Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün (remel-i mahbûn)

Sâkiyâ aç gözüñi ‘âlemi idrâk idelüm
Jeng-i gamdan göñül âyînesini pâk idelüm
Ya‘ni sun câm-ı meyi cânı ferahnâk idelüm
Mest-i lâ-ya‘kıl olalum yakalar çâk idelüm
Meclis-ârâ olalum bir tolu bünyâd idelüm
Dil-i gam-gînümüzi anuñ ile şâd idelüm
Çalalum çagıralum ney gibi feryâd idelüm
Mest-i lâ-ya‘kıl olalum yakalar çâk idelüm
Penbedür zühd dilâ câm-ı mey âteş-pâre
Yakalum anı ki vâkıf olınur esrâra
Dûst kâmîler içüp sâki-i şîrînkâra
Mest-i lâ-ya‘kıl olalum yakalar çâk idelüm
‘Işk pîrine dilâ gel varalum râm olalum
Bişelüm âteş-i ‘ışk ile nice hâm olalum
Alalum zühdi virüp bâdeyi bed-nâm olalum
Mest-i lâ-ya‘kıl olalum yakalar çâk idelüm
Künc-i halvetde nice zâhid-i mestûr olalum
Yâ nice tâ‘at-i tâmât ile magrûr olalum
Mey içüp hoş geçelüm ‘îş ile mesrûr olalum
Mest-i lâ-ya‘kıl olalum yakalar çâk idelüm
Ey Refîkî nice bir zühd ile mu‘tâd olalum
Şâh-ı hüsne kul olup gussadan âzâd olalum
İçelüm câm-ı meyi bir iki dem şâd olalum
Mest-i lâ-ya‘kıl olalum yakalar çâk idelüm

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey saki, gözünü aç, âlemi anlayalım; gönül aynasını gam pasından temizleyelim. Yani kadehi sun, canı ferahlatalım; kendinden geçmiş sarhoşlar olalım, yakalarımızı yırtalım.

2. Meclisi süsleyelim, bir dolu kadeh başlatalım; gamlı gönlümüzü onunla sevindirelim. Çalalım, bağıralım, ney gibi feryat edelim; kendinden geçmiş sarhoşlar olalım, yakalarımızı yırtalım.

3. Ey gönül, zühd pamuktur, şarap kadehi ise ateş parçası; onu yakalım ki sırlara vâkıf olunsun. Dostça şirin dilli sakinin elinden içip kendinden geçmiş sarhoşlar olalım, yakalarımızı yırtalım.

4. Ey gönül, gel aşk pirine varıp ona boyun eğelim; aşk ateşinde pişelim, ne kadar ham kalacağız. Zühdü verip şarabı alalım, kötü adlı olalım; kendinden geçmiş sarhoşlar olalım, yakalarımızı yırtalım.

5. Halvet köşesinde ne zamana dek perdeli zahit olalım, ne zamana dek gösteriş ibadetiyle mağrur olalım? Şarap içip hoşça geçinelim, zevkle sevinelim; kendinden geçmiş sarhoşlar olalım, yakalarımızı yırtalım.

6. Ey Refîkî, ne zamana kadar zühde alışık kalalım; güzellik şahına kul olup gamdan azat olalım. Bir iki an kadehi içip şen olalım; kendinden geçmiş sarhoşlar olalım, yakalarımızı yırtalım.

Edebî ve Tarihî Yorum

Nakaratlı Bir Murabba‘

Bu şiir, Refîkî’nin nazire mecmualarında kalan şiirleri arasında gazel dışındaki tek örnektir. Dörder mısralık altı bentten oluşan bir murabba‘dır ve her bendin son mısraı aynıdır: “Mest-i lâ-ya‘kıl olalum yakalar çâk idelüm”, yani kendinden geçmiş sarhoşlar olalım, yakalarımızı yırtalım. Bentlerin ilk üç mısraı kendi aralarında kafiyelidir (idrâk, pâk, ferahnâk; bünyâd, şâd, feryâd; âteş-pâre, esrâra, şîrînkâra), dördüncü mısra ise nakarat olarak birinci bentle bağlantıyı korur. Köksal neşri mısraları ikişer ikişer numaralandırarak verir; burada bent düzeni gösterilmiştir.

Şiir baştan sona bir davettir ve birinci çoğul kipte (“idelüm, olalum”) söylenir. Saki ve meclis, ney ve feryat, aşk piri ve pişmek isteyen ham sofu bu davetin durakları olur. Üçüncü bentteki benzetme dikkate değer: zühd pamuktur, kadeh ise ateş parçası; pamuğu yakmak, sırlara ulaşmanın yolu olarak sunulur. Dördüncü bentte “pîr”, “râm olmak”, “pişmek” ve “hâm” kelimeleri tasavvuf yolunun sözlüğünü kullanır, ama varılan yer kötü adı göze almak, “bed-nâm” olmaktır. Beşinci bent halvete çekilen ve gösteriş ibadetiyle övünen zahidi hedef alır; son bentte mahlas, şairi “güzellik şahına kul olup gamdan azat olmaya” çağırır.

Tâcîzâde’nin Zemini

Nazmî, şiiri Tâcîzâde Câfer Çelebi’nin aynı nakaratı taşıyan murabbaının nazireleri arasında vermiştir. Zeminin ilk bendi “Reşha-i câm ile hâk-i dili nemnâk idelüm / Gerd-i gam kalmasun anda sulayup pâk idelüm” diye başlar ve “Mest-i lâ-ya‘kıl olalum yakalar çâk idelüm” mısraıyla kapanır. Refîkî nakaratı ve “idelüm / olalum” kafiyelerini korur; zeminde bahar ve gül mevsimi öne çıkarken onun bentleri zahit ile rind arasındaki çekişmeye yönelir. Amasya doğumlu Tâcîzâde’nin zeminine yirmiden fazla nazire yazılmıştır; Refîkî’ninki dizinin sonlarındadır. Pervâne’nin mecmuasında bu murabba‘ bulunmaz.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar