Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)
Yâr ma‘mûr eylemez çün dil harâb-âbâdını
Seyl-i gam yıksa yiridür yir yirin bünyâdını
Leşker-i gam bî-sebeb bizden şebîhûn eyleyüp
Şâdilık çetrini yıkdılar çeküp evtâdını
Nev-bahâr irdi benefşe geldi güldi yâsemîn
Gitdi cün ol serv-i nâz unutdı bu dil şâdını
Ney gibi zâr u nizâr olup delinür sînesi
Bir nefes her kim işidürse dilüñ feryâdını
Kul olalıdan Refîkî saña ey sultân-ı hüsn
Her tarafdan işidür halkuñ mübârek-bâdını
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgili gönlün harabe şehrini mamur etmediğine göre, gam seli onun temelini yer yer yıksa yeridir.
2. Gam ordusu sebepsiz yere bize gece baskını yapıp kazıklarını çekerek sevinç çadırının (çetr) saltanat gölgeliğini yıktı.
3. Bahar geldi, menekşe çıktı, yasemin güldü; o nazlı servi gidince bu gönül sevincini unuttu.
4. Gönlün feryadını bir nefes işiten, ney gibi inleyip zayıflar ve göğsü delik deşik olur.
5. Ey güzellik sultanı, Refîkî sana kul olalı her yandan halkın “mübarek olsun” sözlerini işitir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Harabâbâd
Gazelin anahtar kelimesi “harâb-âbâd”dır; harap ile abadanı, yıkık ile mamuru tek kelimede birleştiren bu terkip, gönlün hâlini anlatmak için Osmanlı şiirinde sık kullanılır. Matlada sevgili bu harabe şehri imar etmez; o hâlde gam selinin temelini yıkması yerindedir. Refîkî, harabe ile imar arasındaki karşıtlığı başka gazellerinde de işler (Gazel 26’daki meyhaneci duası, Gazel 22’deki vuslat hazinesi); burada ise gönlün yıkılışı bir kabullenişle anlatılır.
İkinci beyit savaş sözlüğüne geçer. Gam bir ordudur ve gece baskını (“şebîhûn”) yapar; çadırın kazıklarını (“evtâd”) söküp sevincin saltanat şemsiyesini (“çetr”) yıkar. Çetr, hükümdarların başı üzerinde taşınan gölgeliktir; sevincin bir hükümdar gibi düşünülmesi beyte yüksek bir hava verir. Üçüncü beyitte bahar bütün çiçekleriyle gelmiştir, ama servi boylu sevgili gidince gönül bu sevinci unutmuştur. Dördüncü beyitte gönlün feryadını işiten kişi neye döner; neyin delikleri, dinleyenin göğsündeki yaralar olur. Mahlas beyti, kulluğu bir tahta çıkış gibi kutlatır: sevgiliye kul olan Refîkî’ye her yandan “mübârek-bâd”, tebrik sesleri gelir.
İki Ayrı Zemin
Mecma‘u’n-Nezâ’ir’de bu nazirenin zemini Kemalpaşazâde’nin “Seyl-i bâdedür yıkan gam kasrınuñ bünyâdını / Meyl-i sâkîdür yapan göñlüm harâb-âbâdını” gazelidir; Refîkî zeminin “harâb-âbâd” ve “bünyâd” kafiyelerini matlaına aynen almıştır. Pervâne Bey Mecmuası’nda zemin, başlıkta sultan vakıflarının mütevellisi olarak tanıtılan Revânî’nin “Görmedüm mey-ḫānenüñ hergiz ḫarāb-ābādını” gazelidir. İki nüshanın beş beyti örtüşür; Pervâne ikinci beyitte “Şāẕlıḳ çetrini”, dördüncüde “dilüñ dil-şādını” okur.
Kaynakça
- Edirneli Nazmî, Mecma‘u’n-Nezâ’ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 1596, şiir no. 4898. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
- Pervâne b. Abdullah, Pervâne Bey Mecmuası, haz. Kamil Ali Gıynaş, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 2811-2812, şiir no. 7813, vr. 616a [624a]. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194492/pervane-bey-mecmuasi.html
Çevrimiçi kaynaklar






