Özgün Metin
Vezin: Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün Mefâ‘îlün
Dil-i ‘uşşâk tek oynar telin sanma sabâdandır
Nevây-ı nây-ı dilden hâsıl olmuş bir hevâdandır
Gönül koymuşlar adın bir belânın bana virmişler
Belâlar çekdigim her dem benim ol mübtelâdandır
Mezâkım dem-be-dem artar hadengin câna degdikce
Meger kim tîr-i dil-dûzun kamu zevk u safâdandır
Dem-â-dem hiddet-i ‘aynım pey-â-pey rehgüzârından
Gözümde ey habîbim hâsıl olmış tûtiyâdandır
Seher şâm oynasun gezsün ser-i kûyunda bir yer vir
Safâlar eylesün kelbinle gönlüm âşinâdandır
Yazup hûn-ı cigerle ser-güzeştin hâk-i dergâha
Gözüm gör kim bu ol mâbeynimizde mâ cerâdandır
Virür lezzet dem-â-dem arturur zevkım ziyâd eyler
Ol eş‘âr-ı şirîn-ter kim Nigârî bî-nevâdandır
Şehîd-i nâvek-i dil-dûz olursam n'ola zîrâ kim
Bana bu irs ol şâh-ı şehîd-i Kerbelâdandır
Günümüz Türkçesiyle
1. Saç telinin âşıkların gönlü gibi oynamasını sabâ rüzgârından sanma; o, gönül neyinin nağmesinden doğmuş bir ezgidendir.
2. Bir belaya "gönül" adını koymuşlar, onu bana vermişler; her an çektiğim belalar benim o belaya düşmüş (gönlüm)dendir.
3. Okun canıma değdikçe tadım her an artar; meğer gönül diken okun baştan başa zevk ve safadan ibaretmiş.
4. Ey sevgilim, gözümün her an artan keskinliği, durmadan geçtiğin yolun (toprağından) gözüme sürülen sürmedendir.
5. Mahallenin başında ona bir yer ver, sabah akşam oynasın, gezsin; köpeğinle safa sürsün, gönlüm onun tanıdığıdır.
6. Gözüm, başından geçenleri ciğer kanıyla dergâhın toprağına yazdı; bak, bu aramızda geçenlerdendir.
7. Yoksul Nigârî'den gelen o daha tatlı şiirler her an lezzet verir, zevkimi artırır, çoğaltır.
8. Gönül diken okla şehit olursam ne olur; çünkü bu miras bana o Kerbelâ şehidi padişahtandır.
Edebî ve Tarihî Yorum
İlk beyit saç teline bir musiki açıklaması getirir. Sevgilinin saç teli âşıkların gönlü gibi oynar, kıpırdar; ama bunu sabâ rüzgârına bağlamak yanlıştır. Bu hareket, gönül neyinden çıkan bir "nevâ"dan, nağmeden doğmuş bir "hevâ"dan, ezgiden gelir. "Nevâ" Türk musikisinde bir makamın da adıdır; "hevâ" ise hem hava hem de ezgi demektir. Saç teli, âşığın gönlünden yükselen bir ezgiyle oynamaktadır. Yedinci beyitte aynı kelime başka bir anlamla geri gelir: Nigârî "bî-nevâ"dır, yani yoksuldur, sesi solukluğu kesilmiştir, ama ondan gelen şiirler tatlı nağmeler gibi zevk verir.
İkinci beytin ikinci mısraı, birkaç gazel önceki "Şifâdır derdime" gazelinin üçüncü beytinde neredeyse aynen geçer. Şair aynı düşünceyi, belaları çekenin belaya düşmüş gönül olduğunu, iki gazelde kullanmış; bu gazelde ona bir giriş ekler: bir belaya "gönül" adını koyup onu kendisine vermişlerdir. Gönül bir organ ya da bir duygu değil, insana verilmiş bir beladır.
Altıncı beyitteki "mâ cerâ", olup biten, olan şey, sözü bir hikâye anlatımını hatırlatır. Göz, âşığın başından geçenleri ciğer kanıyla dergâhın toprağına yazmıştır; bu yazı, sevgili ile âşık arasında geçenlerin kaydıdır. Gazeli Kerbelâ'ya bağlayan, mahlasın ardındaki son beyittir. Gönül diken bir okla şehit olmak, şaire Kerbelâ şehidi padişahtan, yani Hz. Hüseyin'den kalmış bir mirastır. Kendini Hüseyin soyundan bilen Nigârî, aşkta ölmeyi de bu soyun bir mirası sayar. Divanda daha önce "Yâd-ı ruhsârın ile" gazeli de mahlasın ardına bir Kerbelâ beyti koyarak kapanmıştı.
Kaynakça
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 207, s. 132. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
Çevrimiçi kaynaklar





