Özgün Metin

Vezin: Mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün (hezec)

Ne dil kim vasluñuñ genci hevâsıyla harâb olmaz
Yilerse der-be-der yüz yıl aña bir feth-i bâb olmaz
Beni kûyuñdan ey hûrî niçün men‘ eyler agyâruñ
Bilürsin kim bihişt içre müselmâna ‘azâb olmaz
Seni görmege uyhuda gözüm râzî olupdur lîk
Bu rûşendür ki ey meh dîde-i ‘âşıkda hˇâb olmaz
Gubâr olur yile varsa tenüm mihrüñ hevâsında
Göñülde zerre deñlü inkılâb u ıztırâb olmaz
Refîkî hûra geçmez meclis-i ‘uşşâkda hergiz
Şu dil kim derd ocagında döne döne kebâb olmaz

Günümüz Türkçesiyle

1. Hangi gönül senin vuslat hazinenin arzusuyla harap olmazsa, yüz yıl kapı kapı koşsa da ona bir kapı açılmaz.

2. Ey huri, rakibin beni senin sokağından niçin men eder? Bilirsin ki cennette Müslümana azap olmaz.

3. Gözüm seni uykuda görmeye razı olmuştur; ama ey ay, şu açıktır ki âşığın gözünde uyku olmaz.

4. Tenim senin güneşinin (sevginin) arzusuyla toz olup yele gitse de gönülde zerre kadar değişme ve çalkantı olmaz.

5. Refîkî, dert ocağında döne döne kebap olmayan gönül âşıklar meclisinde asla yenmeye değer sayılmaz (neşirde: “hûra geçmez”).

Edebî ve Tarihî Yorum

Sultanın Zemininde

Gazelin zemini bir padişaha aittir. Mecma‘u’n-Nezâ’ir de Pervâne Bey Mecmuası da şiiri “Sultân Bâyezîd”in, yani şiirlerinde Adlî mahlasını kullanan II. Bayezid’in “Ciger tennûr-ı sînemde dem olmaz kim kebâb olmaz / Gün olmaz rûz-ı hecrüñde gözüm yaşı şarâb olmaz” matlalı gazeline yazılan cevaplar arasında kaydeder. Padişahların zeminlerine nazire yazmak, saray çevresindeki şairler için bir hüner gösterisi olduğu kadar bir bağlılık ifadesiydi. II. Bayezid’in Amasya’da şehzadelik yıllarını geçirdiği ve şiirlerinin sitede ayrı bir başlık altında toplandığı hatırlanabilir: Adlî (II. Bayezid).

Refîkî, zeminin “kebâb” ve “ocak” imgelerini son beytine taşır. Bayezid’in matlaında ciğer, sinedeki tandırda kebap olur; Refîkî’nin mahlas beytinde ise dert ocağında döne döne pişmeyen gönül, âşıklar meclisinde sofraya konmaya layık görülmez. Mecma‘ metni bu mısraı “Refîkî hûra geçmez” diye verir; Pervâne nüshasındaki “ḫˇāra geçmez” okuyuşu (yemeğe geçmez, yenmeye değmez) kebap imgesiyle tam uyuştuğu için aktarımda o anlam esas alınmıştır.

Hazine, Cennet ve Zerre

Matla, harabede hazine bulunacağı inancını tersinden kullanır: vuslat hazinesinin arzusuyla harap olmayan gönle, yüz yıl kapı kapı dolaşsa da hiçbir kapı açılmaz. İkinci beyit sevgilinin sokağını cennete benzetir ve fıkıh diliyle bir sonuç çıkarır: cennette Müslümana azap olmayacağına göre rakibin âşığı oradan kovması haksızdır. Üçüncü beyitte âşık sevgiliyi düşte görmeye razıdır, ama uyuyamadığı için bu da mümkün değildir. Dördüncü beyitte “mihr” hem güneş hem sevgi, “hevâ” hem hava hem arzu anlamına gelir; güneş ışığında uçuşan zerreler gibi toz olan tene rağmen gönülde zerre kadar sarsıntı yoktur. Pervâne’deki metin Mecma‘dan yalnız birkaç kelimede ayrılır; beyit sayısı ikisinde de beştir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar