiirinin rintlik dilinde sık geçen bir düşüncedir. Son beyit, şairin sevgiliden umduğu tek şeyi söyler: güzelliğini seyrederek can vermek ve geride güzel bir ad bırakmak. "Gökçek ad", güzel ad, sözü mahlasın da bir ad olduğunu hatırlatır; Nigârî adının sevgiliye bağlı olarak anılmasını ister.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar