Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)
Dir gören ehl-i nazar agyâr bezminde seni
Şâh-ı güldür hârdan bir havludur pîreheni
Dâne-i hâlüñ görüp kendüm ferâmûş eyledüm
Yile vardı âh kim bir demde ‘aklum hırmeni
Ne gelür elden çün itmiş halk iden şâdî vü gam
Dil-ber-i ra‘nâ seni vü ‘âşık-ı şeydâ meni
Pâkdür dirdüm güle ey bülbül-i dil olmasa
Gûşe-i bâg içre her bir hâr elinde dâmeni
Sanma encümdür görinen gökde belki subha dek
Gözlerin yumdurmadı her şeb Refîk’üñ şîveni
Günümüz Türkçesiyle
1. Seni rakiplerin meclisinde gören anlayış ehli der ki: “O bir gül dalıdır, gömleği de dikenden bir çitle çevrilmiştir.”
2. Beninin tanesini görüp kendimi unuttum; ah, aklımın harmanı bir anda yele gitti.
3. Ne gelir elden, sevinci ve gamı yaratan seni alımlı bir sevgili, beni çılgın bir âşık yaratmış.
4. Ey gönül bülbülü, gül bahçesinin köşesinde eteği her dikenin elinde olmasaydı, güle temiz derdim.
5. Gökte görünenleri yıldız sanma; Refîk’in feryadı her gece sabaha kadar göğün gözlerini yumdurmadı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Göğün Uykusuz Gözleri
Yıldızlara son beyitte yeni bir açıklama getirilir. Gökte görünenler yıldız değildir; âşığın feryadı yüzünden sabaha kadar uyuyamayan göğün açık gözleridir. Gözün yumulamaması ile yıldızın göğün yüzünde parlaması arasındaki benzerlik, âşığın sesini kozmik bir uykusuzluğa çevirir. Mahlas burada “Refîk’üñ” biçiminde kısaltılmıştır; Pervâne nüshası aynı yeri “Refīḳī” okur. Refîkî’nin bu kısa biçimi Mecma‘daki başka gazellerinde de kullandığı görülür (Gazel 16, 32, 54).
Gazelin ilk beyitleri bahçe ve harman imgeleriyle ilerler. Rakiplerin arasında oturan sevgili, dikenden bir çitle çevrilmiş gül dalına benzer; “havlı” kelimesi bahçe çiti, avlu anlamındadır. İkinci beyitte ben bir tanedir, akıl ise bir harman; tanenin peşine düşen âşığın harmanı rüzgâra gider. Ahmed Paşa’nın zemin gazelindeki “hırmen” (harman) kelimesi burada yeniden kafiye olur. Üçüncü beyit kadere sığınır: sevinci ve gamı yaratan, birini sevgili, ötekini âşık yaratmıştır; “seni” ile “meni” kafiyesi eski Türkçenin “ben” yerine kullanılan “men” biçimini taşır. Dördüncü beyitte gül, her dikenin elinde eteği bulunduğu için temiz sayılamaz; dikenler rakiplerdir.
Ahmed Paşa’nın “Hırmen” Gazeli
Mecma‘ ile Pervâne’nin ikisinde de zemin Ahmed Paşa’nın “Cenneti berg-i heves tutar cemâlüñ gülşeni / Kâha saymaz dâne-i meh-tâbı hüsnüñ hırmeni” gazelidir; Pervâne zemini Veliyyüddînzâde Ahmed Paşa’ya bağlar. Beş beyit iki metinde de aynıdır; Pervâne ilk beyitte “ḥavlıdur pīrāheni”, üçüncü beyitte “beni”, son beyitte “belki çerḫe” okur.
Kaynakça
- Edirneli Nazmî, Mecma‘u’n-Nezâ’ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 1590-1591, şiir no. 4877. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
- Pervâne b. Abdullah, Pervâne Bey Mecmuası, haz. Kamil Ali Gıynaş, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 2809, şiir no. 7805, vr. 615a [623a]. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194492/pervane-bey-mecmuasi.html
Çevrimiçi kaynaklar






