Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)

Kesme kat‘â rişte-i peyvendi zülf-i yârdan
Düşmeyem dirseñ dilâ ger devlet-i dîdârdan
Asılıgör zülfine dildâruñ eylerseñ taleb
Vâsıl olan Hakk’a çün Mansûr’dur bu dârdan
Gam yimez agyârdan hüsnüñ temâşâsın uman
Ârzû-yı gül iden endîşe itmez hârdan
‘İllet-i hecrüñle ölmek yigdür ey ‘Îsâ-nefes
Şerbet-i vasluñdan özge olınan tîmârdan
Çâr-sû halkında gördüm sûd u sevdâdan ferâg
Geçdi ol Yûsuf-likâ beñzer bugün bâzârdan
Halkdan ‘uzlet idüp yapsam kapumı ey perî
Fitne-i hüsnüñ hücûm idüp girür dîvârdan
Ey Refîkî iç dehânı yâdına câmı müdâm
Tâ haberdâr olasın keyfiyyet-i esrârdan

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, sevgilinin yüzünü görme devletinden düşmeyeyim dersen sevgilinin zülfüne bağlılık ipini asla kesme.

2. Arıyorsan sevgilinin zülfüne asılıp kal; çünkü bu darağacından Hakk’a erişen Mansur’dur.

3. Güzelliğini seyretmeyi uman kişi rakipten gam yemez; gül isteyen dikenden korkmaz.

4. Ey İsa nefesli, senin vuslat şerbetinden başka bir tedaviyle iyileşmektense ayrılık hastalığından ölmek yeğdir.

5. Çarşı halkını kârdan ve alışverişten (sevdadan) el çekmiş gördüm; o Yusuf yüzlü bugün pazardan geçmiş olmalı.

6. Ey peri, halktan uzaklaşıp kapımı kapatsam, güzelliğinin fitnesi saldırıp duvardan içeri girer.

7. Ey Refîkî, onun ağzını anarak kadehi hep iç (Pervâne’de: ağzını aç), ta ki sırların keyfiyetinden haberdar olasın.

Edebî ve Tarihî Yorum

Pazardan Geçen Yusuf

Beşinci beyitte çarşı durmuştur: kavşaktaki (“çâr-sû”) esnaf ve halk kârı, alışverişi bırakmıştır; şair bunun sebebini sezer: Yusuf yüzlü sevgili bugün pazardan geçmiş olmalı. Yusuf’un Mısır pazarında satılması ve güzelliğiyle herkesi işinden alıkoyması bilinen bir kıssadır. “Sevdâ” kelimesi burada hem alışveriş hem tutkulu aşk anlamına gelir: çarşı halkı “sûd u sevdâ”dan, yani kâr ve ticaretten el çekmiştir, ama asıl sebep başka bir sevdadır. Altıncı beyit aynı fitneyi bir eve taşır: âşık halktan uzaklaşıp kapısını kapasa da güzelliğin fitnesi duvardan içeri girer.

İkinci beyit tasavvuf tarihinin en bilinen hikâyelerinden birine başvurur. “Ene’l-Hak” dediği için darağacında öldürülen Hallâc-ı Mansûr, gelenekte darağacından Hakk’a eren kişidir. Refîkî sevgilinin zülfünü bu darağacının ipine benzetir: zülfe asılan da Mansur gibi muradına erer. Matlaın “rişte-i peyvend” (bağlılık ipi) ifadesi bu ip imgesini önceden hazırlar. Dördüncü beyitte sevgili, ölüleri dirilten İsa’nın nefesine sahiptir; âşık onun şerbetinden başka ilacı kabul etmez. Son beyitte “keyfiyyet” hem sarhoşluk hâli hem bir şeyin niteliğidir; kadehin, sırların niteliğini öğreten bir araç olduğu söylenir.

Hafî ve Ahmed Paşa Zeminleri

Nazmî’nin mecmuasında gazelin zemini Hafî’nin “Ayıram agyârı Hak yârî kılursa yârdan / Fursat el vire yitem item düşürem yardan” gazelidir. Pervâne’nin derlemesi aynı kafiyeyi Ahmed Paşa’nın “Çün vefā gelmez bilürsin merdüm-i mekkārdan” beytiyle açılan gazelinin altına koyar. Çarşı ve duvar beyitleri Pervâne’de görülmez; metin orada beş beyittir. İkinci beyitte Pervâne “Vāṣıl-i Ḥaḳḳ’a çü Manṣūr giderür bu dārdan” okur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar