Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)
Rûşen oldı şem‘ çün gelsün beri pervâneler
Tâ ki ol şevki görüp odlara düşüp yanalar
Hâli olma ‘ışkdan isterseñ âbâd olmagı
Genc ile ma‘mûr olur çün ey göñül vîrâneler
Giregör şol bezme kim anda müdâm olmış ola
Dâne-i tesbîh nukl u tâclar peymâneler
Zâhidâ ‘arz eyleme misvâk u tesbîhüñ ki hîç
Ehl-i ‘ışkuñ gûşına girmez kurı efsâneler
Cân nedür kim anı virmekden döner erbâb-ı ‘ışk
Hâssa şol meclisde kim raksa gire cânâneler
Vaz gelmek bâdeden âsân idi ey hem-nişîn
Sımayaydı tevbe câmın gözleri mestâneler
‘Akl u dânişden sakın ‘ışkuñ harîmin ey Refîk
Meclis-i ünse ne lâyıkdur gire bîgâneler
Günümüz Türkçesiyle
1. Mum yandı, pervaneler buraya gelsin; o arzuyu görüp ateşlere düşüp yansınlar.
2. Bayındır olmak istersen aşktan boş kalma; çünkü ey gönül, viraneler hazineyle mamur olur.
3. Tespih tanelerinin çerez, (derviş) taçlarının kadeh olduğu o meclise gir.
4. Ey zahit, misvakını ve tespihini gösterip durma; kuru masallar aşk ehlinin kulağına hiç girmez.
5. Can nedir ki aşk erbabı onu vermekten dönsün; hele sevgililerin raksa girdiği bir mecliste.
6. Ey meclis arkadaşı, şaraptan vazgeçmek kolaydı, eğer mahmur gözlüler tövbe kadehini kırmasaydı.
7. Ey Refîk, aşkın harem dairesini akıldan ve bilgiden koru; yabancıların ünsiyet meclisine girmesi ne yakışır?
Edebî ve Tarihî Yorum
Taçtan Kadeh, Tespihten Çerez
Tespihin taneleri çerez, derviş taçları kadeh olmuştur; üçüncü beyit zühd eşyasını tek tek meclis eşyasına çevirir. Derviş külahının ters çevrilip kadeh gibi tutulması, rindâne şiirde dinî kisveyle yapılan şakaların sert bir örneğidir. Dördüncü beyit aynı yönde ilerler: zahidin misvakı ve tespihi aşk ehline gösterilecek şeyler değildir, onlar için hepsi “kuru masal”dır. Altıncı beyitte “câm” kelimesi hem kadeh hem cam anlamıyla “tövbe”ye bağlanır; tövbe bir kadehtir ve mahmur gözlüler onu kırmıştır. Matlada mum ve pervane, ikinci beyitte ise hazinenin viranede bulunduğu inancı işlenir; aşk gönlü harap eder, ama hazine de ancak harabede bulunur.
Refîk Mahlası
Köksal neşri bu şiiri “Nazîre-i Refîk” başlığıyla verir ve şairler dizininde Refîk’i ayrı bir ad olarak kaydeder. Pervâne Bey Mecmuası’nda aynı gazel “Naẓīre-i Refīḳī” başlığını taşır. Mahlas beytindeki “ey Refîk” hitabı, Refîkî’nin vezin gereği mahlasını kısalttığı başka şiirlerde de görülür; Mecma‘da Refîkî başlığıyla verilen üç gazelde (Gazel 32, 49 ve 54) mahlas “Refîk” biçimindedir. Bu yüzden şiirin Refîkî’ye ait olduğu kuvvetle muhtemeldir, ama Mecma‘ başlığındaki farklılık kaydedilmelidir. Matlaın kafiyesi de dikkati çeker: “pervâneler” ile “yanalar” tam kafiye oluşturmaz; iki nüsha bu bakımdan aynıdır.
Gazel, Kemalpaşazâde’nin “Şol kadar ma‘mûr olur ‘îd olıcak mey-hâneler” zeminine yazılmış nazireler arasındadır ve Refîkî’nin aynı zemindeki öteki şiiri (Gazel 15) ile birlikte okunabilir. Kemalpaşazâde’nin zemin gazeli “ey refîk” (ey arkadaş) hitabıyla biter; Refîkî’nin aynı hitabı kendi mahlası olarak kullanması zemine yapılmış ince bir gönderme olabilir. Taç ile tespihin ve misvakın geçtiği üçüncü ve dördüncü beyitler Pervâne’de yer almaz; şiir orada beş beyittir. Pervâne ise zemini, Gazel 15’te anılan Revânî bayram gazeline bağlar.
Kaynakça
- Edirneli Nazmî, Mecma‘u’n-Nezâ’ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 451, şiir no. 1219. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
- Pervâne b. Abdullah, Pervâne Bey Mecmuası, haz. Kamil Ali Gıynaş, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 639, şiir no. 1676, vr. 132b. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194492/pervane-bey-mecmuasi.html
Çevrimiçi kaynaklar






![Gazel 19 — Letâfetde boyuñ serv [ü] sanavber](https://amasya05.com/storage/posts/pk6Q9uJa9eseW6aTb6bB0FnQ.jpg)