Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)

Dir nazar iden nigâruñ gözi ile kaşına
Hûb tasvîr eylemiş tahsîn anuñ nakkâşına
Ey göñül hâlüñ n’ola hâl ü hat-ı dildâr ile
Kanda tuş olduñ cihânuñ bir bölük kallâşına
Dizlerümden ayagum düşse talebden çekmem el
Yazılandan gayrı hod gelmez kişinüñ başına
‘Âşık-ı sâbit-kadem oldur ki kûy-ı dûstdan
Yüz çevürmez yagsa biñ şimşîr anuñ başına
İşigüñ çârûbı olmaga müjeñ bil bagladı
Bil[i]mez hoş geldügin ammâ kapuñ ferrâşına
Ey Refîkî sûz-ı âhum kurudur deryâları
Mâni‘ olsam bir nefes iki gözümüñ yaşına

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgilinin gözüne ve kaşına bakan “Ressamı ne güzel resmetmiş, aferin” der.

2. Ey gönül, sevgilinin beni ve ayva tüyü yüzünden hâlin ne olsa yeridir; dünyanın bir bölük kallaşına nerede çattın böyle?

3. Dizlerimden ayağım düşse de talepten el çekmem; insanın başına yazılandan başkası gelmez.

4. Sebatlı âşık odur ki başına bin kılıç yağsa da dostun sokağından yüz çevirmez.

5. Kirpiğin eşiğinin süpürgesi olmaya bel bağladı; ama kapının ferraşının bundan hoşlanıp hoşlanmadığını bilemez.

6. Ey Refîkî, iki gözümün yaşına bir nefes engel olsam, âhımın yakıcılığı denizleri kurutur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Ressama Aferin

Gazel, zeminin ikinci mısraını kendi matlaına taşır. Hayâlî’nin zemin gazeli “Sad hezârân âferîn şol sûretüñ nakkâşına”, yani bu suretin ressamına yüz binlerce aferin, diye biter; Refîkî’nin bu gazelinde de sevgilinin gözüne ve kaşına bakan kişi ressamı över. Aynı zemine yazdığı öteki gazelde (Gazel 45) bu mısra neredeyse aynen kullanılmıştır. Sevgilinin yüzü bir tablo, onu yaratan da bir nakkaştır; aferin nakkaşa söylenir. Pervâne nüshası matlaın ikinci mısraını “Ḫūb taḥsīn eylemiş üstādına naḳḳāşına” diye verir.

Orta beyitler sabır ve kader üzerinedir. Üçüncü beyit bir atasözüne dayanır: başa ancak yazılan gelir; âşık bu yüzden ayakları tutmasa da yürümeyi bırakmaz. Dördüncü beyitte sebat, başa yağan bin kılıca rağmen sokaktan yüz çevirmemektir. Beşinci beyit Refîkî’nin sevdiği bir hizmet imgesini tekrarlar: kirpik eşiği süpüren bir süpürgedir (krş. Gazel 24); “bil bagladı” deyimi “bel bağlamak”, yani bir işe kendini adamak anlamındadır ve hemen ardından gelen “bilmez” ile ses oyunu kurar. Son beyitte gözyaşı, âhın ateşini söndüren sudur; bir nefes kesilse denizler kurur. İkinci beyitte Mecma‘ “kallâşına”, Pervâne “naḳḳāşına” okur; bu ikinci okuma matlaın kafiye kelimesini tekrarladığı için zayıftır.

İki Mecmuada Sıra

Mecma‘u’n-Nezâ’ir’de bu gazel, Abdülkerîmzâde Hayâlî zemininde Refîkî’nin “Al idüp ol lâle-ruh” gazelinin hemen ardından ikinci “Nazîre-i Refîkî” olarak gelir. Pervâne Bey Mecmuası’nda sıra terstir: önce bu gazel “Naẓīre-i Refīḳī” başlığıyla, sonra “Âl idüp” gazeli “Ve lehu keẕā” başlığıyla verilir. Pervâne’de süpürge beyti eksik olduğundan gazel orada beş beyittir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar