Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel); neşirde şiir muzâri‘ bölümünde yer alır
Kevkeb-i bahtum mukârin oldı beñzer ay ile
Ki‿âşinâ oldum bugün bir mâh-ı mihr-efzâ-y-ile
Hûn-ı dil başumdan aşdı gonçeveş ey lâle-ruh
Sünbülüñ el bir edelden nergis-i şehlâ-y-ile
Zerrece fehm idemez mihr-i ruhuñ mâhiyyetin
Tab‘-ı erbâb-ı hıred fikr-i felek-sîmâ-y-ile
Bir dem olmaz dil sevâd-ı zülf-i dil-berden halâs
Âh kim ‘ömrüm geçiserdür kurı sevdâ-y-ile
Nâr-ı hicrân-ı turunc-gabgab u âsîb ü gamum
Geçüriserler Refîkî ‘ömrüñi eyvâ-y-ile
Günümüz Türkçesiyle
1. Talihimin yıldızı ayla kavuşmuş (kırana girmiş) olmalı ki bugün sevgi artıran bir ayla tanıştım.
2. Ey lale yanaklı, sümbülün (zülfün) şehla nergisle (gözünle) el bir edeli gönül kanı gonca gibi başımdan aştı.
3. Akıl sahiplerinin tabiatı, felek gibi yüce düşüncesiyle bile, güneş yanağının mahiyetini zerre kadar anlayamaz.
4. Gönül sevgilinin zülfünün karasından bir an kurtulmaz; ah, ömrüm boş bir sevdayla geçecek.
5. Ey Refîkî, turunç gerdanlının ayrılık ateşi (nar), musibet ve gamım ömrünü “eyvah” (ayva) diyerek geçirtecek.
Edebî ve Tarihî Yorum
Meyve Sepeti
Nar, turunç, elma ve ayva, son beytin yakınmasına gizlenmiştir. “Nâr” hem ateş hem nar, “turunc-gabgab” turunç gibi yuvarlak gerdan, “âsîb” musibet demektir ve içinde Farsça elma anlamındaki “sîb” kelimesini taşır; son kelime “eyvâ” ise hem “eyvah” nidası hem ayva meyvesini çağrıştırır. Ayrılığın ateşi, musibet ve gam, âşığın ömrünü “eyvah” diye geçirtecektir; ama aynı mısra bir nar, bir turunç, bir elma ve bir ayvayı yan yana dizer. Bu tür sözcük oyunları, aynı yazılışın farklı okunabilmesine dayanan eski yazının imkânlarından yararlanır.
Matla gökyüzünün dilini kullanır: talih yıldızının ayla “mukârin” olması, yani kırana girmesi, müneccimlere göre uğurlu bir durumdur; âşık o gün bir “ay”la, sevgiliyle tanışmıştır. İkinci beyitte sümbül zülfü, nergis gözü temsil eder; ikisi “el bir edince”, yani birleşip işbirliği yapınca gönül kanı goncadan taşar gibi başı aşar. Dördüncü beyitte “sevâd” (karalık) ile “sevdâ” (hem kara safra hem tutku) aynı kökten gelir; zülfün karası, âşığın ömrünü boş bir sevdayla geçirmesinin sebebidir.
Necâtî Zemininde Başka Bir Vezin
Necâtî’nin “Tâ kim saçuñ girihlerin açduñ sabâ-y-ile / ‘Ömrin uzatduñ ehl-i dilüñ hoş hevâ-y-ile” gazeli Mecma‘da bu şiirin zeminidir ve dizi muzâri‘ bahrinin bölümünde yer alır. Refîkî’nin gazeli ise remel vezniyle yazılmıştır; ortak olan “-â-y-ile” redifidir. Gazel 32’de olduğu gibi burada da mecmuanın şiirleri vezinden çok redif ve kafiye ortaklığına göre bir araya getirdiği görülür. Gazel Pervâne’nin derlemesinde bulunmaz.
Kaynakça
- Edirneli Nazmî, Mecma‘u’n-Nezâ’ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 1536, şiir no. 4702. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
Çevrimiçi kaynaklar






