Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)
Yakdı yine hecr odına döne döne devrân beni
Dûd-ı dil-i şeydâ gibi hoş itdi ser-gerdân beni
Ol kadd ü ebrûdan benüm bîgâne oldugum bu kim
Yadlara mâyildür ola yâr eyleye bir ân beni
Bir Yûsuf-ı sânî bege kul olma yigdür bendeñe
Baht-ı sa‘îdüm itmedin Mısr iline sultân beni
Gayra degül öz kendüme sûz-ı derûnum yanayum
Hâkister itse germ olup ger âteş-i hicrân beni
Kalmadı gökde zerrece bir yir figân u nâleme
Ne güne saklar bilmezem bu gerdiş-i devrân beni
Kavl ü karârum yâr ile yolında hâk olmag idi
Bir yire iltür ‘âkıbet ol ‘ahd ü ol peymân beni
Câm-ı şarâb-ı ‘ışkdan ser-mest oldum çün Refîk
Mey-hânelerde istesün şimden girü yârân beni
Günümüz Türkçesiyle
1. Devran beni yine ayrılık ateşinde döne döne yaktı; çılgın gönlün dumanı gibi beni hoşça başı dönük etti.
2. O boydan ve kaştan yabancılaşmamın sebebi şu: o yabancılara meyleder; belki sevgili bir an beni de dost edinir.
3. Kulun için ikinci bir Yusuf olan bir beye kul olmak, mutlu bahtımın beni Mısır ülkesine sultan etmesinden yeğdir.
4. Ayrılık ateşi kızışıp beni kül etse de iç yangınımla başkası için değil, yalnız kendim için yanayım.
5. Gökte figanıma ve iniltime zerre kadar yer kalmadı; bilmem bu devranın dönüşü beni hangi gün için saklıyor.
6. Sevgiliyle sözüm ve kararım onun yolunda toprak olmaktı; o ahit ve o peyman beni sonunda bir yere ulaştırır.
7. Ben Refîk, aşk şarabının kadehinden sarhoş olduğuma göre, dostlar bundan sonra beni meyhanelerde arasın.
Edebî ve Tarihî Yorum
Yabancı Olmak İçin Yabancılaşmak
Âşık ikinci beyitte bir hileye başvurur. Âşık, sevgilinin boyundan ve kaşından uzak durmakta, ona yabancılaşmaktadır; sebebi açıktır: sevgili yabancılara meyleder. Âşık yabancı olursa, belki bir an onu da dost edinir. Bu ters mantık, divan şiirinde sevgilinin rakiplere ilgisi karşısında âşığın düştüğü çaresizliği sert bir nükteyle anlatır. Üçüncü beyit Yusuf kıssasını tersine çevirir: Yusuf köle olarak satılmış, sonra Mısır’a sultan olmuştu; Refîkî ise ikinci bir Yusuf olan bir beyin kulu olmayı Mısır’ın sultanlığından yeğ tutar. Mısır imgesi şairin bir başka gazelinde de makam ve güç simgesi olarak geçer (Gazel 42).
Beşinci beyit zemin gazelinin bir mısraına cevap verir. Vasfî’nin matlaı “Gör nenüñ gibi gün içün saklamış devrân beni” der; devran âşığı hangi gün için saklamıştır? Refîkî aynı soruyu kendi beytinde sorar: gökte iniltisine yer kalmamıştır, devran onu hangi gün için saklıyor bilmez. Altıncı beyitte “‘ahd ü peymân” (söz ve antlaşma) ifadesindeki “peymân”, kadeh anlamındaki “peymâne”yi de hatırlatır; son beytin meyhane ve kadeh sözleri bu çağrışımı tamamlar. Mahlas burada “Refîk” biçimindedir.
Vasfî Zemininde İkinci Nazire
Gazel, Mecma‘u’n-Nezâ’ir’de Refîkî’nin aynı zemine yazdığı “Meyl-i çerhüñ itdi sâkî” gazelinin (Gazel 53) hemen ardından, ayrı bir “Nazîre-i Refîkî” başlığıyla gelir. Mısralar uzun ve ağır bir remel vezniyle akar, redif olan “beni” yedi beyit boyunca âşığın hâlini tek tek sıralar. Pervâne Bey Mecmuası bu ikinci nazireyi vermez.
Kaynakça
- Edirneli Nazmî, Mecma‘u’n-Nezâ’ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 1637-1638, şiir no. 5031. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
Çevrimiçi kaynaklar





![Gazel 56 — Saña kıblem n’ola secde‿itse[ler] inkâr ehli](https://amasya05.com/storage/gallery/4b72c3731324c09a525a3d8012c6268f.jpg)
