Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)
Dil unıtmaz beni ayru gördügince yâddan
Dûstum zîre meseldür gitmez eylük yâddan
Kûhda lâle degül görinen gam-ı Şîrîn ile
Hûn-ı dildür kim tamupdur dîde-i Ferhâd’dan
Atı üstinden tevâzû‘lar ider cânân baña
Şâh-ı gül gibi ki hâke mâyil olur bâddan
Yüz çevürmem biñ olursa dûstlar düşmen ki çün
Yig durur ölmek kişiye bir yaramaz addan
‘Işk pîrine Refîkî olalı cândan mürîd
Vaz geldi şeyh-i şehrüñ itdügi irşâddan
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül, beni (sevgiliden) ayrı gördükçe hatırından (yâd) bir yabancı (yâd) için silmez; dostum, çünkü atasözü vardır: iyilik akıldan çıkmaz.
2. Dağda görünen lale değil; Şîrîn’in gamıyla Ferhad’ın gözünden damlamış gönül kanıdır.
3. Sevgili atının üstünden bana alçakgönüllülük gösterir; tıpkı gül dalının rüzgârdan toprağa eğilmesi gibi.
4. Bin dost düşman olsa da yüz çevirmem; çünkü insana kötü bir addan ölmek yeğdir.
5. Refîkî canıyla aşk pirine mürit olalı şehrin şeyhinin irşadından vazgeçti.
Edebî ve Tarihî Yorum
Yâd ile Yâd
Matla, Türkçede iki ayrı anlamı olan “yâd” kelimesi üzerine kuruludur. Birinci mısranın sonundaki “yâd” yabancı, ikincininki hatıra demektir; ikisi aynı ses ve aynı yazıyla kafiye olur. Beytin ilk mısraı iki türlü anlaşılabilir: gönül, âşığı bir yabancıdan ayrı gördükçe onu unutmaz; ya da âşığı ayrı düştüğü hâlde hatırından çıkarmaz. İkinci mısra her iki okumayı da bir atasözüne bağlar: “Eylik yâddan gitmez”, iyilik unutulmaz. Atasözünün şiire böyle doğrudan girmesi, Refîkî’de birkaç kez karşımıza çıkar (Gazel 12’deki “lakap gökten iner” gibi).
İkinci beyit Ferhad ile Şîrîn hikâyesini bir manzara yorumuna çevirir: dağlardaki kırmızı laleler, Şîrîn için dağı delen Ferhad’ın gözünden damlamış kanlı yaşlardır. Üçüncü beyit ise saray hayatından bir sahne gibidir: atlı sevgili yolda yaya âşığa doğru eğilip selam verir, bu eğiliş rüzgârın toprağa doğru büktüğü gül dalına benzer. Dördüncü beyitte namus ve ad düşüncesi öne çıkar; dostların düşman olması bile yüz çevirmeye sebep olmaz, çünkü kötü adla yaşamaktansa ölmek yeğdir. Mahlas beyti aşk piri ile şehrin şeyhini karşılaştırır ve tercihini açıkça yapar.
Ahmed Paşa’nın Sayyad Gazeli
Gazelin zemini her iki mecmuada da Ahmed Paşa’nın “Ey göñül murgı ne rahm umarsın ol sayyâddan / Kim safâsı var anuñ dâmındaki feryâddan” beytiyle başlayan şiiridir. Pervâne Bey şairi bu kez “Refīḳī Çelebi” diye anar. İki metnin beş beyti büyük ölçüde aynıdır; matlaın ilk mısraı Pervâne’de “gördügince bāddan” biçimindedir ve “yâd” cinasını ortadan kaldırır. İkinci beytin Pervâne’deki biçimi “Kūhda lāle degüldür görinen Şīrīn ile”dir.
Kaynakça
- Edirneli Nazmî, Mecma‘u’n-Nezâ’ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 1177-1178, şiir no. 3543. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
- Pervâne b. Abdullah, Pervâne Bey Mecmuası, haz. Kamil Ali Gıynaş, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 1948-1949, şiir no. 5336, vr. 423a [421a]. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194492/pervane-bey-mecmuasi.html
Çevrimiçi kaynaklar






