Anadolu'nun uzun ve soğuk kış geceleri, insanları aynı ocağın başında toplayan köklü bir geleneğin de mevsimi olmuştur. Tarlanın, bağın ve harmanın işi bitip tabiat karla örtüldüğünde köylerde ve kasabalarda toplumsal hayat evlere, köy odalarına ve kahvelere çekilir; komşular, akrabalar ve aynı meslekten arkadaşlar haftanın belli günlerinde sırayla birbirlerini ağırlar. Halkbilimi bu buluşmalara "geleneksel sohbet toplantıları" adını verir. Her yörede başka bir adla anılan bu meclisler Çankırı'da "yaren", Konya'da "barana", Şanlıurfa'da "sıra gecesi", Ankara ve Bolu yöresinde "ferfene" olarak bilinir. Amasya da bu geniş geleneğin içinde yer alır; şehirde ve ilçelerinde derlenmiş kış eğlenceleri, ortak yemeğin, sazın, türkünün ve maninin bir araya geldiği yerel biçimler olarak halk kültürü araştırmalarında anılır.

Adlandırma Meselesi ve Oğlak Bahçeleri

Amasya'nın sohbet meclisleri bir süredir "Oğlak Bahçeleri" adıyla tanıtılmaktadır. Ne var ki bu adın kaynağına inildiğinde başka bir tablo ortaya çıkar. Halk müziği araştırmacısı Mehmet Öcal, 2000 yılında yayımladığı "Türk Halk Müziğimizde Toplu Çalma-Söyleme Geleneği" başlıklı yazısında bu toplantıların yörelere göre adlarını tek tek sıralar: Çankırı, Kula ve Simav'da yarenlik, Gaziantep ve Elazığ'da meşkler, Balıkesir'de baranalar, Konya, Aksaray, Niğde, Nevşehir ve Ankara'da oturak âlemleri, Burdur ve Isparta'da oğlak bahçeleri, Amasya'da tel tel geceleri. Öcal aynı yazının ilerleyen bölümünde "oda gelenekleri veya oğlak bahçeleri" başlığıyla Bursa'daki oda toplantılarını da anlatır. Buna göre "oğlak bahçesi" adı derlemelerde Göller Bölgesi ile Bursa'ya aittir; Amasya için kaydedilen ad ise "tel tel gecesi"dir.

Karışıklığın nereden doğduğu da kestirilebilir. Bu ad listesi sonraki yıllarda pek çok derlemeye aktarılmış, kimi aktarımlarda il adı ile toplantı adı aynı satıra yazılırken yerleri kaymıştır. "Burdur, Isparta; Oğlak Bahçeleri" ve "Amasya; Tel Tel Geceleri" satırları bir satır aşağı kaydırılarak okunduğunda, oğlak bahçesi adı Amasya'ya bağlanmış görünür. Aynı kaymanın izleri listenin başka maddelerinde de vardır; Gaziantep için "yarenlik" adının kullanılması da bu türden bir okuma hatasıdır, zira hem Öcal hem de sonraki araştırmalar Gaziantep'te bu toplantıları "meşk", "sıra gezme" ya da "oda sohbeti" adlarıyla kaydeder. Amasya'nın kış meclislerini anlatırken bu yüzden yerel adlarıyla, yani tel tel geceleri ve Merzifon'un kuzu çevirme toplantılarıyla başlamak gerekir.

Geleneksel Sohbet Toplantıları Nedir

Kültür ve Turizm Bakanlığının Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri, geleneksel sohbet toplantılarını yörelere göre adı, üye sayısı, yaş sınırı ve toplanma sıklığı değişen erkek gruplarının, özellikle kış aylarında ve düzenli aralıklarla belli kurallar çerçevesinde bir araya gelerek kurdukları toplantılar olarak tanımlar. Bu tanıma göre topluluklar kendi aralarında bir tür "sanal akrabalık" kurar; halk müziği, halk oyunları ve oda içi oyunlar toplantının bünyesindedir ve amaç, iş dışında kalan zamanı sohbet ederek ve eğlenerek değerlendirmek, eğlendirirken de eğitmektir. Katılacak kişilerin belli bir meslekten ya da gruptan olması şart koşulmaz, ancak dürüst, sır saklamasını bilen ve ahlakı düzgün kişiler olmalarına özen gösterilir.

Gelenek uluslararası ölçekte de tescillenmiştir. UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Hükümetlerarası Komitesi, 15–19 Kasım 2010 tarihleri arasında Kenya'nın başkenti Nairobi'de yaptığı beşinci olağan toplantısında geleneksel sohbet toplantılarını İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne aldı. Listeye giren tek bir yöresel uygulama olmadı; Türkiye'nin dört bir yanında farklı adlarla yaşayan bütün bir gelenek ailesi bu başlık altında tanındı. Amasya'nın tel tel geceleri ve kuzu çevirme toplantıları da bu ailenin yerel üyeleri arasında sayılabilir.

Halkbilimci Sagıp Atlı, 2012–2016 yılları arasında 372 kaynak kişiyle görüşerek yaptığı alan araştırmasında sohbet toplantılarının Türkiye'nin yedi bölgesinde de bulunduğunu, ancak Orta ve Batı Karadeniz, İç Anadolu, Ege, Güney ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yoğunlaştığını tespit etmiştir. Atlı'nın derlediği adlar arasında yâren, ateş gezmesi, kürsübaşı, barana, cümbüş âlemleri, ferfene, herfene, erfane, gezek, helebiş, helva sohbetleri, muhabbet gecesi, oturak âlemleri, sıra gecesi ve velime gecesi bulunur. Türkiye dışında da benzerleri vardır: Kırgızistan'da "coro bozo", Özbekistan'da "geşdek", Uygur Türklerinde "meşrep", Kırım Karaylarında "konuşma", Bulgaristan'da "muhabbet" adıyla aynı türden toplantılar yaşar. Bu geniş coğrafya, geleneğin kökünün Türk toplumlarının ortak geçmişine uzandığını gösterir.

Amasya'nın Komşu Yörelerindeki Benzer Meclisler

Amasya'nın kış meclislerini anlamanın bir yolu, şehri çevreleyen yörelerin geleneğine bakmaktır. Atlı'nın topladığı malzemeye göre Tokat'ta ve Çorum'da bu toplantılar "sıra gezme" adıyla bilinir; Çorum'daki sıra gezmeleri 1940 gibi erken bir tarihte yazıya geçirilmiş, Tokat'takiler ise 1968'de yayımlanan bir derlemede anlatılmıştır. Tokat'ın Erbaa ilçesine bağlı Üzümlü'de aynı gelenek "ferfene" adını taşır ve günümüzde de sürdürülür. Sinop'un Boyabat ilçesinde de ferfene sohbetleri bilinir. Sivas'ta "oda açma" ya da "oda yakma" adıyla anılan bir uygulama ile sıra gezmeleri bulunur. Amasya'nın hemen kuzeyindeki Samsun'un Havza ilçesinde ise "kaz çevirme âdetleri" ya da "kaz âlemi" denen toplantılar 1946'da yayımlanan bir yazıda tarif edilmiştir.

Bu komşu örnekler Amasya'daki uygulamaları aydınlatır. Merzifon'da erkeklerin düzenlediği "kuzu çevirme" toplantıları ile Havza'nın "kaz çevirme" âlemleri arasındaki ad benzerliği dikkat çekicidir; iki gelenek de toplantıya adını veren yemek üzerinden tanınır. Sivas'ın Yıldızeli yöresinde kışın sırayla birbirini ağırlayan komşuların bu toplantılarda imece usulüyle "tel helvası" çektiği bilinir; pişmaniyeye benzeyen ve ustalık isteyen bu tatlı, Amasya'nın tel tel gecelerine adını veren tatlıyı hatırlatır. Karadeniz ile İç Anadolu arasında bir geçiş bölgesinde bulunan Amasya'nın, kış meclislerinde her iki tarafın izlerini taşıması bu yüzden şaşırtıcı değildir.

Tel Tel Geceleri

Amasya'ya özgü olarak derlenen ilk biçim tel tel gecesidir. Mehmet Öcal'ın aktardığına göre "tel tel", yörede pişmaniyeye benzeyen bir tatlının adıdır ve bu özel gecede tel tel kadayıf yapıldığı için toplantılar bu adla anılır. Öcal'ın tarifi tatlıyı bir yerde pişmaniyeye, bir yerde tel kadayıfa benzetir; ince teller hâlinde çekilen ya da serilen bir hamur tatlısından söz edildiği anlaşılmakla birlikte, tatlının bugün hangi tarifle yapıldığı kaynaklarda açıkça yer almaz. Komşu Sivas yöresinde kış toplantılarında topluca çekilen tel helvası ile aynı aileye ait olması kuvvetle muhtemeldir.

Gecenin en bilinen âdeti tatlının içine bir yüzük konulmasıdır. Tatlı paylaşılırken yüzüğün kime çıkacağı merakla beklenir; amaç, Öcal'ın ifadesiyle "niyet veya kısmet çekmek"tir. Anadolu'nun pek çok yerinde Hıdrellez sabahı küpten çekilen nişanlarda ya da mendil altına saklanan yüzükle oynanan yüzük oyununda görülen bu kısmet arama alışkanlığı, Amasya'da kış gecesinin tatlı sofrasına taşınmıştır. Yüzüğün çıktığı kişiye neyin müjdelendiğini kaynak ayrıntılandırmaz; aynı gecede söylenen manilerin kavuşma dileğini işlemesi, kısmetin daha çok evlilik ve sevgiliye kavuşma anlamında arandığını düşündürür.

Tel tel gecesi, Öcal'ın derlemesine göre yörede özellikle kadınların sevdiği bir eğlencedir ve yine kadınlar tarafından sürdürülmeye çalışılır. Bu yönüyle Anadolu'daki sohbet toplantılarının çoğundan ayrılır; zira geleneğin büyük kısmı erkek toplulukları üzerine kurulmuştur. Ankara'nın Ayaş yöresindeki kadın ferfeneleri, Mardin'de kadınlar arasında yapılan "sabahiye" toplantıları ve Adana Yörüklerinin "kekil günü" gibi kadınlara ait birkaç örnek dışında kadın meclisleri derlemelerde seyrek görünür. Tel tel gecesi bu az sayıdaki kadın meclisinden biridir ve Amasya'nın halk kültüründe kadınların kendi eğlence ve dayanışma alanlarını kurduğunu gösterir.

Gecede türküler söylenir, oyunlar oynanır, maniler atılır. Öcal'ın tel tel gecesinden derlediği tek mani şudur:

Sarı kabak kökeni
Ele batar dikeni
Mevla'm çabuk kavuştur
Hasiretlik çekeni

Maninin konusu kavuşma dileğidir; yüzükle kısmet arayan bir gecenin sofrasında söylenmesi de bu yüzden yerindedir. Anadolu'da mani, kızlarla delikanlılar arasında, kadınların kendi aralarında ya da düğün ve bayram eğlencelerinde karşılıklı atışma biçiminde söylenir; Öcal'ın tel tel geceleri için kullandığı "mani atmak" deyişi de bu karşılıklı söyleyişe işaret eder.

Merzifon'un Kuzu Çevirme Toplantıları

Amasya için kaydedilen ikinci biçim, özellikle Merzifon ilçesinde yapılan kuzu çevirme toplantılarıdır. Öcal'ın aktarımına göre bu toplantıları erkekler düzenler ve belli kuralları vardır. En dikkat çekici kural yaşla ilgilidir: yaşlıların dışında yörenin gençleri bu toplantılara katılamaz. Toplantı yapılacağı zaman yaşlılar bir hafta önceden hazırlanmaya başlar. Toplantılarda yörenin sevilen türküleri çalınıp söylenir, oyunları oynanır; türkülerin söylenmesinde ve oyunların oynanmasında belirli bir sıra gözetilmez.

Gençleri dışarıda bırakan bu düzen, Anadolu'daki pek çok sohbet toplantısından farklıdır. Gerede'nin sohbet toplantıları, Dursunbey'in baranaları ya da Çankırı'nın yaren meclisleri, gençlerin eğitilmesini temel amaçları arasında sayar ve gençleri kıdemlerine göre meclise alır. Merzifon'daki kuzu çevirme toplantıları ise olgun yaştaki erkeklerin kendi aralarındaki bir buluşma olarak tarif edilir. Toplantının adı, kuzunun ateş üzerinde çevrilerek pişirildiği bir sofraya işaret eder. Ancak kaynak, kuzunun nasıl hazırlandığını, toplantının yılın hangi zamanında yapıldığını ve bir başkan ya da başeski seçilip seçilmediğini ayrıntılı olarak anlatmaz. Havza'daki kaz çevirme âlemleriyle ad ve yapı benzerliği, bu iki komşu geleneğin aynı kültür havzasına ait olduğunu düşündürür.

Sofra: Azık Karıştırma, Kura ve Acı Kahve

Anadolu'nun sohbet meclislerinde sofra her zaman toplantının merkezindedir. Ferfene geleneğinde yemek çoğu zaman her evden getirilen malzemelerin bir araya konmasıyla, yani "azık karıştırma" usulüyle hazırlanır. Kimi yörelerde yapılacak yemekler katılımcılar arasında önceden paylaştırılır ya da kura ile belirlenir; kararlaştırılan günde herkes kendi evinde hazırladığı yemeği getirir ve hepsi aynı sofrada yenir. Yemeğin ardından sohbet edilerek acı kahveler içilir, kimi zaman fal bakılır, ardından saz çalınıp türküler söylenir ve oyunlar oynanır. Amasya'daki kış meclisleri de bu genel düzenin içinde anlatılır; tel tel gecelerinin tatlısı ve kuzu çevirme toplantılarının kuzusu, meclise adını veren ortak yemeğin yerel karşılıklarıdır.

Toplantının sırayla, her hafta başka bir üyenin evinde yapılması da yaygın bir kuraldır. Şanlıurfa'nın sıra gecelerinde her meslekten arkadaş grubu haftanın bir günü sırayla birinin evinde sazlı, sözlü ve yemekli bir toplantı düzenler; Yıldızeli'nde komşular ve akrabalar kış boyunca birbirlerini sırayla ağırlar. Ev sahibi konukları karşılar, ateşin başında halka olunur ve gecenin uzun saatleri bu düzen içinde geçer. Böyle bir sıra, masrafı bir kişinin omzuna yüklemeden dağıtır ve her haneyi meclisin hem misafiri hem de ev sahibi yapar.

Kış sofrasının arka planında yaz ve güz boyunca yapılan hazırlıklar vardır. Amasya'da bugün de sürdürülen kışlık hazırlıklar bunun canlı bir örneğidir: yazın son günlerinde kadınlar imece usulüyle bir araya gelip halk arasında "işkefe" denen yufkaları açar, sacda pişirir ve kış boyunca saklar. Bir evde başlayan bu işe komşular ve yakınlar katılır; kimi hamur yoğurur, kimi yufka açar, kimi sacın başında durur. Yufka açarken bir yandan da eski yılların anıları konuşulur. Kış gecelerinin meclisleri ile güzün imeceleri aynı dayanışma alışkanlığının iki ayrı mevsimdeki görünüşüdür.

Saz, Türkü ve Oda Oyunları

Öcal, bu toplantıları Türk halk müziğinin yaşadığı başlıca ortamlardan biri olarak görür ve bütün türlerini "toplu çalma-söyleme geleneği" başlığı altında toplar. Asker uğurlamaları, kına geceleri, düğünler ve nişanlar gibi kış eğlenceleri de türkülerin söylenip kuşaktan kuşağa aktarıldığı ortamlardır. Bu meclislerde türküler genellikle ağır havalarla başlar, ritmik türküler sona doğru söylenir; oyun havaları geldiğinde topluluk ayağa kalkar. Toplantı düzeni yöreden yöreye değişse de çalgıcıların ayrı bir yeri vardır; bağlama, darbuka, def, dümbelek ve zilli maşa en sık anılan çalgılardır.

Müziğin yanında oda oyunları da gecenin vazgeçilmez parçasıdır. Çankırı'nın yaren meclislerinde mendil altına saklanan yüzüğü bulmaya dayanan yüzük oyunu, tura oyunu ve samut oyunu oynanır; Ankara'nın kadın ferfenelerinde kadınların bir kısmının erkek kılığına girdiği "kabadayı oyunu" ve "evci oyunu" gibi seyirlik oyunlar sahnelenir. Balıkesir yöresinde de yüzük ve tura oyunlarının dostluğu ve arkadaşlığı pekiştiren oyunlar olarak oynandığı kaydedilmiştir. Amasya'nın tel tel gecelerinde tatlının içine yüzük saklanması, Anadolu'nun yüzük oyunlarıyla aynı kısmet ve şans arama fikrinden beslenir.

