Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)
Keşti-i ten garka varsa bahr-i meyde zînhâr
Tutma gird-âb-ı kadehden ey dil-i şeydâ kenâr
Gerd-i gamdan bâdedür mir’ât-ı tab‘ı pâk iden
Bâda varmadın ten-i hâki koma dilde gubâr
Merhabâ ol rinde kim hâlî degül peymânesi
‘Işk ola şol merde kim bir lahza olmaz hûşyâr
Sâki-i meclis husûsâ bir gözi mahmûr olup
Bûseler nukliyle bezm ehlini eyler şermsâr
Yiri od olsun Refîkî göreyin pervâneveş
Ancılayın bezm içinde yanmayanuñ şem‘vâr
Günümüz Türkçesiyle
1. Beden gemisi şarap denizinde batacak olursa, ey çılgın gönül, sakın kadeh girdabından uzak durma.
2. Tabiat aynasını gam tozundan temizleyen şaraptır; toprak beden yele gitmeden gönülde toz bırakma.
3. Kadehi hiç boş kalmayan o rinde merhaba; bir an bile ayık durmayan o yiğide aşk olsun.
4. Hele meclisin sakisi bir mahmur gözlü olup bezm ehlini çerez yerine öpücüklerle utandırırsa.
5. Refîkî, böyle bir mecliste mum gibi yanmayanın yeri, pervane gibi ateş olsun, göreyim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şarap Denizinde Gemi
Refîkî’nin rindâne havası en belirgin şiirlerinden biri bir deniz imgesiyle açılır: beden bir gemidir, şarap bir deniz, kadeh de bir girdap. Âşığa verilen öğüt, olağan öğüdün tersidir; gemi batacaksa girdaptan uzak durmamalı, kendini kadehe bırakmalıdır. İkinci beyit ayna mazmununa döner: tabiatın aynasını gam tozundan temizleyen şaraptır. “Bâde” (şarap) ile “bâda varmak” (yele gitmek, yok olmak) arasındaki ses benzerliği, toprak bedenin bir gün savrulacağı düşüncesini şarap davetine bağlar.
Üçüncü beyitteki iki dua kalıbı, “merhaba” ve “aşk olsun”, rindi ve hiç ayılmayan yiğidi selamlar. Dördüncü beyit meclisi canlandırır: saki mahmur gözlüdür ve çerez (“nukl”) yerine öpücük sunarak bezm ehlini mahcup eder. Gazeli kapatan beyit ise bir bedduadır: “göreyin” kalıbı, eski Türkçede “görmek isterim” anlamında ilenmelerde kullanılır. Böyle bir mecliste mum gibi yanmayanın yeri, pervanenin yeri gibi ateş olsun. Mum ile pervane, beytin içinde hem yanmanın övgüsü hem cezası olarak yer değiştirir.
Ahmed Paşa Zemininde İkinci Nazire
Mecma‘u’n-Nezâ’ir’de bu gazel, Ahmed Paşa’nın “Ey ‘arûs-ı hüsnüñe Hindû gözüm âyînedâr / V’ey cemâlüñ bâgına dest-i sabâ ‘anber-nisâr” matlalı şiirine yazılmış uzun nazire dizisinin sonlarında yer alır. Refîkî’nin aynı zemine yazdığı “Ey kıya bakışlu dil-ber v’ey harâmî gözlü yâr” gazeli (Gazel 2) de bu dizidedir. Mecmuada iki şiir arasında, başlıksız olarak Latîfî’ye ait üç şiir sıralanmıştır; kafiye (“kenâr, gubâr, hûşyâr”) aynı kaldığı için bu gazelin de Ahmed Paşa zeminine ait olduğu anlaşılır. Pervâne nüshasında bu gazel yer almaz.
Kaynakça
- Edirneli Nazmî, Mecma‘u’n-Nezâ’ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 372, şiir no. 955. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
Çevrimiçi kaynaklar






