Özgün Metin
Vezin: Mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün (hezec)
Nazar kıl hâline lutf it nigârâ çeşm-i giryânuñ
Ki‿anı seyl-âba virmişdür gam-ı serv-i hırâmânuñ
Çerâg-ı hüsne pervâne gibi bezm-i safâ içre
Görüp yandugumı göynür dili her şem‘-i sûzânuñ
Beni güldürmedüñ ey gevher-i sîr-âb dîdemden
Düşürdi nitekim dürler hayâl-i la‘l-i handânuñ
Yüzüñ şevkiyle âhumdan gice gün gibi rûşendür
Sanur halk-ı cihân anı egerçi mâh-ı tâbânuñ
Çemende vasf-ı hüsnüñden sabâ şerh eylemiş gûyâ
Ki düşmiş cânına âteş gül-i sad-berg-i bustânuñ
Cihânı pertevi hüsnüñ kılur her subh-dem rûşen
Meger kim matla‘-ı hurşîddür cânâ girîbânuñ
‘İlâc-ı merhemi añmaz Refîkî haste-dil hergiz
Hadeng-i gamzesi mecrûh idelden anı cânânuñ
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey sevgili, ağlayan gözün hâline lütufla bak; salınan servinin (senin) gamı onu sellere vermiştir.
2. Safa meclisinde güzellik kandiline pervane gibi yandığımı gören her yanan mumun yüreği dağlanır.
3. Ey parlak inci, beni güldürmedin; tıpkı güleç dudağının hayalinin gözümden inciler düşürmesi gibi (gözyaşı döktürdün).
4. Yüzünün hasretiyle âhımdan gece gündüz gibi aydınlıktır; gerçi dünya halkı onu parlak ayın ışığı sanır.
5. Saba çimende senin güzelliğini anlatmış olmalı ki bostanın yüz yapraklı gülünün canına ateş düşmüş.
6. Güzelliğinin ışığı her sabah dünyayı aydınlatır; ey sevgili, meğer yakan güneşin doğduğu yerdir.
7. Sevgilinin bakış oku onu yaraladığından beri gönlü hasta Refîkî ilaç ve merhemi asla anmaz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Yakadan Doğan Güneş
Her sabah dünyayı aydınlatan ışık, altıncı beyte göre sevgilinin yakasından, “girîbân”dan doğmaktadır. Yaka, yüzün ve boynun çevresidir; oradan yükselen yüz, gökte yükselen güneş gibidir. Dördüncü beyit aynı ışık temasını geceye taşır: âşığın âhı, yüzün hasretiyle geceyi gündüz gibi aydınlatır, ama halk bu aydınlığı ayın ışığı sanır. Ah ile ateş arasındaki bağ divan şiirinde yaygındır; Refîkî bu ateşi bir sokak lambası gibi görünür kılar.
Gazelde gözyaşı, ateş ve çiçek birbirine dönüşür. İlk beyitte ağlayan göz salınan servinin gamıyla sellere verilmiştir. İkinci beyitte âşık güzellik kandilinin pervanesidir ve onun yanışını gören mumların bile yüreği yanar; “göynür” fiili hem yanmayı hem acımayı anlatır. Üçüncü beyit gülme ile ağlamayı karşı karşıya koyar: sevgili âşığı hiç güldürmemiş, dudağının hayali ise gözünden inciler, yani gözyaşları düşürmüştür. Beşinci beyitte sabah rüzgârı sevgilinin güzelliğini çimende anlatmış, bunu duyan yüz yapraklı gül kıskançlıktan tutuşmuştur. Mahlas beyti bakış okuyla yaralanan âşığın ilaç aramadığını söyler; yara sevgiliden gelince merhem gereksizdir.
Şeyhî’nin “Devrân” Gazeli
Şeyhî’nin “Ne cân kim dil-beri vaslın müyesser kıldı devr anuñ / Hoş olsun vakti ‘âlemde ki zevkin sürdi devrânuñ” gazeli, iki mecmuada da bu nazirenin zeminidir; Pervâne başlığı Şeyhî’yi “ḳudemādan”, eski şairlerden sayar. Refîkî zeminin “-ânuñ” kafiyesini korur ve onu göz, mum, dudak, ay, gül ve yaka arasında dolaştırır. Pervâne’de üçüncü (gülme-ağlama) ve altıncı (yaka-güneş) beyitler eksiktir, metin beş beyitte kalır. İlk beyitte Pervâne “raḥm it”, son beyitte “anı sen cānuñ” okur.
Kaynakça
- Edirneli Nazmî, Mecma‘u’n-Nezâ’ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 914, şiir no. 2715. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
- Pervâne b. Abdullah, Pervâne Bey Mecmuası, haz. Kamil Ali Gıynaş, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 1564, şiir no. 4275, vr. 339a [338a]. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194492/pervane-bey-mecmuasi.html
Çevrimiçi kaynaklar






![Gazel 32 — Beli yâdına dilâ kâni‘ ol[a] fârig-i bâl](https://amasya05.com/storage/gallery/27c494483e81982443c22b2b8c6023b3.jpg)