Halkbilimci ve fotoğrafçı Osman Nuri Yüce, 2013–2016 yılları arasında UNESCO Türkiye Millî Komisyonunun bir projesi için Anadolu'nun pek çok sohbet toplantısına katılıp bunları fotoğrafladı. Yüce'nin anlattığı Çankırı yaran gecesi, bir meclisin olağan akışını gösterir: önce selamlaşma yapılır, oturuşlar düzenlenir ve kahve ikram edilir; ardından müzik başlar, türküler söylenir; bunu geleneksel usulle hazırlanan yemek ve sofra muhabbeti izler, yemekten sonra oyunlara geçilir. Gece yarısından sonra misafirler ayrılınca da meclisin kendi iç işlerini gördüğü "mahkeme" kurulur. Amasya'daki toplantılar için bu kadar ayrıntılı bir tarif elde değildir, fakat kahve, müzik, yemek ve oyun sırası Anadolu'nun hemen her yerindeki meclislerde ortaktır.

Bir Halk Okulu Olarak Kış Meclisleri

Sohbet toplantılarının en çok vurgulanan yanı eğitici işlevidir. Öcal, bu meclislerde oturma düzeninin kimi yerde yaşlıdan gence, kimi yerde ustadan çırağa, kimi yerde de usta çalgıcılardan acemilere doğru sıralandığını, bazılarında kitap okunup yorumlandığını, bazılarında masal ve hikâye anlatıldığını belirtir. Hepsinde ortak bir nokta vardır: toplumun meseleleri konuşulur, küsler barıştırılır, aralarında anlaşmazlık bulunanların davaları görülür. Bolu'nun Gerede ilçesindeki sohbet toplantılarının amaçları arasında uzun kış gecelerini iyi geçirmenin yanında, çocukluktan delikanlılığa geçen gençlere toplum kurallarını öğretmek ve "mert, olgun erkek" yetiştirmek sayılır.

Genç bir delikanlı bu meclislerde büyüklerinin karşısında nasıl oturulacağını, nasıl konuşulacağını, misafire nasıl davranılacağını öğrenirdi. Ankara'nın eski cümbüş meclislerinde gençlerin büyükler izin vermedikçe dizlerini kaldıramadığı, bağdaş kuramadığı, ayak ayak üstüne atmanın büyük ayıp sayıldığı anlatılır. Dursunbey'in baranalarında kumar oynamak, yalan söylemek ve sarhoş olmak suç sayılır, suçlular meclisin içinde yargılanıp cezalandırılırdı. Yüce'nin görüştüğü Konyalı bir barana düzenleyicisi, geleneğin aktarımını bir atasözüyle dile getirir: "Kız anadan öğrenir çeyiz dizmeyi, oğlan babadan öğrenir sohbet gezmeyi." Sohbet adabı, saygının inceliği ve toplumun ortak değerleri bu gecelerde el yordamıyla öğrenilirdi.

Meclislerin işlevi eğitimle sınırlı kalmazdı. Yüce'nin gözlemlerine göre bölgenin kültürel ve ekonomik sorunları bu toplantılarda konuşulur, düğün, sünnet ve ölüm gibi geçiş dönemlerinde yardımlaşma burada örgütlenir, esnaflıkta usta ile çırak arasındaki bağ da bu sohbetlerle güçlenirdi. Halk müziği ve sözlü kültür ürünleri de bu ortamda üretilip yaşatılırdı. Merzifon'un yaşlılara ayrılmış kuzu çevirme toplantıları ile kadınların sürdürdüğü tel tel geceleri, Amasya'da bu işlevlerin toplumun farklı kesimleri arasında paylaşıldığını gösterir.

Değişim ve Günümüz

Atlı'nın araştırması, geleneksel sohbet toplantılarının bir kısmının bugün de eski yapısına uygun biçimde sürdüğünü, bir kısmının çağın şartlarına göre güncellendiğini, bir kısmının ise icra zeminini tamamen kaybettiğini ortaya koyar. Gerilemenin nedenleri arasında televizyon ve internet gibi yeni eğlence imkânları, kahvehane kültürünün yaygınlaşması, büyük kentlere göç, eğitim ve memuriyet için gençlerin memleketlerinden ayrılması, vardiyalı çalışma düzeniyle ortak zamanın ortadan kalkması ve yeni kuşakların disipline dayalı bir topluluk içinde bulunmak istememesi sayılır. Ayakta kalan toplantıların bir bölümü de yalnızca özel günlerde, resmî kurumların ve derneklerin etkinliklerinde gösteri olarak düzenlenir hâle gelmiştir.

Öte yandan dernekler ve yayın kuruluşları geleneğin yeniden tanınmasına katkıda bulunmuştur. Çankırı, Sandıklı, Tosya, Gümüşhane, Dursunbey, Mudurnu ve Gerede gibi yerlerde kurulan dernekler sohbet toplantılarını yaşatmaya çalışır, bağlama ve halk oyunları kursları açar. Atlı, bu yolla katılımcı sayısının arttığını, kadınların ve erkeklerin toplantıları birlikte izleyebildiğini, kuralların hafiflediğini ve toplantıların daha çok müzik ve eğlenceye yöneldiğini belirtir. Yüce de Şanlıurfa'da sıra gecelerinin sohbet yanı sona ererek turist odaklı müzik gecelerine dönüştüğünü aktarır.

Amasya'nın tel tel geceleri ve kuzu çevirme toplantıları ise bu yeniden canlanma dalgasında görünür bir yer edinmemiştir. Atlı'nın 31 il, 18 ilçe ve 4 beldede tespit ettiği sohbet toplantıları arasında Amasya adı geçmez; iki geleneği de bugün yalnızca Öcal'ın 2000 yılındaki kısa derlemesinden tanıyoruz. Toplantıların ne zamana kadar sürdüğü, hangi köy ve mahallelerde yapıldığı, kimlerin yönettiği ve hangi türkülerin söylendiği konusunda yazılı bilgi son derece sınırlıdır. Bu meclislerin hatırası bugün daha çok yaşlı kuşakların belleğinde durmaktadır ve yerinde yapılacak bir derleme, Amasya'nın kış gecelerine dair bu boşluğu doldurabilecek tek yoldur.

Kronoloji

1940: Çorum'daki sıra gezme toplantıları Ertekin tarafından yazıya geçirilir.

1946: Samsun'un Havza ilçesindeki kaz çevirme âdetleri (kaz âlemi) Bulgurcuoğlu tarafından tarif edilir.

1968: Tokat'taki sıra gezme toplantıları Yakupoğlu ve arkadaşlarının derlemesinde yer alır.

2000: Mehmet Öcal, Folklor/Edebiyat dergisinin 21. sayısında yayımlanan yazısında Amasya'nın tel tel gecelerini ve Merzifon'un kuzu çevirme toplantılarını derler; oğlak bahçeleri adını Burdur, Isparta ve Bursa için kaydeder.

2010: Geleneksel sohbet toplantıları, 15–19 Kasım'da Nairobi'de toplanan UNESCO Hükümetlerarası Komitesi kararıyla İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne alınır.

2012–2016: Sagıp Atlı, 372 kaynak kişiyle Türkiye genelinde sohbet toplantıları üzerine alan araştırması yapar.

2013: Öcal'ın toplu çalma-söyleme geleneği üzerine yazısının ikinci bölümü yayımlanır.

2013–2016: Osman Nuri Yüce, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu projesi kapsamında sohbet toplantılarını fotoğraflar.

2018: Atlı'nın Türkiye'deki geleneksel sohbet toplantılarını değerlendiren makalesi Millî Folklor dergisinin 117. sayısında yayımlanır.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Yüce, Osman Nuri. "Geleneksel Sohbet Toplantıları". B-Mag dergisi.

Resmî kaynaklar

  • Yıldızeli Belediyesi. "Kültür ve Gastronomi: Kış Gecelerinin Neşesi, Herfene (Sıra Gezmesi)". yildizeli.bel.tr
  • UNESCO, Intangible Cultural Heritage: Traditional Sohbet Meetings (Temsili Liste, 2010).

Diğer kaynaklar

  • Öcal, Mehmet. "Türk Halk Müziğimizde Toplu Çalma-Söyleme Geleneği I". Folklor/Edebiyat, sayı 21, 2000 (yeniden yayım: Yaren Evi, 15 Aralık 2009).
  • Öcal, Mehmet. "Türk Halk Müziğimizde Toplu Çalma Söyleme Geleneği". Folklor/Edebiyat, cilt 19, sayı 75, 2013, s. 129 vd.
  • Atlı, Sagıp. "Türkiye'deki Geleneksel Sohbet Toplantıları Üzerine Bir Değerlendirme". Millî Folklor, yıl 30, sayı 117, 2018, s. 88–99.
  • "Ferfene: Ferfene Gecesi". Arkeolojik Haber, Sözlük. arkeolojikhaber.com
  • Üçay, Aysun. "Amasya'da Kadınların Kış Mesaisi Başladı". Objektif Amasya, 18 Eylül 2026.

Çevrimiçi kaynaklar