Özgün Metin

Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)

Meyl-i çerhüñ itdi sâkî hâk ile yeksân beni
Gör ne al ile tutup hak eyledi devrân beni
Çok sözüm vardur benüm anuñla irürsem eger
Açılup her bezmde çün söylemiş dîvân beni
Ol hilâl-ebrûyı benden muttasıl dûr itmesün
İstemez çün kim felek peyveste ser-gerdân beni
Ney kulak tutmazdı hecrüñde vücûdum var disem
Ger aña tuydurmayaydı nâle vü efgân beni
Câna mihnet kâsesin yir yir virür devrân müdâm
Ey Refîkî korkaram bir gün tutar ol kan beni

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey saki, feleğin meyli (Pervâne’de: senin bir yudumuna meylim) beni toprakla bir etti; bak, devran beni ne hileyle yakalayıp toprak etti.

2. Ona kavuşursam söyleyecek çok sözüm var; çünkü her mecliste divan açılıp beni söylemiş (sözlerimi okumuş).

3. O hilal kaşlıyı benden sürekli uzak tutmasın; çünkü felek beni ona bitişik değil, hep başı dönük görmek ister.

4. Ayrılığında “varım” desem ney bile kulak vermezdi, eğer inilti ve feryat beni ona duyurmasaydı.

5. Devran cana mihnet kâsesini yer yer hep sunar; ey Refîkî, korkarım bir gün o kan beni tutar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Mecliste Açılan Divan

Şairin kendi şiirine dair bir ipucu, ikinci beyitte saklı gibidir. Âşığın sevgiliye söyleyecek çok sözü vardır, çünkü “her bezmde dîvân açılıp” onu söylemiştir. “Dîvân” hem divan meclisi hem de bir şairin şiirlerini topladığı kitaptır; meclislerde açılıp okunan bir divan, şairin sözlerini herkese söylemiş olur. Latîfî Refîkî’nin bir divanı olduğunu kaydeder; ama bu divan bugün bilinmiyor; şiirleri yalnız tezkirelerde ve nazire mecmualarında kalmıştır (şairin hayatı için Refîkî Ali Çelebi (İbrîzâde)). Beyit bu yüzden, kaybolmuş bir divanın meclislerde okunduğuna dair şairin kendi ağzından bir hatırlatma gibi okunabilir; ama bu, kelimenin iki anlamından çıkarılan bir yorumdur.

Öteki beyitler devranın zulmünü anlatır. Matlada âşık toprakla bir edilmiştir; Mecma‘ metninde bunun sebebi “meyl-i çerh”, feleğin eğilimi, Pervâne’de ise “meyl-i cür‘añ”, sakinin sunduğu yudumdur. Saki’ye hitap edildiği için Pervâne okuyuşu beyte daha iyi oturur. Üçüncü beyitte “peyveste” (bitişik) kelimesi, bitişik kaşlara da gönderme yapar: felek âşığı sevgiliye bitişik değil, hep başı dönük görmek ister. Dördüncü beyitte âşık o kadar erimiştir ki varlığını ancak iniltisiyle duyurabilir; ney bile ona inanmaz. Son beyitte “kan tutmak”, işlenen bir kanın insanı yakalaması anlamındaki deyimdir.

Vasfî ve Tâcîzâde Zeminleri

Mecma‘u’n-Nezâ’ir’de gazelin bulunduğu dizi Vasfî’nin “Bir meh-i nâ-mihr içün çerh itdi ser-gerdân beni / Gör nenüñ gibi gün içün saklamış devrân beni” gazeliyle açılır; Gazel 54 de aynı zemine aittir. Pervâne’de ise bu redifin zemini Amasyalı Tâcîzâde Câfer Çelebi’nin “Öldürür āḫir belālarla ġam-i hicrān beni” gazelidir. Son beyit Pervâne’de başkadır: “Cāna miḥnet kāsesin pür pür virür miḥnet müdām / Ey Refīḳī öldüriser sāḳī-i hicrān beni” (ayrılık sakisi beni öldürecek).

Kaynakça

Resmî kaynaklar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar