Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)

Çerh urur dâyim felek mihrüñle ey meh-rû senüñ
Yakasın çâk itdi subhuñ gayret-i pîrâhenüñ
Bu letâfetde beşer görmiş degül hûr u melek
Beñzer olmışdur sirişti rûh ile cânânenüñ
Gonçeveş çâk olsa cîb-i câme-i ‘ömrüm n’ola
Görmeyem tek gayrılar destinde ey gül dâmenüñ
Eyle ey çeşmüm ruhı şevkiyle rengîn eşküñi
Lâle vü gülden pür olsun dir iseñ pîrâhenüñ
Cehd it kim çerhi döne döne pâ-mâl idesin
Er geçersin ey Refîkî‿altında kalma bir zenüñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey ay yüzlü, felek senin sevginle hep dönüp durur (raks eder); gömleğinin kıskançlığı sabahın yakasını yırttı.

2. Ne huri ne melek bu letafette bir insan görmüştür; sevgilinin yaratılışı ruhla yoğrulmuş gibidir.

3. Ömrümün elbisesinin yakası gonca gibi yırtılsa ne olur; yeter ki ey gül, eteğini başkalarının elinde görmeyeyim.

4. Ey gözüm, gömleğin lale ve gülle dolsun istersen gözyaşını onun yanağının hasretiyle renklendir.

5. Çalış da çarhı (feleği, ayrıca kadın çıkrığını) döne döne ayak altına al; ey Refîkî, er geçinirsin, bir kadının altında kalma.

Edebî ve Tarihî Yorum

Çarh ve Kadın

Gazelin en çok düşündüren yeri, şairin kendine seslendiği son beyitteki “çerh” kelimesidir. Kelime hem feleği, dönen göğü, hem de iplik eğirilen çıkrığı karşılar; çıkrık eskiden kadın işiyle anılırdı. Şair kendine seslenir: çalış da bu çarhı döne döne ayak altına al; er geçinirsin, bir kadının altında kalma. Dünyanın ya da feleğin yaşlı bir kadına benzetilmesi divan şiirinde sık görülür; Refîkî bu benzetmeyi çıkrık kelimesiyle birleştirerek feleğe yenilmeyi “bir kadının altında kalmak” diye adlandırır. “Döne döne” sözü de hem çarkın dönüşünü hem dervişin semaını hatırlatır; matlada feleğin sevgilinin sevgisiyle “çerh urması”, dönmesi de aynı hareketi anlatır.

Kalan dört beyit giyim eşyası çevresinde toplanır. Sabahın yırtık yakası, şafakta göğün açılan ışığıdır; Refîkî bu yırtığı sevgilinin gömleğine duyulan kıskançlığa bağlar. Üçüncü beyitte ömür bir elbisedir ve yakasının gonca gibi yırtılması önemsenmez, yeter ki sevgilinin eteği başkasının elinde görülmesin. Dördüncü beyitte gözyaşı yanağın hasretiyle kana boyanır ve gömleği lale ile gül desenli bir kumaşa çevirir. İkinci beyit sevgilinin yaratılışını anlatır: o, toprakla değil ruhla yoğrulmuş gibidir.

Nizâmî Zemini

Nizâmî’nin “Tutdı mülk-i Hoten etrâfını berg-i semenüñ / Kuşadı sünbül-i ter dâyiresin yâsemenüñ” beytiyle başlayan gazeli, Nazmî’nin derlemesinde bu şiirin zeminidir. Kafiye ve redif (“-enüñ”) zeminden alınmış, ama zemindeki Hoten misk ülkesi ve yasemin bahçesi yerini gömlek, yaka ve çıkrık dünyasına bırakmıştır. Mecma‘ dışında şiirin bir tanığı yoktur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar