Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)

‘Işk zâlim yâr ser-keş derd çog u sabr az
Vay eger olmaya müşfik baña baht-ı kâr-sâz
‘Âşık-ı bî-çâre n’itsün çünki yâre hûy ola
Gâh hışm [u] gâh kîne [geh] kirişme gâh nâz
Saldı kudret kur‘asın şol dem ki kassâm-ı ezel
Hüsn erbâbına düşdi nâz u ‘uşşâka niyâz
Hurrem olsun dir iseñ hüsnüñ bahârın dâyimâ
Bir varak kâgıdla dâyim ‘âşıkuñ göñlini yaz
Pây-mâl olsa Refîkî gam degül mânend-i hâk
Tek cihân bâgında ol sen serv gibi ser-firâz

Günümüz Türkçesiyle

1. Aşk zalim, sevgili dikbaşlı, dert çok, sabır az; işleri düzene sokan baht bana şefkat göstermezse vay hâlime.

2. Sevgilinin huyu kâh öfke, kâh kin, kâh süzgün bakış, kâh naz olunca çaresiz âşık ne yapsın?

3. Ezel kısmetçisi kudret kurasını attığı an güzellere naz, âşıklara yalvarış düştü.

4. Güzelliğinin baharı hep şen olsun istersen âşığın gönlünü her zaman bir yaprak kâğıtla yaz (bir mektupla sevindir).

5. Refîkî toprak gibi ayaklar altında kalsa da gam değil; sen yalnız dünya bahçesinde servi gibi başı dik ol.

Edebî ve Tarihî Yorum

Amasyalı Refîkî

Pervâne Bey Mecmuası bu gazeli “Naẓīre-i Refīḳī-i Amāsiyyevī” başlığıyla verir. Mecmua, Refîkî’nin şiirlerinden ikisinde (bu gazel ile Gazel 24’te) şairi “Amasyalı” nisbesiyle anar. Tezkirelerin çoğunun Amasyalı dediği, Kafzâde Fâizî’nin ise Edirneli gösterdiği şair için XVI. yüzyıl ortasında derlenmiş bir nazire mecmuasındaki bu kayıt, Amasya bağını destekleyen çağdaşa yakın bir tanıklıktır. Pervâne Bey’in mecmuayı 968 (1560-61) yılında derlediği ve tek nüshasının Topkapı Sarayı’nda bulunduğu bilinir; şairin ölümünden yaklaşık yirmi yedi yıl sonrasına ait bir başlıktır.

Kısmet Kurası

Gazelin düşünce merkezi üçüncü beyittir. Ezelde kısmetleri dağıtan (“kassâm-ı ezel”) kudret kurasını atmış, güzellere naz, âşıklara niyaz düşmüştür. Naz ile niyazın kafiyede yan yana gelmesi, iki tarafın rolünün değişmez olduğunu söyler. İkinci beyit sevgilinin huylarını dört kez tekrarlanan “gâh” (kâh) ile sıralar; öfke, kin, süzgün bakış ve naz birbiri ardınca gelir. Dördüncü beyitte bahar, yaprak ve yaz kelimeleri bir arada kullanılır: güzelliğin baharı şen kalsın istenirse âşığın gönlüne bir “varak kâgıd”, bir mektup “yazılmalı”dır. “Yaz” hem yazmak fiilinin emri hem de mevsimdir; bahardan yaza geçiş, mektubun sevindireceği gönlü de içine alır.

Mecma‘u’n-Nezâ’ir’de gazelin içinde bulunduğu dizinin başında Ahmed Paşa’nın “Nâz ider ‘âşıklara nâz itmege ol serv-i nâz / Nâz hüsni râzıdur dîvâneye açsun mı râz” gazeli durur; Pervâne de zemini Veliyyüddînzâde Ahmed Paşa’ya bağlar. Zemindeki naz tekrarı, Refîkî’nin üçüncü beytindeki naz-niyaz paylaşımında yankılanır. Beş beyit iki nüshada da vardır; son beyit Pervâne’de “Tek cihānda ol hemānā serv gibi ser-firāz” diye geçer.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar