Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)

Kim durur cânâ senüñ zülfüñle ider kîl u kâl
Cîm ü dâlı çünki olmışdur anuñ ‘ayn-ı cidâl
Olmasa ‘uşşâka hüsnüñden nasîb ey dûst derd
Almaz idi râ kaşuñı araya ol iki dâl
Kalur idi kûyuña uçmakdan ey ey ebrû-kemân
Olmasa dil murgına peykân u tîrüñ perr ü bâl
Senden ayru ser-firâz olmakdan ey Tûbâ-hırâm
Yig gelür sen serv-kad yolında olsa pây-mâl
Râstî feryâduma ‘uşşâk tutmazlardı gûş
Bezm-i gamda görmesem kânûn üzre gûş-mâl
Gice gündüz hâli olmazsın şumâr-ı gussadan
Salmayınca şâm-ı hecri ey göñül subh-ı visâl
Dâm-ı zülfi murg-ı dil sayd itmede bir dânedür
Ey Refîkî alına andanma benden hisse al

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sevgili, senin zülfünle dedikodu eden, çekişen kimdir? Çünkü onun cim ve dal (kıvrımları) çekişmenin (cidâl) ta kendisi olmuştur.

2. Ey dost, âşıklara senin güzelliğinden düşen pay dert olmasaydı, o iki dal harfi râ biçimindeki kaşını aralarına almazdı (dal, râ, dal: “derd”).

3. Ey yay kaşlı, temrenin ve okun gönül kuşuna kanat ve tüy olmasaydı, o kuş senin sokağına uçmaktan geri kalırdı.

4. Ey Tûbâ gibi salınan, senden ayrı baş kaldırmaktansa, servi boylu senin yolunda ayaklar altında kalmak daha iyi gelir.

5. Doğrusu, gam meclisinde kanun üzre kulak burulması (kanunun akort burgusu) görmeseydim, âşıklar feryadıma kulak vermezdi.

6. Ey gönül, vuslat sabahı ayrılık akşamını kovmadıkça gece gündüz dert saymaktan kurtulamazsın.

7. Zülfünün tuzağı gönül kuşunu avlamakta bir tanedir (ben); ey Refîkî, onun hilesine aldanma (neşirde: andanma), benden ibret al.

Edebî ve Tarihî Yorum

Cîm, Dâl, Râ: Harflerden Kelimeler

Gazelin ilk iki beyti Arap harflerinin biçimleriyle oynar. Kıvrım kıvrım zülüf, divan şiirinde cim ve dal harflerine benzetilir. “Cidâl” (çekişme) kelimesi de cim, dal, elif ve lam harfleriyle yazılır; bu yüzden zülfün cimi ile dalı, çekişmenin “‘ayn”ıdır. “‘Ayn” hem “öz, ta kendisi” anlamına gelir hem de bir harfin adıdır; zülfe söz eden kişi, aslında çekişmenin kendisiyle uğraşmaktadır. İkinci beyit oyunu bir adım ileri götürür: sevgilinin kaşı râ harfine benzer, iki yanındaki iki zülüf de iki dal harfidir. Dal, râ, dal yan yana gelince “derd” yazılır. Şair bunu âşıkların payına düşen derde bağlar: dert olmasaydı iki dal kaşı aralarına almazdı.

Sonraki beyitlerde kelime oyunları musiki gibi başka alanlara uzanır. Beşinci beyitte “kânûn” hem kural hem de telli çalgı kanundur; “gûş-mâl” kulak burmak, yani azarlamak demektir; çalgının akort burgusuna da bu ad verilir. Gam meclisinde kanunun akordu yapılmadıkça kimse feryada kulak vermez. Son beyitte “âl” (hile) ile “al” emri karşılaşır; Mecma‘ metnindeki “andanma” bir dizgi hatası olmalıdır, Pervâne nüshası “aldanma” okur. Üçüncü beyitte ok ve temren gönül kuşunun kanadı olur; Refîkî aynı buluşu Gazel 32’de de kullanır. Mecma‘ metninde bu beyitteki “ey ey” tekrarı neşrin dizgisinden gelir; Pervâne tek “ey” okur.

Veliyyüddînzâde Ahmed Paşa Zemini

Gazel iki mecmuada da Ahmed Paşa’nın “Hey ala gözlüm bizümle nice bir bu mekr ü al / Cevr ise pâyâna irdi cân ise maksûduñ al” matlalı gazeline nazire olarak yer alır. Refîkî, zeminin “al” (hile) ve “al” (alıver) kelimelerini son beytinde aynı ikilikle kullanır. Pervâne başlığı zemin şairini “Veliyyüddīn-zāde Aḥmed Paşa” diye anar. Tûbâ ve kanun beyitlerini içermeyen Pervâne nüshası beş beyittir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar