Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün (remel)
Ben vatandan ayru dil senden cüdâ hâlüm ‘acîb
Düşdi gülşen gûşesinden dûr gûyâ ‘andelîb
Kıl nazar âyîneye gör kim ne zîbâ çihresin
Lîk şart it olmayasın ehl-i dîdâra rakîb
Derd-i ‘ışkuñ şol kadar itdi beni zâr u nizâr
Sohbetüm ma‘lûm olur ger olmayasın sen tabîb
Dir imişsin kim işigümden rakîb olsun ba‘îd
Kâşkî olaydı ol devlet müyesser ‘an-karîb
Gam yime itdiyse yâruñ gayra lutf u saña kahr
Hamdü li’llâh olmaduñ sen de Refîkî bî-nasîb
Günümüz Türkçesiyle
1. Ben yurdumdan ayrı, gönlüm senden ayrı; hâlim tuhaf: sanki gül bahçesinin köşesinden uzağa düşmüş bir bülbülüm.
2. Aynaya bak da yüzünün ne güzel olduğunu gör; ama seni görmek isteyenlere rakip olmayacağına söz ver.
3. Aşkının derdi beni öyle inleyen, öyle zayıf bir hâle getirdi ki sen hekim olmasan da hâlim söz açınca anlaşılır.
4. “Rakip eşiğimden uzak olsun” dermişsin; keşke o devlet çok yakında nasip olsa.
5. Ey Refîkî, sevgili başkasına lütuf, sana kahır gösterdiyse gam yeme; Allah’a şükür, sen de payından mahrum kalmadın.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gül Bahçesinden Uzak Bülbül
Gazel iki ayrılığı yan yana koyarak açılır: şair yurdundan, gönlü sevgiliden ayrıdır. Bu ikili gurbet, gül bahçesinin köşesinden uzağa düşmüş bülbül benzetmesiyle tek bir resme bağlanır. Refîkî’nin Amasyalı olduğu, ömrünün büyük kısmını Edirne ve İstanbul’da kâtiplikle geçirdiği bilinir; ama şiir bir yer adı vermez ve “vatan” sözünü buradaki genel anlamından öteye taşıyacak bir ipucu içermez. Aynı zemine yazdığı ikinci gazelin (Gazel 7) de “garîb” kafiyesiyle gurbet üzerinde durması, temanın bu nazire çiftinde bilinçli seçildiğini düşündürür.
İkinci beyit zarif bir uyarıdır. Sevgili aynaya bakıp kendi güzelliğini görebilir, ama kendine âşık olup kendisini görmek isteyenlerin rakibi hâline gelmemelidir. Üçüncü beytin ikinci mısraı kapalıdır; “sohbetüm ma‘lûm olur” sözü, âşığın konuştuğu anda hâlinin ortaya çıkacağı biçiminde anlaşılabilir, ama başka okumalar da mümkündür. Dördüncü beyitte rakibin eşikten uzaklaştırılması bir “devlet”, yani talih armağanı olarak beklenir; “ba‘îd” (uzak) ile “karîb” (yakın) kafiyede birbirini karşılar. Şairin adını taşıyan son beyit ise kahrı da bir pay sayar: sevgiliden gelen azar bile, hiç ilgi görmemekten iyidir.
Ulvî Zemini
Nazmî bu gazeli Ulvî’nin “Zülfüñi bâd-ı sabâ sinüñ çözeli ey habîb / ‘Itr ile ‘âlem dimâgını mu‘attar kıldı tîb” matlalı şiirinin nazireleri arasına koymuştur. Zemindeki rüzgârın çözdüğü zülüf ve âleme yayılan koku, Refîkî’de yerini yurt hasretine ve rakip kıskançlığına bırakır. Pervâne Bey’in derlemesinde karşılığı olmayan şiirin ardından, “Velehû” başlığıyla, aynı zemine ait ikinci bir gazel gelir.
Kaynakça
- Edirneli Nazmî, Mecma‘u’n-Nezâ’ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 215, şiir no. 452. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
Çevrimiçi kaynaklar






