Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)
Göreyin yaşı çog olsun sâhib-i mey-hânenüñ
Kakımaz biñde birine na‘re-i mestânenüñ
Haşre dek ma‘mûr olsun hânesi ol ‘âşıkuñ
Kim olur ta‘mîrine bâ‘is dil-i vîrânenüñ
Sohbete bir hoşça hâlet virdügi içün müdâm
Ehl-i meclis dâmenin elden komaz peymânenüñ
Başımuz hoşdur surâhî ile yohsa kim çeker
Durmayup ezildügin karşusına cânânenüñ
Okıyup ‘ışkuñ ezânını bülend-âvâz ile
Çañına odlar dıkayın ey sanem büt-hânenüñ
Ruhlaruñda hâlüñe âşık olup ey şem‘-i hüsn
Odlara düşmiş yanar gör hâlini pervânenüñ
Çâk-i sînem zülfi içündür dise gam çekme kim
Bir kurı geçinmedür şânı Refîkî şânenüñ
Günümüz Türkçesiyle
1. Meyhane sahibinin yaşı çok olsun, göreyim; bin sarhoştan birini bile naraları için azarlamaz.
2. Harap bir gönlün onarılmasına sebep olan o âşığın evi mahşere dek bayındır olsun.
3. Sohbete hep hoş bir hâl kattığı için meclis ehli kadehin eteğini elden bırakmaz.
4. Sürahiyle aramız iyi; yoksa onun sevgilinin karşısında durmadan iki büklüm olup ezilmesine kim katlanır?
5. Ey güzel put, aşkının ezanını yüksek sesle okuyup puthanenin çanına ateşler tıkayayım.
6. Ey güzellik mumu, pervanenin hâlini gör: yanaklarındaki beninle sevdalanıp ateşlere düşmüş yanıyor.
7. Refîkî, tarak “bağrımın yarığı onun zülfü içindir” derse gam çekme; tarağın şanı kuru bir geçinmeden ibarettir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Meyhaneciye Dua, Tarağa İğne
Gazel bir dua ile açılır: “Göreyin yaşı çog olsun sâhib-i mey-hânenüñ.” Refîkî’nin başka şiirlerinde ileniş için kullanılan “göreyin” kalıbı (Gazel 13 ve 15) burada iyi dileğe döner; uzun ömür dilenen kişi, sarhoşların naraları yüzünden kimseyi azarlamayan hoşgörülü meyhanecidir. İkinci beyitte dua bir başka âşığa yönelir: harap bir gönlün onarılmasına sebep olanın evi mahşere kadar mamur kalsın. Viranelik ile mamurluk karşıtlığı, Refîkî’nin birçok gazelinde gönlün durumunu anlatmak için kullandığı bir çifttir.
Orta beyitler meclis eşyasını kişileştirir. Kadehin eteği bırakılmaz, tıpkı sevilen bir kişinin eteğine yapışılması gibi. Sürahi ise sevgilinin karşısında durmadan eğilip “ezilen”, yaltaklanan bir rakiptir; âşıklar ona yalnızca aralarının iyi olması yüzünden katlanır. Şarap dökerken eğilen sürahinin biçimi, bu kişileştirmeyi görünür kılar. Beşinci beyitte aşk ezanı ile puthanenin çanı karşı karşıya gelir; Pervâne nüshasında “yaḳayın”, Mecma‘da “dıkayın” okunur. Son beyitte tarak, dişleri arasındaki yarıklarla bağrı yırtık bir âşık gibidir ve bu yarığı sevgilinin zülfüne bağlar. Şair kıskanmamayı öğütler: tarağın “şân”ı, yani şerefi, kuru bir geçinmeden ibarettir. “Şân” ile “şâne” (tarak) arasındaki ses ilgisi beyti taşır.
Safî ve Lâmi‘î Zeminleri
Mecma‘u’n-Nezâ’ir gazeli Safî’nin “Muhtesib dir kim baña sı şîşesin peymânenüñ” mısraıyla başlayan şiirinin kafiyesinde toplanan şiirler arasına alır. Pervâne Bey Mecmuası’nda zemin Lâmi‘î’nin “Bu-durur ‘uşşāḳa cān-baḫş olduġı cānānenüñ” gazelidir. Yedi beyit iki nüshada da aynı sırayla bulunur; farklar birkaç kelimeyle sınırlıdır.
Kaynakça
- Edirneli Nazmî, Mecma‘u’n-Nezâ’ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 835, şiir no. 2460. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
- Pervâne b. Abdullah, Pervâne Bey Mecmuası, haz. Kamil Ali Gıynaş, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 1541-1542, şiir no. 4212, vr. 334a [333a]. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194492/pervane-bey-mecmuasi.html
Çevrimiçi kaynaklar






