Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)
N’ola kûyuñ olsa her dem haste cân eglencesi
Bülbülüñ olur çü sahn-ı gülsitân eglencesi
Giceler kûyuñda sînem ggdügüm ey meh bu kim
Tabl âvâzıdur ekser pâsbân eglencesi
Hûblar görmekde kâni‘ ol figân u nâleme
Çün nidâ-yı nâydur ey dil şubân eglencesi
Tâcir-i eşküm n’ola menzilgeh itse çeşmümi
Dâyimâ çün çeşmelerdür kârbân eglencesi
Ey Refîkî avunur dil gamze vü ebrûsıla
Tıfl gibi kim olur tîr ü kemân eglencesi
Günümüz Türkçesiyle
1. Senin sokağın her an hasta canın eğlencesi olsa ne olur; gül bahçesinin avlusu da bülbülün eğlencesidir.
2. Ey ay, geceleri senin sokağında göğsümü dövmemin (neşirde: “ggdügüm”) sebebi şudur: bekçinin eğlencesi çoğu zaman davul sesidir.
3. Ey gönül, güzelleri görmekte benim figan ve iniltimle yetin; çünkü çobanın eğlencesi kavalın sesidir.
4. Gözyaşı tüccarı gözümü konak yeri edinse şaşılır mı; kervanın eğlencesi hep çeşmelerdir.
5. Ey Refîkî, gönül onun bakışı ve kaşıyla avunur; tıpkı oyuncağı ok ve yay olan çocuk gibi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gündelik Hayattan Eğlenceler
Zemin redifi olan “eglencesi”, Refîkî’nin elinde bir gündelik hayat albümüne dönüşür. Her beyit, âşığın bir hâlini kasabadan ya da yoldan alınmış bir sahneyle eşleştirir. Gece bekçisinin eğlencesi davul sesidir; âşığın sevgilinin sokağında geceleri göğsünü dövmesi, o bekçiye bir davul sesi sunmak gibidir. Çobanın eğlencesi kavaldır; âşığın iniltisi de güzellere bakarken çalınan bir kaval sayılır. Kervanın eğlencesi çeşmelerdir; “çeşm” (göz) ile “çeşme” arasındaki ses ilişkisi sayesinde gözyaşı tüccarının âşığın gözünü konak edinmesi doğal görünür. Son beyitte gönül, ok ve yay ile oynayan bir çocuğa benzer; sevgilinin kirpik oku ve kaş yayı onun oyuncağıdır.
İkinci beyitte Köksal neşri fiili “ggdügüm” diye basmıştır; bu, bir dizgi bozulması olmalıdır. Bağlam ve vezin, göğsünü “dögdügüm” (dövdüğüm) okumasını gösterir; davul sesine yapılan benzetme de bu okumayı destekler. Matla ise gelenekteki gül ile bülbül ilişkisini bir eğlence ilişkisine indirger: gül bahçesi bülbülün eğlencesi olduğuna göre, sevgilinin sokağının hasta canın eğlencesi olması da şaşırtıcı değildir. Gazelin dili sade, imgeleri gözle görülür türdendir; bekçi, çoban, kervan ve çocuk, divan şiirinin saray dünyasından çok sokağa ait kişilerdir.
Zülâlî Zemini
Nazmî gazeli Zülâlî’nin “La‘l-i cânân şevkidür her lahza cân eglencesi / ‘Âşıkuñ olur şarâb-ı ergavân eglencesi” matlalı gazelinin ardından sıralar. Refîkî, zeminin ilk mısraındaki “cân eglencesi” ibaresini kendi matlaına aynen alır. Pervâne Bey Mecmuası aynı zemini ve birçok nazîresini verdiği hâlde bu gazeli içermez.
Kaynakça
- Edirneli Nazmî, Mecma‘u’n-Nezâ’ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 1616-1617, şiir no. 4963. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
Çevrimiçi kaynaklar






